Bayburt'ta Hüsame Köklü Kadın Eğitim Merkezi'nin temeli törenle atıldı

Baksı Müzesi ve Baksı Kültür Sanat Vakfı’nın sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda, Bayburtlu kadınların katkısını ve gücünü arttırmayı amaçladığı toplumsal projesi, ‘Hüsame Köklü Kadın Eğitim Merkezi’nin temel atıldı

Baksı Müzesi ve Baksı Kültür Sanat Vakfı, Bayburt ilinde yaşayan kadınların, üreterek ekonomik, sosyal ve kültürel yaşama etkin biçimde katılımını ve kadın istihdamını desteklemeyi amaçlayan Kadın Eğitim Merkezinin temelini törenle attı..

Baksı Kültür Sanat Vakfı kurucusu Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, Vakıf Başkanı Didem Duru, Girişim Kurulu Başkanı Rana Erkan Tabanca ve projenin mimarisini üstlenen Tabanlıoğlu Mimarlık’ın Kurucu Ortağı Melkan Gürsel ve Baksı Kadın Eğitim Merkezi Girişim Kurulu üyelerinin ev sahipliği yaptığı törene, Bayburt Milletvekili Orhan Ateş, Bayburt Valisi Mustafa Eldivan, Bayburt Belediye Başkanı Mete Memiş ve yöre halkı katıldı.

Baksı Kültür Sanat Vakfı’yla birlikte gönüllü bağışçıların nakdi ve ayni yardımlarının yanı sıra Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı’nın destekleriyle temeli atılan projenin, 100 milyon TL’lik yatırımla 2025 yılında tamamlanması bekleniyor. Kadın Eğitim Merkezi, Çoruh Nehri'nin kıyısında, arkasına Bayburt Kalesi'ni alan bir konumda, Türkiye'de toplumsal ve kültürel pek çok farklı alanda üretimde bulunan, yaptıklarıyla ilham veren yaratıcı gönüllülerinin fikirleri, iş birliği ve desteğiyle inşa ediliyor.

Daha önce Hüsame Köklü tarafından bağışlanan 800 metrekare arazi, Bayburt Belediyesi’nin katkılarıyla bu günkü yeri olan 8 bin metrekarelik alana taşındı. 8 dönüm arazi üstünde 2 bin 550 metrekarelik alana inşa edilecek merkezde, ilk etapta 100 devamında ise yaklaşık 1000 kadına eğitim verilerek istihdama katkı sağlanması hedefleniyor. Merkezde 7 atölye, 1 çok amaçlı salon, satış merkezi, kütüphane, kreş, kafeterya ve misafirhane gibi alanlar bulunacak. Yöre kadınlarının buradaki atölyelerde üreteceği yerel ürünlerin dünyaya pazarlanması imkânı sağlanacak.

Törende konuşan Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, “Bugün hep bir birlikte kadınların mücadelesinin ve umut ışığının Çoruh Nehri’nin kıyısından yükselişine tanıklık ediyoruz. İnanıyoruz ki bu proje Bayburt’un sınırlarını aşarak, Anadolu’nun diğer bölgelerinde de benzer projeler hayata geçirilmesi için ilham verici olacak.

Kadın kültürün taşıyıcısı ve sahip çıkanı. Bugün kadim kültürden ne kaldıysa daha çok kadınlar onu korumuşlardır. Şahsen ben de bu projeyi bu nedenle kadınlara emanet ettim. Kadınların başardığı bir proje olacak. Bu projedeki tüm girişim kurulumuz kadınlardan oluşuyor. Kadınının hak ettiği toplumsal ve ekonomik gücü geri kazandıracak bu projeye inananların, gönül verenlerin desteğiyle ilk adımı atmış olmaktan dolayı çok mutluyuz.

Bu vesileyle tüm destekçilerimize teşekkür etmek ve bir kez daha kadının hak ettiği toplumsal ve ekonomik gücü geri kazandıracak bu projenin hayata geçirilmesi için destek çağrısında bulunmak istiyorum. Bayburt’ta atılacak doğru bir adımla Anadolu kadınını güçlendirmeyi amaçlayan bu önemli girişim ile; devletten STK’lara, özel sektörden bireysel destekçilere kadar tüm herkesi, iş birliğine, beraber düşünmeye ve dayanışmaya çağırıyoruz” diye konuştu.

