Kars'ın Kağızman ilçesindeki Tunçkaya köyü, yüzyıllardır Keçivan Kalesi'nin surları içinde yaşamın sürdüğü ender yerleşimlerden biri olarak dikkat çekiyor. Roma'dan Osmanlı'ya uzanan tarihsel katmanları, Orta Çağ savunma mimarisi ve günümüze ulaşan dini yapı kalıntılarıyla kale yerleşimi, Anadolu'da kültürel sürekliliğin en özgün örneklerinden biri olarak hem bilim insanlarının hem de ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.
Tarihi Surların İçinde Yaşayan Anadolu Köyü
Kars'ın Kağızman ilçesine bağlı Tunçkaya köyü, Anadolu'nun yaşayan kale yerleşimleri arasında ayrıcalıklı bir konuma sahip bulunuyor. Aras Nehri kıyısında, Aladağlar'ın eteklerinde yükselen tarihi Keçivan Kalesi'nin surları içerisinde kurulu köy, yalnızca geçmişten kalan bir yapı topluluğu değil, aynı zamanda tarih ile günlük yaşamın iç içe sürdüğü nadir örneklerden biri olarak öne çıkıyor.
Yaklaşık 80 haneden oluşan yerleşimde köylüler bugün hâlâ surlarla çevrili kalenin ana giriş kapısını kullanıyor. Sarp kayalıklar üzerine araziye uyumlu biçimde inşa edilen kale yerleşiminde surların önemli bir bölümü ayakta kalmayı başarırken, bazı kesimlerde yıkımlar dikkat çekiyor. Buna rağmen kale dokusu, ziyaretçilere Orta Çağ atmosferini hissettiren özgün karakterini koruyor.
Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, Keçivan Kalesi'nin bugünkü görünümünü büyük ölçüde Orta Çağ'da kazandığını belirtiyor. Arslan'a göre kalenin ilk inşa tarihi kesin olarak bilinmese de tarihî kaynaklar yapının kökenini Roma dönemine kadar götürüyor. Ayrıca Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde kaleden ayrıntılı biçimde söz edilmesi, bölgenin Abbasi dönemindeki önemini de ortaya koyuyor.
Roma'dan Osmanlı'ya Uzanan Çok Katmanlı Miras
Keçivan Kalesi, yüzyıllar boyunca farklı uygarlıkların izlerini taşıyan stratejik bir savunma merkezi olarak varlığını sürdürdü. Tarihî kayıtlara göre kale Moğol saldırıları sırasında büyük zarar gördü; Timur'un orduları da yapıda önemli tahribata neden oldu. Daha sonra Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Lala Mustafa Paşa'nın Nahçıvan Seferi sırasında Osmanlı topraklarına katılan kale çeşitli onarımlarla günümüze ulaşmayı başardı.
Evliya Çelebi'nin aktardığı bilgiler, kale içerisinde Selçuklu dönemine ait üç cami ile bir kümbetin bulunduğunu gösteriyor. Ancak bu yapılardan günümüze yalnızca bir caminin mihrap kalıntısı ulaşabildi. Yerleşimde ayrıca dikdörtgen planlı küçük bir şapel de korunuyor. İç mekândaki yarım yuvarlak apsisi ve özellikle batı cephesindeki taçkapısı, Selçuklu kufi yazısını hatırlatan geometrik bezemeleriyle dikkat çekiyor ve farklı kültürlerin mimari etkileşimini gözler önüne seriyor.
Kağızman Dağcılık ve Spor Kulübü Başkanı Harun Ağdaş ise Tunçkaya'nın, kale sınırları içinde yaşamın kesintisiz sürdüğü nadir Anadolu köylerinden biri olduğunu vurguluyor. Asırlardır yaşamın devam ettiği bu yerleşim, sahip olduğu tarihî dokusu ve kültürel sürekliliğiyle Kars'ın keşfedilmeyi bekleyen önemli miras alanları arasında yer alıyor.


Arin ve Karabaş ile Neolitik Çağ'a Eğlenceli Yolculuk
Syedra'da Kazılar 'Kıskanan Çatlasın' Mozaiğinin Bulunduğu Yapıda Yoğunlaşıyor
Ani Ören Yerinde Selçuklu Dönemi Erzak Deposu Gün Yüzüne Çıkarıldı
Çatalhöyük Kazılarının En Özel Eserleri Konya Arkeoloji Müzesi'nde Bir Araya Geldi