Kapadokya’daki peribacaları, kaya oyma kiliseler, freskler ve tarihi yapılar, ileri seviye fotogrametri ve lazer tarama teknolojileriyle üç boyutlu dijital arşive dönüştürülüyor. Yerli “Periplus” yazılımıyla işlenen milyonlarca veri sayesinde bölgenin kültürel mirasının afet, tahribat ve zamanın yıpratıcı etkilerine karşı korunması hedefleniyor. Proje, Türkiye’de kültürel mirasın dijital ikiz sistemiyle belgelenmesine yönelik en kapsamlı girişimlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Kapadokya’nın milyonlarca yıllık jeolojik oluşumları ve tarih boyunca şekillenen kültürel mirası, ileri teknoloji destekli yeni bir dijital koruma projesiyle kayıt altına alınıyor. KOSGEB desteğiyle Kapadokya Teknopark bünyesinde yürütülen çalışma kapsamında, bölgedeki peribacaları, kaya oyma mekanlar, kiliseler, freskler ve tarihi yapılar üç boyutlu olarak taranıyor.
Projede lazer tarama cihazları, dron destekli fotogrametri sistemleri ve gelişmiş GPS teknolojileri kullanılarak sahadan milyonlarca veri toplanıyor. Elde edilen bilgiler, “Periplus” adı verilen yerli yazılım aracılığıyla işlenerek dijital envantere dönüştürülüyor. Peribacalarından ilham alınarak geliştirilen sistemin, kültürel mirasın uzun vadeli korunmasına yönelik yeni bir model sunduğu belirtiliyor.
Kültürel Miras İçin “Dijital İkiz” Dönemi
Proje sorumlularından Nail Uslu, Kapadokya’nın büyük bölümünün sit alanı statüsünde bulunduğunu belirterek, doğal ve kültürel mirasın korunmasının bölge için hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Uslu, Kapadokya’nın yalnızca Türkiye için değil, tüm insanlık için önemli bir miras alanı olduğunu vurgulayarak, verilerin Türkiye sınırları içinde saklandığını ifade etti.
Üç boyutlu dijital ikiz sistemi sayesinde tarihi yapıların mevcut durumları ayrıntılı biçimde kayıt altına alınırken, olası afetler, doğal aşınma veya insan kaynaklı tahribat sonrası restorasyon süreçleri için güvenilir bir veri altyapısı oluşturuluyor. Proje ekibinden Hasan Keleş ise zorlu arazi koşullarına rağmen yürütülen çalışmaların kendileri için yalnızca teknik bir görev değil, kültürel bir sorumluluk anlamı taşıdığını belirtti.
Risk Haritaları ve Yüksek Çözünürlüklü Arşiv
Projede görev alan Ömer Büyükaktan, savaş, deprem ve doğal süreçler nedeniyle dünyanın farklı bölgelerinde önemli kültürel miras kayıpları yaşandığını hatırlatarak, dijital arşivlerin restorasyon süreçlerinde kritik rol oynadığını söyledi. Kapadokya’da zaman zaman peribacalarında çökme, kopma ve yıkılmalar yaşandığını belirten Büyükaktan, bu nedenle yüksek çözünürlüklü veri tabanı oluşturduklarını ifade etti.
Sistem sayesinde milyonlarca nokta verisinin birkaç saniye içinde açılabildiğini aktaran ekip, lazer tarama teknolojisinin özellikle kaya oyma mekanlar ve fresklerin iç haritalandırılmasında büyük avantaj sağladığını belirtiyor. Ayrıca dijital platform üzerinden risk haritaları oluşturulabiliyor, sit alanlarının mevcut durumları sisteme işlenebiliyor ve resmi kurumların erişimine açık kapsamlı bir veri tabanı geliştiriliyor.
Uzmanlara göre proje, Türkiye’de kültürel mirasın dijital korunmasına yönelik geleceğin arşivleme yöntemleri arasında önemli bir örnek oluşturuyor.


Kanlıtaş Höyüğü’nde 8 Bin Yıllık Ritüelin İzleri
Türkiye Arkeolojisinin En Büyük Bilimsel Buluşması Erzincan’da Başladı
Büyük İskender’in Zafer Kazandığı Granikos Savaş Alanı Tarihi Sit İlan Edildi
46. Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu 1. Gün Programı