Amerikan Arkeoloji Enstitüsü: 2017’nin en şaşırtıcı keşfi Göbeklitepe'de

Amerikan Arkeoloji Enstitüsü: 2017’nin en şaşırtıcı keşfi Göbeklitepe'de

Bu yıl bulunan kafatası kemikleri nedeniyle, Tapınak tarihini bilinenden eskiye götürerek arkeoloji dünyasını şaşırtan Şanlıurfa’daki Göbeklitepe, Amerikan Arkeoloji Enstitüsü’nün 2017’nin en sıra dışı keşifleri listesinde birinci sırada yer aldı...

Günümüzden 12 bin yıl öncesine tarihlenerek ‘Çanak Çömlek Öncesi Neolitik A Dönemi’ne ait olan Göbeklitepe, dünyanın en eski tapınağı kabul ediliyor. 1995 yılından beri bilim insanlarının ilgisini çeken Göbeklitepe’de bulunan son kalıntılar Amerikan Arkeoloji Enstitüsü tarafından 2017’nin en şaşırtıcı keşfi olarak değerlendirildi.

Milliyet'ten Gökhan Karakaş'ın haberine göre Amerikan Arkeoloji Enstitüsü, 29 Haziran’da Göbeklitepe’nin Neolitik Ritüel Merkezi’nde bulunan 3 yetişkin insana ait kafatası kemikleri liste başı seçti.

Enstitünün seçiminde, kemiklere ölümden sonra oyularak şekil verilmesi ve dini törenlerde kullanılması rol oynadı.

Göbeklitepe’nin, dünyanın en önemli ve en esrarengiz arkeolojik alanlarından biri olduğunu belirten uzmanlar, M.Ö. 10 bin ile 8 bin yılları arasında bölgede yaşayan insanların dini veya toplumsal amaçlarla toplandığını vurguladı.

Enstitünün Ocak 2018 sayısında resmen açıklanacak listenin ikinci sırasında Pasifik’te batan USS İndianapolis zırhlısı, üçüncü sırasında ise Antarktika’daki kek parçası yer alıyor.

Enstitünün resmi yayın organı Arkeoloji Magazin’de Göbeklitepe için bir yazı hazırlayan Jason Urbanus, “Kemik parçalarının ve insan kafataslarının bir zamanlar gösterilerde asılabildiği düşünülüyor.

Kemik parçaları ölümden sonra oyulmuş ve değiştirilmiş. 3 yetişkine ait bulgular Göbeklitepe sakinlerinin ölüleriyle ilgili ilk gösterge. Kafatası üzerinde yer alan işaretler, parçalandığını, değiştirildiğini ve hatta boyandığını gösteriyor. Başın arkasına doğru ilerleyen oluklar taş aletlerle yapılmış” yorumunu yaptı.
Alman Arkeoloji Enstitüsü araştırmacısı Julia Gresky ise, yazısında “Kafatasları başın etrafına sarılan ve üstteki küçük bir matkap deliğinden geçen bir kablo ile askıya alınmış olabilir. Delikli oluklar, kordonun, sarkık haldeyken kemiğin pürüzsüz yüzeyi boyunca kaymasına engel olurdu. 3 kafatası, bazı bireylerin özel muamelelerini kanıtlıyor ve tamamen yeni bir bulgu kategorisi oluşturuyor” ifadelerine yer verdi.

Doç. Dr. Şengül Aydıngün ise UNESCO (Birleşmiş Milletler Bilim, Eğitim ve Kültür Teşkilatı) tarafından ‘Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınan Göbeklitepe’nin bir kez daha bilim dünyasının dikkatini çektiğini söyledi.

Kocaeli Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Aydıngün, “ 2009 yılında Küçükçekmece Gölü kıyısında yürüttüğümüz İstanbul Bathonea Kazıları’nın şaşırtıcı sonuçları ilk kez bizi bu listeye soktu. 2010 da Muğla Milas’taki Hekatomnus’un mezarının soygun sonrası ortaya çıkışı, 2014 de İznik Gölü’nün altında bulunan bazilikanın ardından şimdi Göbekitepe’deki ‘Kafatası Kültü’ ülkemizdeki arkeolojik kazıların önemini kanıtladı ve bize gurur verdi. Son 10 yılda dünyanın en önemli arkeoloji enstitüsünün yayın organı Archaeology’de 4 kez yer almamız çalışmalarımız için bize güç veriyor” dedi.
 


Benzer Haberler