Edirne’de Sultan II. Murad döneminde Muradiye Camisi Külliyesi’ne eklenen ve yaklaşık beş asır boyunca manevi hayatın yanı sıra musiki ve edebiyata hizmet eden Muradiye Mevlevihanesi, 101 yıl sonra yeniden açıldı. Edirne Valiliği Çevre Koruma Vakfınca ihya edilen tarihî yapı, geleneksel sanat atölyeleri, kütüphanesi ve semahanesiyle yaşayan bir kültür ve sanat merkezi olarak hizmet verecek.
Beş asırlık manevi miras yeniden hayat buldu
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Edirne Valiliği Çevre Koruma Vakfı tarafından ihya edilen tarihî Muradiye Mevlevihanesi’nin açılışını gerçekleştirdi. Semahane bölümünde düzenlenen törende konuşan Ersoy, yapının yeniden kapılarını açmasının, geçmişten bugüne uzanan manevi bir mirasın ayağa kaldırılması bakımından önem taşıdığını belirtti.
Mevleviliğin Edirne’deki geçmişinin Sultan II. Murad döneminden daha eskiye uzandığını ifade eden Ersoy, Muradiye Mevlevihanesi’nin inşasıyla bu geleneğin kentte önemli bir merkez kazandığını söyledi. II. Murad’ın Muradiye Camisi Külliyesi’ne ek olarak yaptırdığı mevlevihanenin, manevi arayış içindeki insanların sığındığı bir mekân haline geldiğini aktardı.
Ersoy, tarihî süreçte Edirne Muradiye Mevlevihanesi’nin Konya ve İstanbul’dan sonra mevcut mevlevi tekkeleri arasında önemli bir makam olarak anıldığını vurguladı. Yaklaşık 500 yıl boyunca faaliyet gösteren yapı, yalnızca tasavvuf hayatına değil, musiki ve edebiyat alanlarına da katkı sundu.
Mevlevihanenin inşa tarihine ilişkin kaynaklarda 1426, 1433 ve 1435 yıllarının geçtiğini belirten Ersoy, yapının yüzyıllar boyunca yangın ve depremler nedeniyle zarar gördüğünü, çeşitli onarımlarla varlığını sürdürdüğünü anlattı.
Ancak mevlevihanenin tarihî varlığı 20. yüzyılda kesintiye uğradı. Ersoy’un aktardığı bilgilere göre, 1925 yılında kapatılarak okula dönüştürülen bina, 1935’te yıktırıldı ve enkazı satıldı. Böylece mevlevihaneyi oluşturan yapıların tamamına yakını ortadan kalktı.
Özgün yapının mimarisi hakkında bilgi veren yazılı kaynaklar, tarihî fotoğraflar ve kroki niteliğindeki çizimler, mevlevihanenin geçmişinin anlaşılmasında temel dayanakları oluşturdu. Ersoy, semahane, harem dairesi, derviş hücreleri, dede odaları, imaret, türbe ve kütüphaneden meydana gelen özgün yapının ahşap olduğunu düşündüklerini belirtti.
Arkeolojik araştırmaların ardından ihya süreci başladı
Muradiye Mevlevihanesi’nin yeniden ayağa kaldırılmasına yönelik çalışmaların ilk izlerine 2000 yılında, Muradiye Camisi’nin restorasyonu sırasında rastlandı. Bu süreçte mevlevihane binalarına ait temel kalıntıları tespit edildi ancak o dönemde ayrıntılı araştırma kazısı gerçekleştirilmedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, mevlevihanenin temellerini ortaya çıkarmak amacıyla 2024 yılında Edirne Müze Müdürlüğü denetiminde araştırma kazıları yürütüldüğünü açıkladı. Kazılarda elde edilen taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları belgelenerek kayıt altına alındı.
Çalışmalar kapsamında mevlevihaneye ilişkin kazı rölövesi hazırlandı. Yapının harem ve selamlık bölümlerine yönelik restitüsyon projeleri de oluşturularak onay sürecinden geçirildi. Böylece tarihî yapının yeniden ihyası için arkeolojik araştırmalarla mimari proje çalışmaları bir arada yürütüldü.
