Osmanlı hamam geleneği 234 eserle müzede sergileniyor

İstanbul'un Fatih ilçesinde, 16. yüzyılın başlarında inşa edilen II. Bayezid Türk Hamam Kültürü Müzesi, Osmanlı hamam mimarisini ve geleneksel temizlik kültürünü gelecek kuşaklara aktarıyor. İstanbul Üniversitesi bünyesinde 2015'te ziyarete açılan müze, nalınlardan peştemallara, hamam taslarından doğal temizleyicilere uzanan 234 envanterlik eseriyle dikkat çekiyor.

Gülbahar Hatun'un yaptırdığı tarihî hamam

UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki İstanbul Tarihi Alanları içerisinde bulunan II. Bayezid Türk Hamam Kültürü Müzesi, unutulmaya yüz tutan Türk hamam kültürünü tanıtmak ve korumak amacıyla faaliyet gösteriyor. Fatih'teki II. Bayezid Külliyesi'nin parçası olan yapı, II. Bayezid'in eşi ve Yavuz Sultan Selim'in annesi Gülbahar Hatun tarafından 1507-1508 yıllarında çifte hamam olarak inşa ettirildi.

Hamam-ı Kebir adıyla bilinen ve yaklaşık 2 bin metrekarelik alana yayılan yapı, Osmanlı çifte hamam mimarisinin özelliklerini yansıtıyor. İstanbul Üniversitesi bünyesinde 26 Mayıs 2015'te müze olarak hizmet vermeye başlayan yapı, bugüne kadar 106 bin ziyaretçiyi ağırladı.

Müze Müdürü Yazgülü Turan, hamamın 1715'te bölgede çıkan büyük yangında zarar gördüğünü, onarımdan sonra 1930'a kadar hamam işlevini sürdürdüğünü belirtti. Bu tarihten sonra özel mülkiyete geçen yapı, uzun süre kullanılmadı. Soyunma odalarının demirci atölyesi ve deri deposu olarak kullanılması da yapıda tahribata yol açtı.

Turan'ın aktardığına göre hamam, 2000 yılında İstanbul Üniversitesi mülkiyetine geçti. Bakım, onarım ve çevre düzenlemelerinin ardından 2013'te müzeye dönüştürülmesine karar verildi. Müze, İstanbul Üniversitesi bünyesinde ücretsiz ziyaret edilebiliyor.

Hamam kültürünü anlatan 234 eser

Müzenin kalıcı sergi alanlarında envantere kayıtlı 234 eser sergileniyor. Bağış yoluyla edinilen objeler, tekstiller ve etnografik eserlerin önemli bir bölümü Osmanlı döneminin 18. ve 19. yüzyıllarına tarihleniyor.

Sergide nalınlar, peştemallar, madeni hamam tasları, şifa tasları, buhurdanlıklar, ibrikler, çocuk leğenleri, maşrapalar, motifli topuk taşları, boynuz ve fildişinden taraklar, kirdenlikler, kildanlıklar ve temizlikte kullanılan killer bulunuyor. Eserler, hamamların yalnızca yıkanma mekânı olmadığını, gündelik yaşamın ve toplumsal ilişkilerin de önemli bir parçasını oluşturduğunu gösteriyor.

Müze Müdürü Turan, özellikle süslemeli topuk taşlarının ve gelinler tarafından kullanılan, ahşap üzerine gümüş metal ve boncuklarla işlenmiş nalınların dikkat çekici örnekler arasında bulunduğunu belirtiyor. Sergide dönemin zeytinyağlı sabunları, tekstil ürünleri ve yeme içme takımları da yer alıyor.

Turan, geçmişte temizlik amacıyla kullanılan kilin günümüzdeki şampuanın işlevine benzer biçimde saç ve vücut temizliğinde kullanıldığını anlatıyor. Kil, başa ve vücuda sürülerek masaj yoluyla uygulanıyordu.

Roma döneminden izler de korunuyor

Müze, Osmanlı hamam kültürünün yanı sıra daha eski dönemlere ait izleri de barındırıyor. Turan, Roma dönemine tarihlenen 3. yüzyıl eserlerinin yapının temelinde devşirme taş olarak kullanıldığını belirtiyor. Bu taşlardan, önemli bir zafer takına ait parçanın da müze girişinin bulunduğu alanda sergilendiğini aktarıyor.

Yaklaşık 500 yıllık hamamın mimarisi, farklı dönemlerin yapı malzemelerini bir araya getiren tarihsel katmanlarıyla da önem taşıyor. Müze, İstanbul'un en büyük ikinci hamamı olarak tanımlanıyor.

Öğrencilerle temizlik kültürü buluşturuluyor
Müze, sergilerin yanı sıra eğitim projeleriyle de hamam geleneğinin tanıtılmasını amaçlıyor. İlk ve ortaöğretim öğrencilerine yönelik çalışmalarda tarihî yapı ve Osmanlı mimarisi anlatılıyor. Gezilerin ardından öğrencilerin müzede gördüklerini resmettiği çalışmalar, yıl sonunda sergileniyor.

Turan, 2019'da İstanbul Valiliği, İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Üniversitesi arasında imzalanan protokolle “Sağlıklı Gelecekler İçin Hijyenik Okullar” projesinin başlatıldığını belirtiyor. Proje kapsamında İstanbul'un farklı semtlerinden yaklaşık 2 bin 500 öğrenci müzeyi ziyaret ederek hamam ve temizlik kültürü hakkında bilgi aldı.

Turan'a göre hamamlar, özellikle kadınlar için önemli sosyalleşme alanlarıydı. Müze, bu tarihsel işlevi ve kültürel birikimi yeni kuşaklara aktarmayı hedefliyor. Ziyaretçiler tarihî yapıyı hafta içi 09.00-16.30 saatleri arasında gezebiliyor.


Benzer Haberler & Reklamlar