Atatürk’le görüşmeyi de başarmış, Alişar ve Gâvurkale arkeoloji kazılarıyla tanınan, DTCF’de ders veren Alman arkeoloğun 1940’ların casusluk dosyasındaki yeri belgelerle ortaya çıktı. İşte Türkiye’de arkeoloji eğitiminin kurucu kuşağında yer alan bir hocanın casusluğuyla ilgili ayrıntıları ortaya çıkaran makale ve öğrencilerinin önünde Nazi selamı verdiğine dair yaklaşık 50 yıl sonra aktarılan bir tanıklık.
Alişar kazısının ünlü arkeoloğu casusluk suçundan mahkum edilmiş. Resmi belgeye göre 16 Temmuz 1941 tarihli askeri mahkeme kararıyla 11 yıl 8 ay ağır hapis cezasına çarptırılan ve 1950’de affedilen ünlü arkeolog, Arkeoloji ve Sanat dergisinin 182. sayısında yayınlanan makaleye göre; aynı zamanda Alman askeri casusluk ağının Türkiye lideriydi.
Hans Henning von der Osten’in bilinmeyen hikayesi

Hans Henning von der Osten, 1920’li ve 1930’lu yıllarda Anadolu arkeolojisinin öne çıkan yabancı araştırmacıları arasında yer aldı. Chicago Üniversitesi Oriental Institute adına Türkiye’de çalışmalar yapan von der Osten, özellikle Yozgat’taki Alişar Höyüğü kazılarıyla tanındı.
Türk Tarih Kurumu kayıtlarında von der Osten’in Alişar kazılarıyla ilgili 1927 ve 1930-1932 sezonlarına ait kapsamlı yayınları bulunuyor.
Arkeologun Türkiye’deki çalışmaları bununla sınırlı kalmadı. Ankara’nın yaklaşık 60 kilometre güneybatısındaki Gâvurkale’de 1930 yılında yürütülen kazılara da başkanlık etti.
Atatürk ile Çankaya Köşkü’nde görüştüVon der Osten, 17 Mayıs 1930’da Çankaya Köşkü’nde Mustafa Kemal Atatürk ile görüştü. Görüşmede Anadolu arkeolojisi ve yürüttüğü çalışmalar ele alındı. Daha sonra Atatürk’ün isteği üzerine Gâvurkale’de kazı yapılması kararlaştırıldı.
Atatürk’ün Gâvurkale ziyaretine ilişkin Türk Tarih Kurumu arşivinde 1 Haziran 1930 tarihli bir fotoğraf da bulunuyor. Fotoğrafın açıklamasında Atatürk’ün Gâvurkale kazısında arkeolog von der Osten tarafından karşılandığı belirtiliyor.
Gâvurkale kazısı, von der Osten’in Türkiye’deki arkeolojik çalışmalarının önemli duraklarından biri oldu. Araştırmacının Atatürk’ün talebi üzerine burada çalışmaya başladığı akademik çalışmalarda da aktarılıyor.
DTCF’de arkeoloji profesörü olduVon der Osten’in Türkiye’deki kariyerinin bir başka önemli aşaması ise Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi oldu.
1936-1939 yılları arasında fakültede arkeoloji dersleri veren von der Osten, dönemin arkeoloji eğitiminin oluşumunda rol alan yabancı akademisyenlerden biri olarak kayıtlara geçti. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından yayımlanan bir çalışmada da von der Osten’in bu dönemde DTCF’de arkeoloji dersleri verdiği belirtiliyor.
Öğrencileri arasında daha sonra Türkiye arkeolojisinin önemli isimleri arasında yer alan Tahsin Özgüç ve Nimet Özgüç gibi arkeologlar bulunuyordu. Alman Biyografi Kurumu da von der Osten’in öğrencileri arasında Tahsin ve Nimet Özgüç ile Raci Temizer’i sayıyor.,
Savaş yıllarında dosyanın yönü değişti Von der Osten’in biyografisindeki en dikkat çekici kırılma II. Dünya Savaşı yıllarında ortaya çıktı.Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından yayımlanan araştırmaya göre von der Osten, Alman amiral Wilhelm Canaris ile bağlantısı nedeniyle 1940 yılında casusluk şüphesiyle soruşturmaya konu oldu ve Türk makamlarınca tutuklandı.
Süreç askeri mahkemeye taşındı.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 1950 tarihli af kanununda yer alan resmi kayda göre, Potsdam doğumlu Prof. Dr. Hans Henning von der Osten, Ankara Hava Savunma Genel Komutanlığı 2 No'lu Askeri Mahkemesinin 16 Temmuz 1941 tarihli kararıyla casusluk suçundan 11 yıl 8 ay ağır hapis ve ömür boyu kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezasına çarptırıldı. Aynı kanunla cezası hukuki sonuçlarıyla birlikte affedildi. İlgili Belge çin Bakınız: (Türkiye Büyük Millet Meclisi)
Casusluk ağındaki rolü araştırılıyorVon der Osten’in casusluk faaliyetlerinin kapsamı, Rıdvan Gölcük ve Fecri Polat'ın Arkeoloji ve Sanat Dergisi'nin 182. sayısında yayımlanan araştırmasının merkezinde yer alıyor.