Projelerin tamamlanmasının ardından Edirne Valiliği Çevre Koruma Vakfı, 25 Nisan 2025’te ihya çalışmalarını başlattı. Toplam 49 milyon liraya gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda Muradiye Mevlevihanesi yeniden kent yaşamına kazandırıldı.
Ersoy, tarihî yapıların restore edilerek ve ihya edilerek yeniden hayatın içine dahil edilmesinin kültürel mirasın korunması açısından önem taşıdığını ifade etti. Muradiye Mevlevihanesi’nin yeniden açılmasıyla, geçmişte Edirne’nin manevi hayatında önemli yer tutan bir kurumun tarihî ve kültürel işlevinin günümüzde de sürdürülmesi amaçlanıyor.
Geleneksel sanatlar ve tasavvuf kültürü yaşatılacak
Yeniden hizmete açılan Muradiye Mevlevihanesi, yalnızca geçmişi temsil eden bir tarihî yapı olarak değil, kültür ve sanat faaliyetlerinin gerçekleştirileceği yaşayan bir merkez olarak tasarlandı. Bakan Ersoy, merkezde geleneksel sanatların yaşatılacağını ve farklı etkinliklerle kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılacağını belirtti.
Mevlevihanenin yeni kullanım programında kütüphane, hüsn-i hat, Edirnekari, tezhip ve ebru atölyeleri bulunuyor. Sohbet ve irfan meclisi, Mevlevihane İdare Odası, sema hazırlık odası ve semahane de yapının işlevsel bölümleri arasında yer alıyor. Bu alanlarla geleneksel sanatların öğrenilmesi, uygulanması ve tanıtılması hedefleniyor.
Edirne Valisi Yunus Sezer de açılış törenindeki konuşmasında mevlevihanenin yaklaşık 500 yıl boyunca yalnızca Edirne’ye değil, Balkanlar’a da hizmet veren önemli bir manevi merkez olduğunu söyledi. Yapının 101 yıl aradan sonra yeniden açılmasının kent ve bölge açısından anlam taşıdığını vurgulayan Sezer, mevlevihanenin bundan sonra da Edirne’nin yanı sıra Balkanlar’a yönelik kültürel ve manevi faaliyetlere katkı sağlamasını diledi.
Sezer, mevlevihanenin bulunduğu alanın tarihî önemine de dikkati çekti. Mevlana Celaleddin Rumi’nin üçüncü kuşak torunlarının burada medfun olduğunu belirten Vali, Muradiye Camisi ve Mevlevihanesi’nin Edirne’nin tarihî dokusu içinde özel bir yere sahip olduğunu ifade etti. Selimiye Camisi, Muradiye Camisi ve Mevlevihanesi ile Sarayiçi ve eski saray çevresinin birlikte kentin zengin tarihî mirasını oluşturduğunu söyledi.
Vali Sezer, bu alanların ihyasıyla ziyaretçilerin tarihî ve manevi mirasla daha yakından buluşacağını dile getirerek çalışmalara destek veren Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy’a teşekkür etti. Edirne Milletvekili Fatma Aksal ve Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan da mevlevihanenin yeniden açılmasının hayırlı olmasını diledi.
Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından açılış kurdelesini kesen Bakan Ersoy, yapının bölümlerini gezerek İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk’ten bilgi aldı. Tören kapsamında İstanbul Meydan Meşkeleri Topluluğu ile Edirne Valiliği semazenleri niyaz mukabelesi gerçekleştirdi. Programa kent protokolünün yanı sıra mevlevihanenin son postnişini Ahmed Selahattin Dede’nin torunları da katıldı.
Muradiye Mevlevihanesi’nin yeniden açılmasıyla Edirne’nin tasavvuf, sanat ve mimarlık tarihine ilişkin önemli bir miras yeniden görünür hale geldi. Yapının yeni işlevleriyle geçmişten gelen geleneğin yaşatılması ve kültürel hafızanın gelecek kuşaklara aktarılması amaçlanıyor.


Aziz Sancar’ın Savur’daki Evi Müze Olarak Açıldı
Yalova'dan çalınan Japon Barış Çanı Hurdacıda Bulundu
Parmak izlerine göre Terracotta Ordusunu yapanlar arasında kadın ve çocuklar da vardı
Çukurören Biberi Festivali, Bilecik'in üretim kültürünü yaşatıyor