Kariye Müzesi'nin restore edilen Naos bölümü ziyarete açıldı

Kariye Müzesi'nin restore edilen Naos bölümü ziyarete açıldı

İstanbul'un önemli turizm mekanlarından Kariye Müzesi’nin Naos Bölümü restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından bugün ziyaretçilere kapılarını açtı.

İstanbul'un Hz. İsa'nın Hayatını anlatan eşsiz mozaik ve freskleriyle ünlü, tarihi kilisesi Kariye Müzesi'nin (Chora Museum) ana salonunun restorasyonu tamamlandı. 

Restorasyonu İstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğünce yürütülen, tespit, analiz çalışmaları İstanbul Konservasyon ve Restorasyon Laboratuarı Müdürlüğünce yapılan Kariye Müzesi’nin Naos bölümü, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından bugün ziyarete açıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığının onayıyla, 'Kariye Müzesi Onarımı ve Restorasyon' işi kapsamında Kariye Müzesi'nin aneks bölümlerinde restorasyon çalışmaları sürürüyor. Restorasyon sebebi ile kapatılacak diğer bölümler ile ilgili değişiklikler müzenin internet sitesinden görülebiliyor.

Kariye Müzesi'nin Naos Bölümünde yer alan mozaikli sahneler

Meryem’in Ölümü (koimesis) sahnesi

Naos batı duvarında, ana kapının üzerinde yer alan Meryem’in Ölümü (koimesis) sahnesinde kumaşlarla kaplanmış lahitin üzerine uzanmış Meryem, etrafında ise havariler, kilise ileri gelenleri ve Kudüs’lü kadınlardan oluşan kalabalık yer almaktadır. İsa, çift mandorla içerisinde, elleri saygı ifadesi olarak örtülü kucağında Meryem’in ruhunu temsil eden bebek tutmaktadır, Mandorla (ışık halesi) içersindeki İsa’nın etrafında melekler, dışında ise altı kanatlı melek serafim mandorlanın üst kısmında kanatları açık vaziyette mandorlayı yukarı doğru çekerek sahneye hareketlilik kazandırmıştır. Arka planda mimari yapı yanında, muhtemelen İsa’nın kucağındaki Meryem’in ruhunu alarak cennete götürmek için bekleyen iki melek görülmektedir.
Meryem’in baş ucunda Petrus elindeki buhurdanı sallarken ayak ucunda ise Pavlos Meryem’e doğru eğilerek üzgün bir ifadeyle bakmaktadır. Sahnenin üst kısmında "Tanrı anasının ölümü" tasvir edilmektedir.

(Yol gösterici) Hodegetria Meryem

Bemanın güney templon panelinde mermer bir çerçeve içinde Hodegetria (Yol gösterici) Meryemi olarak adlandırılan bu sahnede kucağında Çocuk İsa’yı taşıyan Meryem, tasvir edilmiştir. Bir seki üzerinde ayakta gösterilmiş olan tasvirde, Meryem kucağındaki Çocuk İsa’ya hafif başını eğerek düşünceli bir şekilde bakar durumda gösterilmiştir. Sahnenin üzerinde akanthuslarla işlenmiş mermer bir pano, ortasında yüzü tahrip olmuş pantokrator İsa rölyefi, üst köşelerde de yüzleri tahrip olmuş kanatlı iki melek rölyefi bulunmaktadır. Bu sahnenin aynısı olan ve Aziz Luka’nın Konstantinopolisin koruyucusu olduğuna inanılan ve Meryem’e bakarak yaptığı sanılan ikonanın da Kariye’de saklandığı, savaş günlerinde de surlar boyunca gezdirilerek şehri koruduğuna inanılmıştır.

Sol elinde açık İncil tutan İsa

Kuzey templon panelinde, sol elinde açık İncil tutan, ayakta, cepheden gösterilen İsa betimlenmiştir. İncil üzerinde " Ey bütün yorgunlar ve yükleri ağır olanlar, bana gelin ve size ben rahat veririm"(Matta incili.11:28) yazılıdır. Bu mozaik panonun da büyük bölümü dökülmüştür. Panonun alttaki iki köşesinde yer alan mermer köşebentlerin yüzeylerine, melek figürleri ve yanlarında rozetler rölyef olarak işlenmiş ancak oldukça bozulmuştur.

Kariye Müzesi

Kariye, naos, kuzey taraftaki iki katlı ek yapı (anneks), iç narteks, dış narteks ve güney taraftaki mezar şapeli (parekklesion) ile beş ana mimari birimden oluşmuştur.

