Keseli Aslan'ın neye benzediği bir buçuk asır sonra anlaşıldı

Keseli Aslan'ın neye benzediği bir buçuk asır sonra anlaşıldı

'Keseli Aslan'a ait olduğu saptanan iskeletin parçaları tamamlandı ve hayvanın varlığı keşfedildikten yaklaşık 160 yıl sonra neye benzediği tahmin edilebildi. Yeni fosil buluntuları eski çağ avcısının biyolojisi ve davranışları hakkında fikir veriyor. Yaratık bilinen hayvan türlerinden çok farklı görünüyor.

Bilimsel adı Thylacoleo carnifex olan Keseli Aslan'ın bir zamanlar yeryüzünde yaşadığı ilk kez 1859'da Avustralya'nın Victoria eyaletindeki Colongulac Gölü'nde bulunan kafatası ve çene parçaları fosillerinden anlaşıldı.  Fosiller British Museum'da Sir Richard Owen'a gönderildiğinde yeni bir türe ait oldukları kolaylıkla tespit ediledildi. Her ne kadar bu canlıya ait ilk fosiller 1830'da keşfedilmişse de o yıllarda yeni bir tür olduğu teşhis edilememişti. 

Güney Avustralya'da daha sonra pek çok Keseli Aslan fosili bulundu. Ama fosillerin hiçbiri onun tam olarak nasıl bir canlı olduğunu tahmin etmeye yetmiyordu tâ ki geçtiğimiz yıllarda  Batı Avustralya'daki Nullarbor Ovası'nda bulunan Komatsu Komatsu Mağarası, Naracoorte ve Flight Star Mağarası'nda kemiklerinin tamamı iyi korunmuş fosiller bulunana kadar...  Paleontologlar keşfinden yaklaşık 160 yıl sonra bilim insanlarını şaşırtan sıradışı yaratığın iskeletinin tamamlayabilmişlerdi. Uzmanlar ilk olarak bütün bir dişi Keseli Aslan iskeletine ulaşmışlardı.

Plos One dergisinde 12 Aralık'ta yayınlanan Roderick T. Wells ve Aaron B. Camens imzalı "New skeletal material sheds light on the palaeobiology of the Pleistocene marsupial carnivore, Thylacoleo carnifex" (Yeni iskelet malzemesi paleobiyolojide Pleistosen marnupial etoburlarından Thylacoleo carnifex'e ışık tutuyor) başlıklı makaleye göre soyu tükenmiş yırtıcıya ait pek çok bilmece çözülmüş durumda.

Dünyada yaşamış başka hiçbir hayvana benzemiyor.

Thyalacoleo carnifex bilimsel adıyla tanınan Keseli Aslan (marsupial lion) Pleistosen döneminde Avustralya'da yaşadı. Yırtıcı ve memeli olduğu, iri bir avcı ve muhtemelen pusu avcısı olduğu biliniyor ama dünyada yaşamış başka hiçbir hayvana benzemiyor. Hayvan görünüş olarak Tazmanya Şeytanını andırıyor ama biyolojik olarak onunla akrabalığı yok. Her ne kadar adı aslansa da aslan ve kaplan türleri ile de akraba değil.

Boyları ortalama olarak omuzlarına kadar 75 santimetreye, baştan kuyruğa kadar uzunlukları ise 150 santimetreye yakındı. Ağırlıklarının ortalama 100 ile 130 kilo arasında olduğu nadiren 150 kiloyu aştığı tahmin ediliyor.Boyları ortalama olarak omuzlarına kadar 75 santimetreye, baştan kuyruğa kadar uzunlukları ise 150 santimetreye yakındı. Ağırlıklarının ortalama 100 ile 130 kilo arasında olduğu nadiren 150 kiloyu aştığı tahmin ediliyor.

Hızlı koşamadığı için pusuyla avlanıyor ama çok iyi bir tırmanıcı

Tam iskelet rekonstrüksiyonu ve mağaralardaki pençe izleri soyu tükenmiş hayvanın çevik olduğu kadar iyi tırmanıcı olduğunu tahmin ettiriyor.

Esnek sırt omurgasına, güçlü ön ayakları, kalın uzun bir kuyruğu ve güçlü köprücük kemikleri olan Keseli Aslan'ın arka ayaklarını adeta bir tripod gibi hareket ettirerek dik surabildiği sanılıyor.

Uzmanlara göre Keseli Aslan'ın uzun süre av peşinde koşması mümkün görünmüyor. Bu yüzden yaratığın pusu avında iyi olduğu tahmin ediliyor.

İyi koşucu olmasa da Keseli Aslan iyi bir tırmanıcıydı. Kayalar ve ağaçlar gibi dik yüzeylere kolaylıkla tırmanabiliyordu. Araştırmacılar Thylacoleo carnifex'in geniş pençelerindeki tırnaklarından birini özellikle tırmanmak için kullandığını belirtiyorlar. Çünkü düz zemindeki tırnak izlerinde bu tırnak görünmüyor. Yürürken yere temas etmeyen bu tırnak, tırmanışlar esnasında soyu tükenmiş yırtıcıya büyük avantaj sağlıyordu.

Araştırmacılar, Keseli Aslanların güçlü çeneleriyle avlarının etlerini tam temizlemediğini gösteren kanıtlar buldular. Çenelerinin önünde keskin keski benzeri dişleri vardı ama bunlar kemirme konusunda parçalama kadar başarılı değillerdi.

arkeolojikhaber.com

İlgili Haberler


Benzer Haberler