Kadınları üreten ve yetkili bir pozisyona getirmek için kurumsallaşma ve eğitim sürecini işletmeye koyduklarını, projenin amacının kadını kendi birikimiyle üretime katmak ve bu birikimden yola çıkarak bir dünya markası oluşturmak olduğunu belirten Baksı Kültür Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Didem Duru ise şunları söyledi:

“Eğitim merkezinde aynı zamanda kadınlara yönelik bilgisayar, aile ekonomisi, e-ticaret, tasarım ve hijyen konularında eğitimler verilecek. Merkezde kadınlar bir işi en başından kendi başlarına ele alıp, özgün bir biçimde üretip onu pazara sunacaklar. Kooperatifleşmeyi öğrenecekler.

Merkezde geleneksel dokuma ehram, kilim, halı ve el sanatları ürünleri üretilecek. Kadınlar, gelenekten, yola çıkarak üretecek. Doğal boyalı malzeme ve iplik kullanacaklar. Tüm üretimler el yapımı olacak. Hazırlanacak ürünleri güncel tasarımcılar tasarlayacak ve Baksı markası ile hem Türkiye hem de Avrupa pazarına sunulacak.

Umuyoruz ki gerekli desteklerle birlikte 2025'te üretime başlayacağız ve Bayburt'tan dünyaya büyük bir marka çıkacak. Bunun için malzememiz olan gelenek, motif hafızamız, zevk hafızamız ve gelecek bilgimiz bunu şekillendirecek.”

Girişim Kurulu Başkanı Rana Erkan Tabanca ise, “Bir kadın mimarın çizdiği, her biri muazzam kadınlardan oluşan girişim kurulumuz tarafından hayata geçmekte olan bu örnek proje ile binlerce kadın taçlanacak ve yepyeni ufuklara doğru kanatlanacaklar. O muazzam kadınlardan birisi de kızım Selina. Biz Baksı’da anne kız olarak görev alıyoruz. Bugün ben, yarın Selina bu iyilik bayrağını taşımaya devam edecek. Bugün aynı zamanda onların geleceğine bir tohum atıyoruz. Bu proje yarının güçlü kadınlarını doğuracak” dedi.

Yörenin sağladığı kaynaklar, geleneğin yaşatılması ve kişisel potansiyelin geliştirilmesi, kadının sosyal ve ekonomik yaşamına artı değer kazandırmak hedefiyle geliştirilen, geniş yelpazeli bir programı bünyesinde barındıracak olan Baksı Hüsame Köklü Kadın İstihdam Merkezi, Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından yerel mimari değerlere saygı çerçevesinde, iklim ve coğrafi koşullar gözetilerek tasarlandı. Proje tasarımı 2017 yılında mimari ödül programı MIPIM AR Future Awards ‘Sivil ve Kamu Binası’ kategorisinde ödül aldı.

Kadın için böylesine önemli bir projede yer almaktan mutluluk ve gurur duyduğunu ifade eden ve projenin mimarisi hakkında açıklamalarda bulunan Tabanlıoğlu Mimarlık Kurucu Ortağı Melkan Gürsel ise “Kadınların bir arada üretecekleri ve bilgiyi bir sonraki nesle aktarmanın teşvik edildiği bu organizasyon, yerel kültürün ve özgün değerlerin yaşamasına ve çağdaş imkanlarla gelişmesine vesile olacağı umudunu taşıyor.

Mimari bağlamda bu gönüllü hikâyenin izini süren “yapı” alçakgönüllü, işlevsel, uyumlu ve kapsayıcı olma kriterleri ile biçimlendi. Yerel yapı kültürüne uygun ancak çağdaş yöntem ve imkanlarla tasarlanan çok işlevli yapının alanları kullanıma göre biçimlendi ve konumlandırıldı.

Yapının formu duygusal bağlamda güven oluştururken, uyumlu görselliğiyle bulunduğu yerin bir parçası olmasını, dolayısıyla burada yaşayanlar için benimsenmesi ve sahip çıkılması kolaylaştırıyor. Doku, malzeme ve ölçeği ile fiziki çevresinin ve gündelik yaşamın bir uzantısı olarak, tüm kadınları bu yapılanmanın bir parçası olmaya davet ediyor” diye konuştu. 


Benzer Haberler & Reklamlar