Mevcut kilisenin ana yapısı, kubbe ile örtülü kısaltılmış Yunan haçı planlı bir yapıdır. Kubbe, kiborion şeklinde dört adet paye ile taşınan yüksek kasnaklıdır. 16 uzun pencere açıklığı iç mekana bol gün ışığı sağlar. Naosun doğu ucundaki bemanın iki tarafında kubbeli postophorion odaları vardır. Kuzey tarafındaki oda (prothesis) doğrudan bemaya açılmaktadır, güneydeki oda (diakonikon) erken dönemlerde bemaya açılırken 14.yy.’daki onarımlardan sonra mermerle kapatılıp Parekklesion’na açılmıştır. Naosun güney tarafında, naosu parekklesiona bağlayan bir geçit vardır. Naosun kuzey tarafına bitişik ek yapı (anneks) iki katlı olup, alt katının hazine (Skeuophylakion) binası üst katının ise Metokhites’in kütüphanesi olma olasılığı yüksektir. Naosun batı tarafında yer alan iç narteksin , güney ve kuzey taraflarındaki birimleri kubbe ile örtülüyken, diğer yerler tonoz ile örtülüdür. Dış narteksin güney batısında, daha önce çan kulesinin olduğu bölümde ise bugün minare yer almaktadır.

Kilisenin ana mekanı (naos) 10,5 m x 15 m ölçülerindedir. Apsis Palaiologos’lar döneminde yapılan dıştan yarım yuvarlak bir uçan payanda ile desteklenmiştir. Ana mekân zemin ve duvarları mermer kaplıdır. Apsis içinde Osmanlı döneminde yapılmış mihrap yer almaktadır. Apsis bölümünde yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkartılan vitray parçaları Pantokrator İsa Manastır Kilisesinde bulunan vitraylara benzemekte, bu da vitray sanatının Bizans’ta, Avrupa’daki gelişiminden önce olduğunu göstermesi bakımından oldukça önemlidir. Naosun duvarları, korniş seviyesine kadar çok değerli mermer levhalarla, narteksler tamamen mozaik, Parekklesion ise freskolarla süslenmiştir.

Naosun güney tarafına bitişik olan parekklesion, bütünüyle 14. yüzyılda yapılmıştır. Metokhites’in kendi mezar şapeli olarak yaptırdığı bu yapıda manastırın kurucusu Metokhites ile bazı yakınlarının mezarları bulunmaktaydı. Uzunlamasına dikdörtgen ve tek nefli bir planı olan yapı 15.96 m x 4.96 m ölçülerindedir.

Parekklesion, kanatlı melek, haç ve akhantus yapraklarıyla süslü başlıklara sahip iki sütun ile dış narteksten ayrılmakta, hem mimari olarak hem de işlevsel olarak narteksten bağımsız bir bütün oluşturmaktadır. Parekklesiondaki dört mezar arkosolyumundan da anlaşılacağı gibi, bu bölüm bir mezar şapeli olarak, krypta ve sarnıç olarak da kullanılan bir bodrumun üzerine inşa edilmiştir. Uzunluğu 29 m. olan Parekklesion da betimlemeler fresko olarak yapılmıştır. Doğuda bema ve apsis kısmı kubbesel-tonoz ile örtülmüştür. Parekklesion’da ikisi kuzey duvarında, diğer ikisi güney duvarında olmak üzere dört adet mezar arkosolyumu yer alır. Kuzey duvarının bema kemerine yakın bir yerinden kemerli bir geçişle diakonikon odasına geçilir. Dikdörtgen planlı 4.33 m. x 3.21 m. ölçülerindeki bu yapının, doğu tarafında dışarı taşkın küçük, yarım daire şeklinde bir apsisi vardır. Parekklesionun orta bölümü, kubbe ile örtülmüştür. Bu kubbenin çapı 4.7 m., içeriden yüksekliği de 11.18 m. dir. 12 kaburgalı kubbe strüktürü (dodecagonal), yüksekçe bir kasnak üzerine oturmakta ve üzerinde 12 pencere açıklığı yer almaktadır. 14. yüzyılda parekklesionun yapılması nedeniyle parekklesion ile naos arasında oluşan boşluk, naosla parekklesionu birbirine bağlayan koridorun iki tarafına birer oda eklenerek değerlendirilmiştir. Bu iki odada, fresko ya da mozaik yoktur, burası litürjik eşyaların saklandığı depo ya da şapelcik (Oratoryum) olarak kullanılmış olabilir. Bu odaların, şapelde yapılan ayin ve anma törenleri sırasında kullanılan, mum, şamdanlar, tütsüler, ikonalar ve kaplar gibi malzemelerin saklanması için kullanıldığı düşünülmektedir.

Kariye’de dördü parekklesionda, biri iç narteksin kuzey duvarında, üçü ise dış narteksin batı duvarında olmak üzere toplam sekiz mezar arkasolyumu vardır. Bu mezarlar aristokrat ailelere aittir. Ayrıca, parekklesionun apsis döşemesi altında geç tarihli bir mezar daha bulunmaktadır.

Binanın dış cephesini kaplayan yuvarlak kemerler, nişler, taş ve kirpi saçaklı tuğla işçilikleri ve yarım payeler ile yapının dış görünümüne hareket kazandırılmıştır.

İlgili Haberler


Benzer Haberler & Reklamlar