Toroslar'ın Kayıp Üzümleri 25 Yıllık Araştırmayla Yeniden Gün Yüzüne Çıktı

Antalya'nın Elmalı ilçesinde bağcılık yapan Burak Özkan, Toroslar'ın yüksek kesimlerinde 25 yıldır sürdürdüğü araştırmalar sonucunda unutulmaya yüz tutmuş 17 yerel üzüm çeşidini kayıt altına aldı. Yaşlı asmaların izini süren çalışmalar, Anadolu'nun binlerce yıllık bağcılık mirasının korunması, genetik çeşitliliğin belgelenmesi ve kültürel sürekliliğin gelecek kuşaklara aktarılması açısından dikkat çekici bir örnek oluşturuyor.

Toroslar'ın Yaşlı Asmaları Geçmişin İzlerini Taşıyor
Antalya'nın tarihi bağcılık merkezlerinden Elmalı'da üretim yapan Burak Özkan, yaklaşık çeyrek asırdır Toros Dağları'nın yüksek rakımlarında sürdürdüğü saha araştırmalarıyla bölgenin yerel üzüm çeşitlerini yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Dağ köylerinde, eski yerleşim alanlarında ve yöre halkının yönlendirdiği noktalarda araştırmalar yürüten Özkan, unutulmaya yüz tutmuş yaşlı asmaları kayıt altına alarak bağcılık literatürüne kazandırıyor.

Çalışmaların odağında, yörede "evli asmalar" olarak bilinen ve uluslararası literatürde "married vines" adıyla tanımlanan, dut, incir ve pınar gibi ağaçlara sarılarak yüzyıllardır yaşamını sürdüren asmalar bulunuyor. Çobanlar ve yerel üreticilerle görüşerek 200 ila 300 yıllık örneklere ulaşan Özkan, bu asmalardan aldığı çubukları fidanlıklarda çoğaltıyor ve hastalıklara dayanıklı anaçlar üzerine aşılayarak koruma altına alıyor.

Acı Kara üzümüyle başlayan araştırmalar zaman içinde genişledi. İlk etapta yaklaşık 30-40 farklı üzüm tipi belirlenirken, uzun yıllar süren seleksiyon çalışmaları sonucunda bunların içinden 17 yerel çeşidin öne çıktığı belirlendi. Bu çeşitlerin bir bölümü tescil edilirken, sekizinin tescil süreci devam ediyor; diğerleri için ise hazırlık çalışmaları sürdürülüyor.

DNA Analizleri Anadolu'nun Genetik Zenginliğini Ortaya Koyuyor
Bulunan üzüm çeşitlerinin bilimsel olarak doğrulanabilmesi için DNA analizleri gerçekleştiriliyor. İlk karşılaştırmalar Türkiye'deki yaklaşık 1400 kayıtlı üzüm çeşidiyle yapılıyor. Eşleşmeyen örnekler ise ileri analizler için İsviçre'ye gönderiliyor ve burada dünyanın yaklaşık 4 bin üzüm çeşidiyle karşılaştırılıyor.

Bu araştırmalar yalnızca yeni çeşitlerin belirlenmesini sağlamıyor; aynı zamanda tarih boyunca üzümün yayılım yollarına ilişkin önemli ipuçları da sunuyor. Elmalı'nın dağlarında bulunan bazı örneklerin tarihsel "yılan üzümü" ile akrabalık gösterdiği, bazılarının ise İsrail veya Moldova'daki çeşitlerle genetik benzerlik taşıdığı tespit edilebiliyor.
Bilinen çeşitlere yeni isim verilmediğini belirten Özkan, mevcut yerel adların korunduğunu, yalnızca daha önce kayıt altına alınmamış türlerin "Anadolu üzümü" kimliğiyle literatüre kazandırıldığını ifade ediyor. Geçtiğimiz yıl tescillenen beyaz bir çeşide ise "LKY Işığı" adı verildi.

Bağcılık Mirasının Korunmasına Uzun Soluklu Katkı
Özkan, bu çalışmaların yalnızca yeni üzüm çeşitleri bulmaya yönelik olmadığını, aynı zamanda Anadolu'nun binlerce yıllık bağcılık kültürünü belgelemeyi amaçladığını vurguluyor. Ona göre yaşlı asmalar rastlantısal yabani bitkiler değil; geçmiş kuşakların bilinçli seçimiyle çoğaltılmış ve kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel mirasın yaşayan temsilcileri.

Bu yıl İsviçre'den gelen uzman bir araştırmacıyla birlikte Toroslar'da yürütülen saha çalışmalarının uluslararası bilim çevrelerinde de ilgi uyandırdığını belirten Özkan, Anadolu'nun genetik asma zenginliğinin giderek daha fazla tanındığını ifade ediyor. Kendisine zaman zaman "asma avcısı" ya da "üzüm arkeoloğu" denildiğini söyleyen Özkan, arkeolojinin yalnızca yer altındaki kalıntıları değil, yeryüzünde yaşamını sürdüren kültürel mirası da kapsadığını belirterek, bu genetik zenginliğin kaybolmadan korunmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.

 


Benzer Haberler & Reklamlar