Hollanda'nın Overijssel eyaletinde yer alan Giethoorn köyü, Orta Çağ'dan günümüze ulaşan tarihi dokusu, araç trafiğinden uzak yaşam biçimi ve kanallarıyla Avrupa'nın en özgün kültürel peyzajlarından biri olarak öne çıkıyor. "Hollanda'nın Venedik'i" olarak anılan köy, saz çatılı evleri, ahşap köprüleri ve doğal çevresiyle her yıl yaklaşık 1,2 milyon ziyaretçiyi ağırlayarak kültür turizminin dikkat çeken destinasyonlarından biri olmayı sürdürüyor.
Kanallar Üzerinde Yaşayan Bir Orta Çağ Yerleşimi

Hollanda'nın Overijssel eyaletindeki Giethoorn köyü, dar su kanalları, yüzlerce yıllık tarihi evleri ve benzersiz yaşam kültürüyle Avrupa'nın en dikkat çekici kırsal yerleşimlerinden biri olarak öne çıkıyor. İtalya'nın Venedik kentine benzetilmesi nedeniyle "Hollanda'nın Venedik'i" olarak anılan köy, Orta Çağ'dan günümüze ulaşan özgün mimarisi ve doğal peyzajıyla ziyaretçilerine adeta masalsı bir atmosfer sunuyor.
Yaklaşık 2 bin 600 kişinin yaşadığı Giethoorn'u her yıl yaklaşık 1,2 milyon turist ziyaret ediyor. Köy, 176 ahşap köprüsü, dar su yolları, saz çatılı tarihi çiftlik evleri ve rengârenk bahçeleriyle dikkat çekiyor. Yerleşimin en karakteristik özelliği ise günlük yaşamın büyük ölçüde kanallar üzerinden sürdürülmesi. Tarihi evlerin önemli bölümü küçük adacıklar üzerinde yer alıyor ve bu evlere yalnızca sahiplerine ait ahşap köprülerle ya da teknelerle ulaşılabiliyor.
Araç trafiğinin bulunmadığı köyde kuzey-güney doğrultusunda uzanan tek dar yol, hem yayalar hem de bisikletliler tarafından kullanılıyor. Gün boyunca düzenlenen tekne turları ise ziyaretçilere tarihi dokuyu su üzerinden keşfetme imkânı sunuyor.
Turba Ocaklarından Doğan Kültürel Peyzaj

Giethoorn Girişimciler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Lizanne Hubbers, köyün küçük ölçekli ve otantik yapısını korumayı başardığını belirterek bölgenin su yolları, doğal yaşamı ve tarihi çiftlik evleriyle Hollanda'nın en özel yerleşimlerinden biri olduğunu ifade etti.
Hubbers, köyün geçmişte gerçekleştirilen turba çıkarma faaliyetleri sonucunda bugünkü kanal sistemine kavuştuğunu belirterek, tekne gezileri sırasında bu jeolojik oluşumun açıkça gözlemlenebildiğini söyledi. Günümüzde de saz kesiminin sürdüğü bölgede evlerin büyük bölümünün çatılarında geleneksel saz örtü kullanılması, yerleşimin tarihsel karakterini yaşatmaya devam ediyor.
Köyün adının başlangıçta "Geithoorn" olduğunu anlatan Hubbers, ilk yerleşimcilerin bölgede çok sayıda keçi boynuzu bulmaları nedeniyle bu ismi kullandıklarını, zamanla adın "Giethoorn" biçimini aldığını aktardı. Yaz aylarında dünyanın birçok ülkesinden turist ağırlayan köyde bazı günler neredeyse hiç Hollandaca konuşulmadığını da sözlerine ekledi.

Ziyaretçileri Etkileyen Sessiz Güzellik

Giethoorn'u ziyaret eden turistler, köyün doğal ve kültürel atmosferinden büyük ölçüde etkilendiklerini dile getiriyor. Brezilya'dan gelen Carol Furtado, burayı "hayatında gördüğü en güzel yer" olarak tanımlarken, Amsterdam'ın ardından Giethoorn'u ziyaret ettiğini ve tekne turundan büyük keyif aldığını söyledi.
Hollanda'da yaşayan Filipin kökenli Mery Diesenta ise ilk kez geldiği köyde özellikle çiçeklerle bezenmiş manzaraların ve sakin tekne gezisinin kendisini etkilediğini belirtti. Hindistan'dan Navya Nandodi, Giethoorn'un mutlaka görülmesi gereken bir destinasyon olduğunu ifade ederken, Polonyalı Magda Gad da bölgenin doğal güzelliği nedeniyle burada bir hafta geçirmeyi planladıklarını anlattı.

Keçi boynuzu anlamına gelen adıyla dikkat çeken Giethoorn, yalnızca turistik çekiciliğiyle değil, kültürel kimliğiyle de öne çıkıyor. Köy, dünyanın önemli kentlerinin yer aldığı Monopoly Dünya Şehirleri oyununda İstanbul ile birlikte temsil edilen destinasyonlar arasında bulunuyor.


Çorum'da mağarada sıkışan definecinin naaşına ulaşıldı
Arkeologlar Niğde'deki sekizgen kilisenin 18 mezarını gün yüzüne çıkardı
Hollanda'nın Masalsı Su Köyü Giethoorn, Tarihi Dokusu ve Kanallarıyla Büyülüyor
Kilikya'nın 2 Bin Yıllık Roma Yolu Turizme Kazandırılıyor