Aspendos Antik Kenti'ndeki arkeoloji kazılarında gün yüzüne çıkarılan 1700 yıllık “Genç Eurymedon” mozaiği, özgün nehir tanrısı betimlemesi, cam hamurlu tesseraları ve zengin renk anlayışıyla ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği eserlerin başında geliyor.
Aspendos'un Nehir Tanrısı Yeniden Gün Yüzünde
Antalya'nın Serik ilçesindeki Aspendos Antik Kenti'nde sürdürülen kazılar, Roma Dönemi sanatına ışık tutan önemli bir eseri daha gün yüzüne çıkardı. Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamında Tiyatro Caddesi'nin Doğu Meydanı'nda yürütülen çalışmalarda ortaya çıkarılan 3. yüzyıla ait mozaik, merkezindeki “Genç Eurymedon” tasviriyle antik kentin yeni simgelerinden biri haline geldi.
Yaklaşık 7,5 metre uzunluğundaki mozaikli yapının merkezinde, Aspendos'a yaşam veren ve günümüzde Köprüçay olarak bilinen Eurymedon Nehri'nin kişileştirilmiş tanrısı yer alıyor. Başındaki ve elindeki saz yaprakları, amphora ve balık figürleriyle zenginleştirilen kompozisyon, Roma Dönemi'nin doğa ve su kültüne ilişkin önemli ipuçları sunuyor. Kazının ardından düzenlenen koruma ve çevre düzenleme çalışmaları sayesinde mozaik, antik tiyatroyu gezen ziyaretçilerin en çok görmek istediği eserlerden biri haline geldi.
Cam Hamurlu Tesseralar Sanatsal Niteliği Öne Çıkarıyor
Aspendos Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Bilgin, antik kentlerin çoğunun yaşam kaynağı olan nehirlerle özdeşleştiğini belirterek, Aspendos'ta ortaya çıkarılan mozaiğin bu anlayışın önemli örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Bilgin, Anadolu'da nehir tanrılarının çoğunlukla heykeller veya kent sikkeleri üzerinde tasvir edildiğini, mozaik sanatında işlenmiş örneklerin ise son derece az olduğunu vurguladı.
Araştırmalara göre diğer kentlerde nehir tanrıları genellikle olgun erkek figürü olarak betimlenirken, Aspendos'taki örnek genç, dinamik ve yaşamı simgeleyen bir karakter olarak tasarlanmış. Bu yönüyle eser, ikonografik açıdan da dikkat çekici bir farklılık ortaya koyuyor.
Doğu Meydanı'ndaki mozaiğin kuzey panelinde yer alan figüratif kompozisyonda kullanılan cam hamurlu tesseralar ise kazı ekibinin en önemli tespitlerinden biri oldu. Doç. Dr. Bilgin, figürdeki yüz hatları, ten tonları, saz yaprakları ve giysilerde görülen renk geçişlerinin taş yerine cam hamurundan üretilen tesseralarla sağlandığını belirterek, bunun Aspendoslu mozaik ustalarının sanatsal becerisini ve estetik anlayışını yansıttığını söyledi. Ziyaretçilerin antik kente geldiklerinde ilk olarak mozaiğin yerini sormaları da eserin kısa sürede önemli bir çekim noktası haline geldiğini gösteriyor.


Çatalhöyük'ün çarıklı bilgesi 9 bin yıl öncesinde yaşamayı istiyor
Karakuş Tümülüsü'nü gece ziyaret edenlerin sayısı 5 bini aştı
Kula-Salihli UNESCO Jeoparkı İlk AstroFest'e Ev Sahipliği Yapıyor
Rakoczi Müzesi Üç Boyutlu Teknolojiyle Dijital Olarak Belgeleniyor