Burdur'un Gölhisar ilçesine bağlı Evciler Köyü, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, antik çağlardan günümüze uzanan kültürel katmanlarıyla da dikkat çekiyor. Likya'nın kuzey sınırında, Hititlerin Arzawa olarak tanımladığı coğrafyada yer alan köy; antik kalıntıları, geleneksel yaşam biçimi, Yörük kültürü ve zengin doğal mirasıyla Anadolu'nun yaşayan hafızasını koruyan önemli yerleşimlerden biri olmayı sürdürüyor.

Anadolu'nun her köşesi geçmiş uygarlıkların bıraktığı izlerle doludur. Ancak bazı yerleşimler vardır ki tarih, yalnızca kazılarla değil, insanların belleğinde, yer adlarında ve gündelik yaşamın içinde yaşamaya devam eder. Burdur'un Gölhisar ilçesine bağlı Evciler Köyü de bu yerleşimlerden biridir. Antalya, Fethiye ve Pamukkale üçgeninin ortasında, Gölhisar'ın 13 kilometre güneyinde bulunan köy; Dalaman Çayı'nın şekillendirdiği bereketli vadinin yamaçlarında, Tezbeleni boyunca basamaklar halinde sıralanan evleriyle ziyaretçilerini karşılar.
Kuzeyinde Gölhisar, batısında Çakmak, güneybatısında Asmalı, güneyinde Koçaş Dağları, doğusunda ise eski Kuşdili yer alan Evciler, tarih boyunca stratejik olduğu kadar doğal açıdan da dikkat çeken bir coğrafyada kurulmuştur. Antik çağlarda doğal güzellikleriyle ün yapan Likya Bölgesi'nin kuzeyinde bulunan köy, Hitit kaynaklarında "Arzawa" ya da "Ormanlık Ülke" olarak tanımlanan coğrafyanın sınırları içinde yer alır. Bugün Gölhisar'ın orman köylerinden biri olan Evciler, geçmişin izlerini sessizce günümüze taşımaktadır.
Avcıların Kurduğu Yerleşimden Günümüz Köyüne
Evciler adının ortaya çıkışı, yörede kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü anlatılarla açıklanır. Rivayete göre Çameli yöresinden gelen iki avcı, Koçaş Dağı'nda dağ keçisi avladıkları sırada ağır kış şartları nedeniyle geri dönemeyince Demirci-Kırıkbaşı mevkisinde ağaç kabuklarından küçük bir barınak inşa eder. Zamanla burayı beğenen avcılar ailelerini de yanlarına getirerek kalıcı bir yaşam kurar. Yeni yerleşim, çevrede yaşayan diğer ailelerin de katılımıyla büyür.

Aynı dönemlerde bugünkü Eskiköy olarak bilinen eski yerleşim alanı ise sık sık yaşanan sel baskınları, bataklıkların oluşturduğu sivrisinek yoğunluğu, sıtma salgınları ve içme suyu sıkıntısı nedeniyle terk edilmeye başlanır. Halk, "Avcıların kaldığı yere gidelim" diyerek yeni yerleşime taşınır ve böylece Evciler'in çekirdek yerleşimi oluşur. Cumhuriyet döneminde Soyadı Kanunu'nun yürürlüğe girdiği yıllarda Avcılar olarak bilinen bu yerleşim, bugünkü Evciler adını alır.
Köye ulaşım da tarih boyunca bölgenin önemli geçiş yollarıyla bağlantılı olmuştur. Fethiye-Pamukkale karayolu üzerinde, Gölhisar ile Altınyayla arasındaki güzergâhta yer alan Evciler, ana yoldan yaklaşık beş kilometre içeridedir. Günümüzde köyün mahallesi konumundaki Evciler Depremevleri ise doğrudan karayolu üzerinde bulunmaktadır.
Antik İzler ve Kibyra'nın Gözetleme Noktaları
Her ne kadar Evciler'de günümüze ulaşmış anıtsal bir yapı bulunmasa da köy çevresindeki arkeolojik veriler bölgenin çok daha eski dönemlerden beri iskân edildiğini gösteriyor. Köylülerin "Eskiköy" adını verdiği alanda görülen sütun parçaları, keramik buluntuları, düzgün kesme taş bloklar ve duvar izleri, antik çağlara uzanan bir yerleşimin varlığına işaret ediyor.

