Kaçırılan Altın Taç ve Dağ Keçisi yıllar sonra yurduna döndü

Kaçırılan Altın Taç ve Dağ Keçisi yıllar sonra yurduna döndü

Türkiye'den yurtdışına kaçırılan 2400 yıllık Altın Taç ve 4000 yıllık Dağ Keçisi Heykelciği, geçtiğimiz hafta içinde Türkiye getirildi. Her iki eser de bugünden itibaren Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmeye başlandı.

Anadolu Medeniyetler Müzesi'nde bugün, Türkiye'ye geri getirilen iki eşsiz tarihi eser; Altın Taç ve Dağ Keçisi Figürü törenle sergilenmeye başlandı.

Tanıtım törenine katılan Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Anadolu topraklarının binlerce yıllık büyük bir kültür hazinesi niteliği taşıdığını belirterek, bu coğrafyada hem İslam dönemi hem de İslam öncesi dönemin eserlerinin mevcut olduğunu hatırlattı.

Türkiye'nin dünyanın en geniş arşivi ve en zengin yaşayan kütüphanesi olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, böyle bir kültürel mirasa ve çeşitliliğe sahip olunması dolayısıyla Türkiye ile iftihar ettiklerini, bu birikimlerin gün yüzüne çıkarılması için gayret sarfettiklerini söyledi.

Türkiye'nin kültürel zenginliğinin bazı çevrelerin ilgi odağı olduğuna işaret eden Kurtulmuş, bazı mafyatik yapıların eski eserleri ait oldukları topraklardan çıkarıp belli yerlere pazarladığını, sanata değer verdiği zannedilen ülkelerdeki sanat galerilerinde ve müzelerde, kaçırılan bu eserlerin sergilendiğini Türkiye'den de geçmişte bazı eserlerin kaçırılarak yurt dışında sergilendiğini kaydetti.

İngiltere, Almanya ve Amerika'daki müzelerde Türkiye'den kaçırılan çok sayıda eserin olduğunu dile getiren Kurtulmuş, bu konu üzerinde büyük bir hassasiyetle durduklarını, eserlere sahip çıkma gayreti içinde olduklarını aktardı.

Kurtulmuş, eserlerin peşine "hafiye" gibi takıldıklarını, mahkeme süreçleri ve bilirkişi raporlarını takip ettiklerini belirtti.

Altın Taç Karya'dan, Dağ Keçisi Erzurum'dan kaçırılmıştı

Değerli iki eserin müzeye ve sanat çevresine kazandırıldığını ifade eden Kurtulmuş, Altın Taç'ın Anadolunun güneybatısındaki Karya bölgesine ait olduğunu söyledi. Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Yaklaşık 2 bin 400 yıl öncesine ait bir eserin İskoçya'da peşine düşüldü, mahkeme süreçleri açıldı. Sonunda kaçak eser elinde bulunan taraf, mahkemeden vazgeçtiği için mahkeme Türkiye'nin lehine karar verdi. Türkiye'ye ait olduğu tespit edildi, geçtiğimiz hafta Türkiye'ye getirildi. Bu eser Karya Bölgesi'nde çok zengin birisine ait bir mezardan alınmış bir hatıra eser olduğu anlaşılıyor. Çok nadide eserlerden birisi. Dünya ölçeğinde herhalde benzeri bulunmayan eserlerden birisi. Türkiye'nin müzelerine değer katacak. Ülkemizde bu 2 bin 400 yıllık eserimizi sergilemeyi sürdüreceğiz."

Diğer eserin ise Erzurum'dan kaçırılan, M.Ö 2000'li yıllara ait olduğu tahmin edilen Dağ Keçisi Figürü olduğunu kaydeden Bakan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dünyadaki bütün ülkelerin samimi bir işbirliğine ihtiyaç vardır. Nasıl teröre karşı mücadelede samimi bir işbirliği olmadan terörün küresel boyutunu önlemek mümkün değilse tarihi eser kaçakçılığı konusunda da ülkelerin samimi içten işbirliğinin sağlanmaması halinde tarihi eser kaçakçılığının önüne tam manasıyla geçebilmek mümkün değildir."

- "55 eserin Türkiye'ye getirilmesi için gayret edeceğiz"

Suriye'de devam eden savaşın, medeniyet merkezlerinden Şam ve Halep'in tarihi güzelliklerini tahrip ettiğine dikkati çeken Kurtulmuş, buradaki eserlerin kaçırılarak bir kaç sene sonra Avrupa'daki büyük müzelerde sergileneceğine vurgu yaptı. Kurtulmuş, İslam medeniyetinin önemli eserlerinin de Suriye topraklarından kaçırılarak saklandığının altını çizdi.

Kurtulmuş, insanlığın kültürel mirası olan tarihi eserlere sahip çıkılması gerektiğini, kültürel alandaki iş birliklerinin artırılması, uluslararası kaçırılan eserlerin yerine getirilmesi için çaba sarfedilmesinin önemine değindi.

Kurtulmuş, Dağ Keçisi Figürü'nün gelmesiyle beklenen eser sayısının 56'dan 55'e düştüğünü, 55 eserin de en kısa zamanda Türkiye'ye getirilmesi için gayret edeceklerini kaydetti.

İki eserin ana yurduna getirilmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Kurtulmuş, daha sonra eserlerin tanıtımını gerçekleştirdi.

Merve Yıldızalp - AA


Diğer Haberler


Arkeolojik Haber