Ayasofya’nın Doğu Yarım Kubbesine Çelik Platform Kurulacak

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’ndeki kapsamlı restorasyon projesinde doğu yarım kubbenin güçlendirilmesi için çelik çalışma platformu kuruluyor. Uzmanların modelleme ve statik analizleriyle öncelikli müdahale alanı olarak belirlenen bölümde yapısal güçlendirmeyle birlikte mozaik ve kalem işi bezemeler konservasyon sürecine alınacak. Ana kubbede ise mozaiklerin korunması, temizlik ve belgeleme çalışmaları sürüyor.

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde yürütülen restorasyon, konservasyon ve güçlendirme projesinde yeni bir aşamaya geçiliyor. Yapının doğu yarım kubbesinin güçlendirilmesi amacıyla iç mekanda çelik çalışma platformu kurulacak. Uzmanların modelleme ve statik analizleri sonucunda öncelikli müdahale alanlarından biri olarak belirlenen doğu yarım kubbede, yapısal çalışmalarla birlikte mozaik ve kalem işi bezemelerde de konservasyon uygulamaları yapılacak. 

Doğu yarım kubbede güçlendirme başlıyor
Ayasofya’nın Bilim Heyeti Üyesi mimar Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, doğu yarım kubbenin yapının en fazla zafiyet gösteren bölümü olduğunu belirtti. Diker’e göre olası deprem senaryolarında çöküntünün ilk başlayacağı alan olarak değerlendirilen bu bölüm, restorasyon projesinde öncelikli müdahale noktası olarak ele alınıyor.

Doğu yarım kubbede kurulacak iskelenin ibadet ve ziyaret faaliyetlerine engel olmayacak şekilde düzenleneceğini belirten Diker, iç mekanda devasa ölçekte olmayan bir çalışma sistemi oluşturulacağını ifade etti. Ana kubbenin dış kısmının kaplandığını hatırlatan Diker, benzer sürecin doğu yarım kubbede de sürdürüleceğini ve gerekli müdahalelerin gözlemleneceğini söyledi.

Diker, ana kubbeyi taşıyan dört büyük kemerden en narin olanının doğu yarım kubbe ile ana kubbeyi birbirine bağlayan kemer olduğunu belirterek, bu nedenle önceliğin buraya verildiğini kaydetti. Güçlendirme çalışmalarının hem kubbenin iç mekanından hem de yukarıdan yürütülecek restorasyon süreciyle birlikte ilerlemesi planlanıyor.

Cumhuriyet döneminin kapsamlı çalışması
Prof. Dr. Diker, Cumhuriyet döneminde Ayasofya’da bu ölçekte bütüncül bir restorasyon çalışmasının gerçekleştirilmediğini, önceki onarımların daha çok bölgesel müdahaleler şeklinde yapıldığını söyledi. Yeni süreçte yalnızca yapısal sorunların giderilmesi değil, yapının özgün bezeme unsurlarının da korunarak ihya edilmesi amaçlanıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığının açıklamasında da Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi Bilim Heyeti üyelerinin güçlendirme, restorasyon ve konservasyon çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerine yer verildi. Bilim Heyeti Üyesi inşaat mühendisi Doç. Dr. Mehmet Selim Ökten, sayısal modellemeler ve analizler doğrultusunda ana kubbenin yarım kubbelerle birlikte güçlendirilmesine gerek görüldüğünü belirtti.

Ökten, bu işlemlerin ve restorasyon müdahalelerinin güvenli ve usulüne uygun gerçekleştirilebilmesi için iskele sisteminin planlandığını, membran kaplamalı koruyucu kubbe sisteminin de kurulduğunu aktardı. Ana kubbenin üzerindeki geçici çelik çatı kurulumunun tamamlandığı, kurşun kaplamaların kontrollü biçimde açılmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Ana kubbede mozaik konservasyonu sürüyor
Ana kubbe için kurulan çelik platform üzerinde mozaik konservasyonu devam ediyor. Çalışma iskelesinde toz temizliği yapılırken, mozaik yüzeylerini korumaya yönelik “facing” olarak adlandırılan, yüzeylerin geçici olarak bezle desteklenmesi uygulaması da yapılıyor. 

Bilim Heyeti Üyesi malzeme bilimci-kimyager Prof. Dr. Ahmet Güleç, ana kubbedeki iskele ve platform sisteminin yalnızca statik çalışmalar için değil, kubbe içindeki mozaikler ile göbek yazısının korunması açısından da işlev gördüğünü belirtti. Platform üzerine kurulan ek iskele sayesinde kubbenin iç yüzeyinin tamamına erişim sağlandığını, mozaik yüzeylerinde gerekli kontroller, temizlik ve koruma çalışmalarına başlandığını ifade etti.

Güleç, ana kubbenin kurşun örtüsü kaldırıldığında, Ayasofya’nın cephelerinde olduğu gibi buradaki harç, sıva ve benzeri yapı malzemelerinden örnekler alınacağını ve analiz edileceğini söyledi. Bu analizlerle koruma uygulamalarında kullanılacak harç ve sıvaların içeriklerinin belirlenmesi planlanıyor. Böylece statik güçlendirme ile yapı malzemelerinin ve kubbe içindeki süsleme unsurlarının korunmasının birlikte yürütülmesi hedefleniyor.