“Arkeolog Hans Henning Von Der Osten’in Türkiye’deki Çalışmaları ve Casusluk Faaliyetleri (1926-1950)” başlıklı makale, von der Osten’in Türkiye’deki arkeolojik kariyeri ile savaş yıllarındaki faaliyetlerini aynı dosyada ele alıyor. Makale derginin 182. sayısında yayımlandı. Bakınız: (Arkeoloji ve Sanat)
Araştırmada, von der Osten’in Türkiye’deki Alman askeri istihbarat faaliyetleriyle bağlantısına ilişkin arşiv belgeleri inceleniyor. Dosyada Kırıkkale’deki mühimmat üretimi, Yeşilköy Tayyare Meydanı, Boğaz’daki mayın hatları ve limanlara ilişkin istihbarat faaliyetleri gibi başlıklar yer alıyor.
Bu nedenle von der Osten dosyası yalnızca bir arkeologun biyografisindeki bilinmeyen bir döneme değil, II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’nin tarafsızlık politikası ve ülkedeki yabancı istihbarat faaliyetlerinin tarihine de uzanıyor.
Ankara Garı'ndaki Nazi selamı Von der Osten’in öğrencilerinden Prof. Dr. Tahsin Özgüç’ün yıllar sonra aktardığı bir anı, arkeoloğun Türkiye’den ayrılışına ilişkin dikkat çekici bir ayrıntı içeriyor.Doç. Dr. Halil Tekin’in aktardığı anıda, Kültepe kazılarında öğrencisi olduğu Prof. Dr. Tahsin Özgüç’ün von der Osten’den söz ettiği ve 1938 yılında Ankara Garı’nda yaşandığı belirtilen bir uğurlama sırasında von der Osten’in Nazi selamı verdiğinin anlatıldığı aktarılıyor.
Özgüç’ün anlatımına göre, 1938 yazında von der Osten’i Ankara Garı’ndan uğurlayan DTCF’nin arkeoloji öğrencileri, tren hareket ederken hocalarının kendilerine Nazi selamı verdiğini gördü. Öğrenciler o ana kadar hocalarının Nazi Almanyası ile ilişkileri konusunda bir şüphe taşımamıştı.
Özgüç, bu olayı yaklaşık 50 yıl sonra Kültepe kazısında öğrencilerine anlatırken dahi yaşadığı şaşkınlığın sürdüğünü aktardı.
Bu anekdot, von der Osten’in savaş yıllarındaki faaliyetleriyle ilgili daha sonra ortaya çıkan resmi kayıtlarla birlikte düşünüldüğünde dikkat çekici bir ayrıntı oluşturuyor. Ancak Nazi selamına ilişkin anlatının bir tanıklık, 1941’deki casusluk mahkumiyetinin ise resmi mahkeme kaydı olduğu ayrımını korumak gerekiyor.
1950’de affedildi, arkeolojiye döndüVon der Osten’in Türkiye'deki mahkumiyet süreci 1950'de çıkarılan af kanunuyla sona erdi. Daha sonra İsveç’e yerleşen arkeolog, akademik çalışmalarını burada sürdürdü ve Uppsala Üniversitesinde Ön Asya arkeolojisi alanında görev yaptı. 1959’da İran’daki Taht-ı Süleyman kazılarında da görev aldı.
Böylece Hans Henning von der Osten’in Türkiye’deki hikâyesi, Alişar ve Gâvurkale kazılarından DTCF’deki arkeoloji kürsüsüne, Atatürk’le görüşmesinden savaş yıllarındaki casusluk mahkumiyetine kadar uzanan sıra dışı bir biyografiye dönüştü.
Rıdvan Gölcük ve Fecri Polat’ın Arkeoloji ve Sanat Dergisi’nin 182. sayısında yayımlanan araştırması, bu biyografinin özellikle casusluk boyutuna ilişkin yeni arşiv malzemelerini bir araya getiriyor.
Yaşar İliksiz - Arkeolojikhaber.com


Atatürk’le görüşen ünlü arkeolog Der Osten, Nazi Selamı veren Alman Casusu imiş
Tunç Çağında Maydos'u düşman saldırılarından koruyan duvar ortaya çıktı
Aydınlatmanın Arkeolojisi Sergisi ziyaretçilere elektrikten önce aydınlatmayı gösteriyor
Çorum'da Kadeş Barış Antlaşması kopyalarından birine ait yeni parçası bulundu