Isparta’daki Adada Antik Kenti’nde yürütülen kazılar, Anadolu’da 17 asır boyunca kesintisiz yaşamın izlerini ortaya koyuyor. Stratejik konumu ve gelişmiş idari yapısıyla dikkat çeken kentte, kamusal yapıların meclis kararıyla inşa edildiğini gösteren bulgular öne çıkıyor. “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında hız kazanan çalışmalar, hem bilim dünyasına hem de kültür turizmine önemli katkılar sunuyor.

Isparta’nın Sütçüler ilçesinde yer alan Adada Antik Kenti, Anadolu arkeolojisinin dikkat çeken kazı alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Pisidia bölgesinin stratejik yerleşimlerinden biri olan kentte sürdürülen çalışmalar, yaklaşık 17 asırlık kesintisiz yerleşim dokusunu gözler önüne seriyor. Helenistik dönemden Geç Antik Çağ’a uzanan bu süreklilik, Adada’yı bölgedeki nadir örneklerden biri haline getiriyor.
Kazı Başkanı Ahmet Mörel, elde edilen bulguların yalnızca mimariyi değil, aynı zamanda kentin toplumsal ve yönetsel yapısını da aydınlattığını belirtiyor. Özellikle kamusal yapıların inşa süreçlerine dair veriler, antik dönemdeki yerel yönetim anlayışının gelişmişliğine işaret ediyor.
Ahmet Mörel
Bağımsız Yol Ağı ve İnanç Rotası
Adada’nın en dikkat çekici özelliklerinden biri, Roma döneminin ana askeri yolu olan Via Sebaste dışında konumlanması. Kent, bu ana arterden bağımsız bir güzergâh üzerinde yer almasına rağmen bölge içi ulaşımda önemli bir merkez işlevi görmüş. Bu durum, Adada’nın yalnızca ticari değil, kültürel bir kavşak noktası olarak da geliştiğini ortaya koyuyor.
Ayrıca Antalya’dan başlayarak bölgeye uzanan Saint Paul Yolu, inanç turizmi açısından kentin önemini artırıyor. Hristiyanlığın erken dönemlerinde önemli bir figür olan Aziz Pavlus’un seyahat rotalarıyla kesişen bu yol, Adada’yı tarihsel ve dini açıdan daha da değerli kılıyor.

Meclis Kararlarıyla Şekillenen Bir Kent
Kazılarda ortaya çıkan en çarpıcı bulgulardan biri, kentteki tüm kamusal yapıların meclis kararıyla inşa edildiğini gösteren veriler oldu. Bu durum, Adada’da demokratik sayılabilecek bir yerel yönetim anlayışının varlığına işaret ediyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında sürdürülen çalışmalar, özellikle son yıllarda ivme kazandı. 2021’den bu yana yoğunlaşan kazılarda, erken Hristiyanlık dönemine ait eğitim alanları ve dini mimariye ilişkin önemli kalıntılar gün yüzüne çıkarıldı.

Görkemli yapıları büyük ölçüde ayakta kalan Adada Antik Kenti, bugün hem akademik araştırmalar hem de kültür turizmi açısından önemli bir potansiyel barındırıyor. Uzmanlar, elde edilen yeni bulguların Anadolu’nun antik dönem kent yaşamına dair bilgileri yeniden şekillendirebileceğini vurguluyor.



Adada Antik Kenti’nde 17 Asırlık Yaşamın İzleri Gün Yüzüne Çıkıyor
Ara Güler'in objektifinden Cannes Film Festivali'nin altın yılları sergileniyor
Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu'na göre mimarlık yerleşik yaşam ile özdeş
Kruvaziyer turizminde savaşın doğurduğu rota değişiklikleri Türkiye'ye yaradı