Tarihi katmanlar birlikte korunacak
Bilim Heyeti Üyesi sanat tarihçisi Prof. Dr. Asnü Bilban Yalçın, yaklaşık 1500 yıllık Ayasofya’nın yapıldığı tarihten itibaren statik sorunlarla karşılaştığını ve bu nedenle Bizans ile Osmanlı dönemlerinde çeşitli tamiratlar geçirdiğini belirtti. Yalçın, yapının hassas karakteri nedeniyle deprem gibi doğal afetlere karşı dayanıklılığın önem taşıdığını, yürütülen geniş kapsamlı restorasyonun modern bilgi ve teknolojiler ışığında yapının statik açıdan güçlendirilmesini amaçladığını ifade etti.

Yalçın, kubbe, yarım kubbeler ve eksedraların güçlendirilmesinin planlandığını, bu çalışmalar için dış cephe ve iç mekanda iskele kurulmasının gerekli olduğunu kaydetti. Bu uygulamaların aynı zamanda yapının bugün hâlâ bilinmeyen bazı noktalarının anlaşılmasına ve gerekli önlemlerin belirlenmesine katkı sağlayacağı belirtildi.

Mimar Prof. Dr. Can Şakir Binan ise Ayasofya’nın yaklaşık 1500 yıllık tarihinin farklı dönemlere ait izlerini aynı yapı üzerinde taşıdığını vurguladı. Binan’a göre restorasyon sürecinde yapının özgünlüğü, bütünlüğü, farklı tarihsel katmanları ve özgün malzemeleri birlikte ele alınmalı. Müdahalelerin bilimsel araştırma ve ayrıntılı belgelemeye dayanması, mümkün olan en az müdahaleyle gerçekleştirilmesi ve özgün malzemenin mümkün olduğunca yerinde korunması temel yaklaşım olarak öne çıkıyor.

Doğu yönünde mozaik, kalem işi ve mermer yüzeyler ele alınacak
Doğu yarım kubbenin güçlendirilmesiyle birlikte iç yüzeyindeki mozaik ve kalem işi bezemelerde konservasyon çalışmaları yürütülecek. Doğu yönündeki mihrap duvarında bulunan mermer yüzeylerde de temizlik, konservasyon ve onarım uygulamalarının yapılması planlanıyor.

Çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Bilim Heyeti ve Koruma Kurulunun karar ve denetimleri doğrultusunda yürütülüyor. Ana kubbedeki uygulamalar devam ederken doğu yarım kubbede başlatılacak yeni süreçte, iç yüzeye erişim sağlayacak çelik çalışma platformunun kurulmasıyla müdahalelerin güvenli ve kontrollü biçimde yapılması amaçlanıyor.

Restorasyon sürecinde kurulan geçici sistemlerin yapının farklı bölümlerine erişim sağlaması, uzmanların hem taşıyıcı unsurları hem de yüzeylerdeki bezemeleri aynı süreç içinde değerlendirmesine imkan veriyor. Doğu yarım kubbede kurulacak platformun temel işlevi, uzmanların iç yüzeye güvenli biçimde ulaşarak güçlendirme ve koruma uygulamalarını kontrollü şekilde yapılması olacak. Ana kubbede sürdürülen çalışmalar da bu yaklaşımın bir parçası olarak ilerliyor.

Bilim Heyeti değerlendirmelerinde, Ayasofya’nın geçmişten günümüze geçirdiği onarımların ve yapısal müdahalelerin belgelenmesi de önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Yapının farklı dönemlerinden kalan izlerin korunması, restorasyonun belirli bir döneme ait görünümü yeniden oluşturma amacı taşımaması gerektiği vurgulanıyor. Bu kapsamda özgün malzemenin yerinde korunması, gerekli analizlerin yapılması ve müdahalelerin bilimsel veriler doğrultusunda belirlenmesi esas alınıyor.

Doğu yarım kubbede yapılacak çalışmaların ardından mozaik, kalem işi ve mermer yüzeylerde gerçekleştirilecek uygulamalarla yapının hem taşıyıcı sisteminin hem de tarihsel ve sanatsal unsurlarının korunması amaçlanıyor. Ayasofya’nın uzun tarihinin oluşturduğu çok katmanlı yapının gelecek kuşaklara aktarılması, projenin temel hedefleri arasında bulunuyor. Çalışmaların bu aşamalarında elde edilecek bulguların, yapının korunmasına yönelik uygulamaların belirlenmesinde kullanılması planlanıyor. Böylece güçlendirme, konservasyon, temizlik, onarım ve belgeleme işlemlerinin birbirini tamamlayan adımlar halinde yürütülmesi hedefleniyor.

Bu yaklaşım, Ayasofya’nın mimari ve sanatsal bütünlüğünün uzun vadeli olarak korunmasına odaklanıyor.

Projenin, Ayasofya’nın yalnızca taşıyıcı sisteminin güçlendirilmesini değil, kubbe ve yarım kubbelerdeki mozaik, kalem işi ve mermer yüzeylerin korunmasını da kapsayan bütüncül bir yaklaşım içinde sürdürülmesi hedefleniyor. Prof. Dr. Diker, restorasyonun pek çok aşamasının gelecek yıl tamamlanmasının hedeflendiğini belirterek, Ayasofya’yı ibadet ve ziyaret amacıyla kullananlardan çalışmalar süresince sabır beklediklerini ifade etti.

İlgili Haberler


Benzer Haberler & Reklamlar