Aspendos Antik Kenti'ndeki arkeoloji kazılarında arkeologlar, yeni bir mezarlık keşfetti. Yeni nekropol alanı, Aspendos'un klasik dönemine ilişkin arkeolojik bilgi birikimini genişletiyor. Doğu Nekropolisi'nde açılan ilk mezarda sikkeler, seramik kap ve çeşitli mezar buluntuları ortaya çıktı. Bakanlık kanalından yapılan ilk resmi açıklamaya göre, mezarda gömülü kişinin atletik faaliyetlerle ilişkili olabilir. Medya ise olayı "güreşçi mezarı bulundu" şeklinde yorumlamayı tercih etti.
Aspendos'un Doğu Nekropolisinde 2 bin 400 yıllık mezar bulundu
Antalya'daki Aspendos Antik Kenti'nde ilk kez tespit edilen Doğu Nekropolisi'nde, MÖ 5. yüzyılın son çeyreği ile MÖ 4. yüzyıl arasına tarihlenen sandık tipi bir mezar ortaya çıkarıldı. Mezarda bulunan, üzerinde güreşçi tasvirleri yer alan Aspendos sikkeleri ve diğer buluntular, mezar sahibinin sporla ilişkilş olabilceğine yorumlandı.
Aspendos'un klasik dönemine ait yeni bir mezarlık alanı

Pamphylia'nın önemli kentlerinden Aspendos'ta sürdürülen arkeolojik kazılarda, kentin daha önce bilinmeyen bir nekropol alanı ortaya çıkarıldı. Doğu Nekropolisi olarak adlandırılan alanda açığa çıkarılan sandık tipi mezar, MÖ 5. yüzyılın son çeyreği ile MÖ 4. yüzyıl arasına tarihleniyor.
Yaklaşık 2 bin 400 yıllık mezarın en ilgi çekici yönlerinden biri, yalnızca gömü yapısını ortaya çıkarması değil, Aspendos'un klasik dönem yerleşiminin doğu kesimindeki ölü gömme düzenine ilişkin yeni arkeolojik veriler sağlaması.
Yeni nekropol alanı, Aspendos'un klasik dönemine ilişkin arkeolojik bilgi birikimini genişletiyor.
Aspendos, Pamphylia'nın önde gelen kentlerinden biri olarak Köprüçay'ın (antik Eurymedon) kıyısındaki stratejik konumuyla gelişmişti. Kentin klasik dönemine ilişkin bilgiler arasında sikkeler ve yazıtlar önemli bir yer tutuyor. Aspendos'un klasik dönem sikkelerinde kentin yerel adının *Estvediys/Estvediya* biçiminde görülmesi de kentin Pamphylia'daki yerel kimliğine ilişkin önemli veriler sağlıyor.
Doğu Nekropolisi'ndeki mezar ise bu tarihsel çerçeveye farklı bir veri grubu ekliyor: Ölü gömme uygulamaları ve mezar bağlamı.
Sandık tipi mezarın mimarisi, gömü biçimi ve mezarla birlikte bırakılan eşyaların tamamının birlikte değerlendirilmesi, Aspendos toplumunda bireylerin nasıl gömüldüğü, mezarlara hangi nesnelerin bırakıldığı ve bu nesnelerin toplumsal kimlikle ilişkisi konusunda yeni araştırmalar yapılmasına imkan sağlayabilir.
Kazı ekibinin mezardaki tüm buluntular üzerinde gerçekleştireceği ayrıntılı çalışmalar, güreşçi tasvirli sikkelerin mezara neden bırakıldığı sorusunun yanıtlanması açısından da önem taşıyor.
Mezarda ele geçirilen buluntular arasında, üzerinde güreşçi figürlerinin bulunduğu Aspendos sikkeleri de yer alıyor. Bu buluntu, mezara bırakılan eşyaların ölen kişinin kimliği, toplumsal konumu veya yaşamındaki belirli faaliyetlerle ilişkili olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.
Mezarda kim gömülüydü?

