Kayseri'de varlığı unutulan Danişmendli medresesi yeniden gün yüzüne çıkarılıyor

Kayseri'de varlığı unutulan Danişmendli medresesi yeniden gün yüzüne çıkarılıyor

Kayseri merkezinde zaman içinde varlığı unutulan ve adı sadece tarihi kitaplarında kalan 12. yüzyıla ait Melik Gazi Medresesi'nin kalıntıları, Cami Kebir çevresindeki kentsel dönüşüm çalışmalarının ardından başlayan arkeoloji kazılarıyla yeniden gün yüzüne çıkarılıyor.

Danişmentli dönemi medresesinde arkeoloji kazıları başladı

Kayseri'de Cami Kebir çevresindeki varlığı tarih kaynaklardan bilinen ancak zamanla toprak altında kalan 12. yüzyıla ait medresenin temelleri kentsel dönüşüm çalışmaları sırasında yeniden ortaya çıktı ve alanda arkeoloji kazılarına başlandı..Kazılar, Kayseri Müze Müdürlüğünün denetim ve sorumluluğunda, Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle yürütülüyor.

Kayseri Müze Müdürlüğü denetimindeki arkeolojik kazıda, yapının duvarları ve özgün zemin kotuna ilişkin veriler araştırılıyor.

Cami Kebir çevresinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları sırasında ocak ayında bir duvar kalıntısına ulaşılması üzerine alanda arkeolojik inceleme başlatıldı.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Daire Başkanı Gürcan Senem, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cami Kebir'in yanında Danişmentli hükümdarı Melik Mehmed Gazi döneminde bir medrese bulunduğunun tarih kaynaklarında bilindiğini söyledi.

Senem, belediyenin kütüphane araştırmaları sırasında yapıya ait 20. yüzyılın ortalarına ait fotoğraflara da ulaşıldığını, kentsel dönüşüm kapsamında yürütülen yıkım çalışmalarında ortaya çıkan duvar kalıntısının ise kaynaklarda tarif edilen yapıyla ilişkilendirildiğini belirtti.

Bunun üzerine alanın arkeolojik olarak araştırılması amacıyla çalışma başlatıldı. 

Tarihsel kaynaklarda Melik Gazi Medresesi olarak geçen yapı, günümüze bütünüyle ulaşmadı. Kayseri'deki tarih araştırmalarında medresenin 20. yüzyılın ortalarında ortadan kaldırıldığı ve kalıntılarının zamanla toprak altında kaldığı belirtiliyor.

Kazılarda yapının özgün zemin kotuna ulaşıldı

Kazı çalışmalarında yaklaşık 3 metreye ulaşan duvar kalıntılarıyla karşılaşıldığını belirten Senem, yapının Cami Kebir'e bitişik bölümünün araştırılmasının sürdüğünü ifade etti.

Senem, kazılarda yapının özgün zemin kotuna ilişkin önemli bir veri elde edildiğini aktararak, medresenin bulunduğu alanın Cami Kebir'in bugün kullanılan namaz kılma zemininden yaklaşık 60 santimetre daha aşağıda olduğunu söyledi.

Bu verinin, Cami Kebir'in yanında bugün türbe olarak bilinen eyvan bölümünün özgün zemin kotunun anlaşılması açısından da önem taşıdığını belirten Senem, kazı ilerledikçe yapıların birbirleriyle olan mimari ilişkilerinin daha iyi anlaşılabileceğini kaydetti.

Hamamla ilişkisi henüz araştırılıyor
Kazı alanının yakınındaki Kadı Hamamı'nın da medrese yapısıyla ilişkili olabileceğinin değerlendirildiğini ifade eden Senem, ancak bu konuda henüz bilimsel bir veriye ulaşılmadığını vurguladı.

Senem, yapının yalnızca bir medrese olarak değil, Cami Kebir çevresindeki daha geniş bir mimari bütünün parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, kazıların yapının planının ve çevresindeki diğer yapılarla ilişkisinin ortaya çıkarılmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.

Medrese bölümünde eğitimin 20. yüzyılın başlarına kadar devam ettiğinin bilindiğini aktaran Senem, kazı çalışmalarının Cami Kebir'e bitişik bölümlere kadar sürdürüleceğini söyledi.

Arkeolojik çalışmalar tamamlandıkça, tarih kaynaklarında bilgileri bulunan medresenin mimari özellikleri, kullanım biçimi ve Cami Kebir çevresindeki yapılarla ilişkisine dair yeni verilerin ortaya çıkarılması bekleniyor.


Benzer Haberler & Reklamlar