Köyün yukarısındaki ve halk arasında "Ören" olarak bilinen bölgede eski su sistemlerine ait pişmiş toprak künklerin bulunması, burada gelişmiş bir yerleşim düzeninin varlığına dair önemli ipuçları sunuyor. Bunun yanında Evciler Yaylası üzerindeki "Asar" ve "Asker Evi" adıyla bilinen tepelerde görülen harabeler, bölgenin savunma sistemleri açısından da dikkat çekici özellikler taşıyor.
19. yüzyılda Anadolu'yu gezen Fransız arkeolog ve seyyah Charles Texier, ünlü Küçük Asya adlı eserinde Kibyra çevresinde yer alan "25 Kibyra kalesi"nden söz eder. Araştırmacılara göre köylülerin bugün "Asker Evi" olarak adlandırdığı kalıntılar, Texier'in bahsettiği bu gözetleme ve savunma noktalarından biri olabilir. Bölgeye hâkim sivri tepeler üzerinde yer alan duvar kalıntıları ile beş ayrı gözetleme kulesine ait olduğu düşünülen yapı izleri, Evciler'in yalnızca kırsal bir yerleşim değil, aynı zamanda antik ulaşım ve savunma ağının önemli halkalarından biri olabileceğini düşündürüyor.
Antik sütün
Yakın zamana kadar ayakta kalan kulelerin, çobanlar tarafından barınak olarak kullanıldığı; ancak zaman içerisinde büyük ölçüde yıkıldığı belirtiliyor.
Selçuklu İzlerinden Günümüz Yaşamına
Evciler'in tarihsel birikimi yalnızca antik dönemle sınırlı değildir. Köyün bugün karayolu üzerinde bulunan Evciler Depremevleri'nin inşa edildiği alanda, orman yolu açma çalışmaları sırasında Selçuklu dönemine tarihlenen seramik mezarlar, yapı temelleri, insan iskeletleri ve köylülerin "penez" adını verdiği eski sikkelere rastlanmıştır. Bu buluntular, bölgenin Türklerin Anadolu'ya yerleşmesinden sonra da kesintisiz biçimde iskân edildiğini göstermesi bakımından önem taşır.
Eskiköy olarak bilinen eski yerleşimin, Türk dönemindeki ilk yerleşimlerinin yaklaşık 450 yıl öncesine uzandığı kabul edilmektedir. Dirmil Köprüsü'nün yaklaşık 300 metre güneyinde yer alan bu yerleşim, zamanla yaşanan sel baskınları, su kaynaklarının yetersizliği ve bataklıkların çoğalmasıyla birlikte sıtma tehdidinin artması nedeniyle terk edilmiş; halk bugünkü Evciler'e taşınmıştır. Böylece köy, doğal koşulların şekillendirdiği yeni bir yerleşim düzeni kazanmıştır.
Osmanlı arşiv kayıtları da bu gelişimi doğrular niteliktedir. XVII. yüzyılda oldukça geniş bir coğrafyaya yayılan Gölhisar Kazası'nın köyleri arasında Evciler adına rastlanmazken, köyün adı ilk kez 1845 tarihli kayıtlarda "Evciler Karyesi" olarak geçmektedir. Aynı yıl hazırlanan nüfus kayıtlarına göre köyde 43 hanede yaklaşık 215 kişi yaşamaktaydı. Yakın tarihte ise 18 Haziran 1990 depremi köyün yaşamını yeniden değiştirmiş; evleri ağır hasar gören ailelerin büyük bölümü 2005 yılından itibaren Çağılarası mevkiinde inşa edilen Evciler Depremevleri'ne yerleşmiştir.
Doğayla İç İçe Üretim Kültürü
Bugün Evciler'in ekonomik yapısını ormancılık, tarım ve hayvancılık oluşturur. Dalaman Çayı'nın suladığı Bük, Çağılarası, Ilgındere, Kocabük, Kocatarla, Tezbeleni, Yargıranı ve Zincirlikuyu ovalarında yaklaşık 2 bin 500 dönümlük tarım arazisi bulunmaktadır. Köydeki bahçelerde özellikle elma yetiştiriciliği öne çıkarken, bazı aileler büyükbaş hayvancılık yaparak süt üretimini kooperatifler aracılığıyla değerlendirmektedir. Evciler Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ise ağırlıklı olarak ormancılık faaliyetlerinde rol üstlenmektedir. Son yıllarda seracılığın yaygınlaşması, köy ekonomisine yeni bir üretim alanı kazandırmıştır.