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından mezardaki buluntuların, burada defnedilen kişinin sporla ilişkili, hatta Aspendoslu bir güreşçi olabileceğine işaret ettiğini belirtti.
Bakan Ersoy'un değerlendirmesi, şu aşamada, kesin bir kimlik tespiti olarak değil, arkeolojik buluntular üzerinden ortaya çıkan bir olasılık ama medyanın hberlerine "güreşçi mezarı bulundu" başlığı atması içinn yeterli.
Güreşçi tasvirleri Aspendos için sürpriz değilMezarda bulunan sikkelerin üzerindeki güreşçi tasvirleri özellikle dikkat çekici. Çünkü güreş, Aspendos'un klasik dönem sikke repertuvarının en tanınmış unsurlarından biri.
Aspendos'un MÖ 4. yüzyıla ait gümüş staterlerinin ön yüzünde iki güreşçinin karşılaşması, arka yüzünde ise sapan kullanan bir figür bulunuyor. Sikkelerde kentin adı Pamphylia dilindeki biçimiyle de yer alıyor. Güreşçi tipinin Aspendos sikkelerinde MÖ 4. yüzyılda ortaya çıktığı ve uzun süre kullanıldığı biliniyor.
**********************************************************************************,
ASPENDOS'UN SİKKELERİAspendos'un en tanınmış sikkeleri arasında, ön yüzünde karşı karşıya gelmiş iki çıplak güreşçinin tasvir edildiği gümüş staterler bulunuyor. Bu tip sikkeler yaklaşık MÖ 4. yüzyılın başlarından itibaren ortaya çıkıyor ve seri, 4. ve 3. yüzyıllar boyunca farklı varyasyonlarla basılmaya devam ediyor. Nümismat Oğuz Tekin, Aspendos'un “güreşçi” tipindeki staterlerinin 3. yüzyılın sonlarına doğru sona erdiğini belirtiyor.
Tipik bir Aspendos staterinde ön yüzde iki güreşçi birbirleriyle mücadele ederken, arka yüzde sapan kullanan bir figür görülüyor. Arka planda ya da figürün yanında ise kentin simgelerinden triskeles yani üç bacaklı sembol yer alabiliyor. Sikkelerde kentin adı da Pamphylia dilindeki biçimiyle ΕΣΤFΕΔΙΙΥΣ (Estwediyus/Estwediiys) olarak karşımıza çıkıyor.
Bu sikkelerin önemli bir özelliği, yalnızca “güreşçi resmi taşıyan para” olmaları değil, agonistik (yarışmacı/sporla ilişkili) bir ikonografi sergilemeleri. Tekin'in çalışmasında güreşçi tiplerinin bu niteliği özellikle vurgulanıyor.
Sikkelerin çoğu yaklaşık 10,5-11 gram ağırlığında ve 22-24 milimetre çapında gümüş staterler olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin Avustralya Ulusal Üniversitesi koleksiyonundaki bir Aspendos stateri 10,90 gram ağırlığında ve 23 milimetre çapında; MÖ 400-300 arasına tarihleniyor.

**********************************************************************************,
Bu nedenle mezarda güreşçi betimli Aspendos sikkelerinin bulunması, kentin spor kültürü açısından dikkate değer bir veri oluşturuyor. Ancak tek başına bu tasvirlerin mezar sahibinin gerçekten bir güreşçi olduğunu kanıtladığını söylemek mümkün değil.
Aspendos sikkelerindeki güreşçilerin neden tercih edildiği de kesin olarak açıklanmış değil. Akademik ve nümismatik değerlendirmelerde, tasvirlerin kentteki bir atletik başarıya veya Aspendos'un bir Panhellenik oyunlardaki başarısına gönderme yapmış olabileceği öne sürülüyor; ancak bu yorum kesinleşmiş bir tarihsel bilgi niteliğinde değil
Aspendos'un en karakteristik klasik dönem sikkelerinden olan gümüş staterlerde iki güreşçi karşı karşıya betimlenir. Arka yüzde ise genellikle sapan kullanan bir figür ve kentin simgelerinden biri olan üç bacaklı *triskeles* bulunur. Sikkelerdeki güreşçi tipinin MÖ 4. yüzyılda kullanılmaya başladığı bilinir
Güreşçi figürlerinin kent açısından özel bir anlam taşıdığı düşünüldüğünde mezarda aynı ikonografiye sahip sikkelerin bulunması, önemli bir araştırma ipucu olmakla birlikte tek başına mesleki kimlik kanıtı olarak görülmemelidir.
Mezar sahibinin gerçekten bir sporcu veya güreşçi olup olmadığı, mezardaki diğer buluntuların ayrıntılı değerlendirilmesiyle daha güçlü biçimde tartışılabilecek.
Yaşar İliksiz - arkeolojikhaber.com


Karnında bebeğiyle gömülen 8 aylık hamile 9 bin yıllık kadın mezarı bulundu
Aspendos'ta yeni mezarlık keşfedildi, açılan ilk mezar bir 'sporcuya' ait olabilir
Yalvaç'ta arkeologlar 1500 yıllık Danyal Peygamber tasvirli eşsiz bir kap buldu
Osmanlı devrinden bugüne süren Hattuşa arkeoloji kazılarında 5 ülke emek veriyor