Hattuşa’da Asur Ticaret Kolonileri Çağı’na Ait 16 Büyük Küp Bulundu

Çorum’un Boğazkale ilçesindeki Hattuşa Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda, yaklaşık 3 bin 800 yıl öncesine tarihlenen bir depolama ve ticaret merkezinin izleri ortaya çıkarılıyor. Büyükkale Kuzeybatı Yamacı’nda tespit edilen yapıda, Asur Ticaret Kolonileri Çağı’na ait 16 büyük küp bulundu. Teraslama yöntemiyle yamaca yerleştirilen küplerin, Orta Tunç Çağı’nda tarımsal ürünlerin ve erzakların depolanmasında kullanıldığı değerlendiriliyor.

Hattuşa’nın Hitit öncesi ticaret merkezine yeni kanıt
UNESCO Dünya Kültür Mirası ve Dünya Belleği listelerinde yer alan Hattuşa Ören Yeri, yaklaşık 8 bin yıllık geçmişiyle Anadolu’nun en önemli arkeolojik merkezlerinden biri. Yaklaşık 7 kilometrelik surlarla çevrili antik kentin 2 kilometrekarelik yerleşim alanında, Kalkolitik Çağ’dan Bizans ve Roma dönemlerine kadar uzanan farklı kültürlerin izleri bulunuyor.

Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından Prof. Dr. Andreas Schachner başkanlığında 2006’dan bu yana sürdürülen kazıların bu yılki önemli sonuçlarından biri, Kral Sarayı ile Büyük Tapınak arasındaki Büyükkale Kuzeybatı Yamacı’nda elde edildi. Dik yamaca teraslama yöntemiyle yerleştirilen 16 büyük küpün ortaya çıkarıldığı alanda kazılar devam ediyor.

Kazı Başkanı Schachner, yapının milattan önce 1800-1750 yıllarına, yani Asur Ticaret Kolonileri Çağı’na tarihlendirilebileceğini belirtti. Hititlerden önce “Hattuş” adıyla anılan kentte Asurlu tüccarların bir kolonisi bulunduğunu hatırlatan Schachner, yeni keşfin bu ticari yapılanmanın depolama alanlarından biriyle ilişkili olabileceğini ifade etti.

Yamaca teraslanan büyük depolama yapısı
Ortaya çıkarılan yapının, dönemin ticari hayatında önemli bir işleve sahip olduğu düşünülüyor. Schachner’in verdiği bilgilere göre büyük küpler, Orta Tunç Çağı’nda Karum döneminde tarlalardan elde edilen ürünlerin ve çeşitli erzakların biriktirilerek depolanmasında kullanılıyordu.

Yapının yamaca kurulmuş olması ise dönemin mimari ve mühendislik anlayışına ilişkin önemli veriler sunuyor. Depolama binasının batı bölümünde, yamaca gömülerek ve basamaklandırılarak oluşturulan teraslar üzerinde küplerin yerleştirildiği belirlendi.

Schachner, Büyükkale Kuzeybatı Yamacı’nın yaklaşık 30 metre kuzeydoğusunda 1960’lı yıllarda benzer özelliklere sahip başka bir yapının da bulunduğunu belirtti. Yeni buluntuların, Hattuş kentinin Hitit öncesindeki ticari ve ekonomik organizasyonunu anlamaya katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.

Ancak yapının tarihsel süreçte meydana gelen büyük bir heyelan nedeniyle tahrip olması, araştırmaları güçleştiriyor. Heyelan yalnızca yapının mimarisine değil, küplerin korunma durumuna da zarar verdi. Küplerin üst bölümlerinin önemli kısmının ortadan kalkması nedeniyle gerçek kapasiteleri henüz belirlenemiyor.

Heyelan, depolanan ürünlerin izlerini de sildi
Kazı ekibi şu ana kadar 16 küp tespit etmiş durumda. Bununla birlikte yapının batıya doğru devam ettiği düşünülüyor. Bu nedenle kazılar, alanın tamamını ortaya çıkarmak amacıyla tabakalar halinde sürdürülecek.
Schachner, yapının kuzey bölümünün heyelandan ciddi biçimde zarar gördüğünü ve bu nedenle deponun gerçek boyutlarının henüz belirlenemediğini aktardı. Küplerin ne kadar yüksek olduğu ve toplam depolama kapasitesi de bu tahribat nedeniyle bilinmiyor.

Küplerin içerisinde depolanan ürünlere ilişkin doğrudan bir bulguya ise henüz rastlanmadı. Heyelan sonrasında küplerin içlerinin kum, çamur, taş ve çeşitli molozlarla dolduğu belirlendi. Depolanmış ürünlerin izlerinin bu süreçte büyük ölçüde yok olduğu düşünülüyor.

Buna rağmen kazı ekibi, küplerin tabanından alınan toprak örnekleri üzerinde botanik araştırmalar gerçekleştirecek. Toprakların yıkanarak olası tohumların ayrıştırılması planlanıyor. Bu çalışmaların, yaklaşık 3 bin 800 yıl önce depolama merkezinde hangi tarımsal ürünlerin muhafaza edildiğine ilişkin yeni bilgiler sağlaması bekleniyor.

Yeni buluntular, Hattuşa’nın yalnızca Hitit dönemindeki başkentlik geçmişine değil, Hititlerden önceki ticari ve ekonomik yapısına da ışık tutuyor. Aynı zamanda yamacın tarih boyunca yaşadığı heyelanlar, farklı dönemlerde aynı alanda yapılaşan toplulukların doğal çevreyle ilişkisini de ortaya koyuyor.


Benzer Haberler & Reklamlar