Eğitim düzeyi açısından da dikkat çeken köyde okuryazarlık oranı yüzde 97'ye ulaşmaktadır. Taşımalı eğitim sistemine geçilmesiyle ilköğretim okulu aktif eğitim vermese de okul binası köy yaşamının sosyal merkezi olmayı sürdürmektedir. Düğünler, asker uğurlamaları ve çeşitli toplumsal etkinlikler bu alanda yapılmaktadır. 2025 yılı itibarıyla 291 nüfusa sahip köyde sağlık ocağı da hizmet vermeye devam etmektedir.
Yaşayan Kültürel Anıt Ağaç Ulusedir
Mirasın İzleri
Evciler'i farklı kılan en önemli özelliklerden biri, arkeolojik miras ile yaşayan kültürel geleneklerin iç içe geçmiş olmasıdır. Bazı evlerin bahçelerinde antik dönem sütunlarının bulunması, geçmiş uygarlıkların izlerinin gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini gösterir. Köy, Gölhisar çevresinde tahıl ambarlarının en yoğun görüldüğü yerleşimlerden biridir. Geçmişte hemen her evde bulunan bu ahşap ambarlar, kırsal mimarinin özgün örnekleri arasında yer alır.
Köy girişindeki Ulusedir ya da diğer adıyla Ulukünar, Gölhisar yöresinin en yaşlı sedir ağacı olarak kabul edilir. Ayrıca Evciler Yaylası'nda bilimsel incelemeler yapılması halinde anıt ağaç niteliği taşıyan karaçam, ardıç ve meşe örneklerinin bulunduğu ifade edilmektedir. Bu doğal miras, köyün biyolojik çeşitliliğini olduğu kadar kültürel hafızasını da yansıtır.
Yörük kültürünün izleri de Evciler'de yaşamaya devam etmektedir. Çul ve çuval dokumacılığı, kolan örücülüğü, üzerlik yapımı ve halıcılık sınırlı da olsa sürdürülmektedir. Geleneksel düğünlerde gerçekleştirilen "Kurşun Taşı" adı verilen silah atma yarışmaları, geçmişten bugüne ulaşan yerel gelenekler arasında yer alır. Yakın geçmişe kadar düzenlenen sürek avlarının ardından köy meydanında tavşan etli bulgur pilavı pişirilmesi ise toplumsal dayanışmanın önemli örneklerinden biri olarak hafızalarda yaşamaktadır.
Evciler Yaylası yolundaki "Eren" mevkii ise Anadolu'nun eski inanç katmanlarını günümüze taşıyan dikkat çekici alanlardan biridir. Geçmişte insanlar burada üç taş atar, ulu ağaca çaput bağlayarak sağlık, çocuk sahibi olma ya da evlilik dileğinde bulunurlardı. Şamanist geleneklerle ilişkilendirilen bu uygulamalar, Anadolu'da inanç sürekliliğinin önemli örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Dalaman Çayı
Dalaman Çayı'nın beslediği vadi, Evciler Göleti ve Hacet Gölü çevresi günümüzde doğa yürüyüşleri, balıkçılık ve kırsal turizm açısından önemli potansiyel taşırken, köyün yetiştirdiği sipsi ustası Tuncay Türen ile bağlama, davul ve zurna sanatçısı merhum Tamer Kaya da Evciler'in kültürel belleğine katkı sunan isimler arasında yer alır.
Arkeolojik kalıntıları, tarihsel sürekliliği, Yörük kültürü, doğal zenginlikleri ve yaşayan gelenekleriyle Evciler, yalnızca Burdur'un değil, Anadolu'nun çok katmanlı kültürel peyzajını yansıtan özgün yerleşimlerden biridir. Bilimsel araştırmaların artmasıyla birlikte köyün barındırdığı arkeolojik potansiyelin daha görünür hale gelmesi, bu sessiz Anadolu köyünün geçmişine ilişkin yeni bilgilerin gün ışığına çıkmasına katkı sağlayacaktır.
Haber: Yusuf Erkan


Kadim Anadolu'nun Sessiz Tanığı: Evciler Köyü
Antandros 2. Antik Fest, Kültürel Mirası Geleceğe Taşıyan Etkinliklerle Başladı
Norveç'te bulunan Orta Çağ yüzüğü arkeologlara göre tam bir rüya keşif!
Sümela Manastırı Bakım ve Güvenlik Çalışmalarının Ardından Yeniden Ziyarete Açıldı