Türklerin Anadolu’da geliştirdiği özgün bir medeniyet hareketi olan Ahilik, üretimden meslek ahlakına, dayanışmadan sosyal yardımlaşmaya uzanan ilkeleriyle yüzyıllardır varlığını sürdürüyor. 13. yüzyılda Ahi Evran-ı Veli’nin temellerini attığı teşkilatın izleri Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Orta Doğu’dan Afrika’ya kadar uzanıyor. Kırşehir’de bulunan Ahi Evran’ın türbesi ise bu köklü geleneğin Anadolu’daki önemli merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Üretim, kalite ve ahlakın teşkilatı
Kökleri yaklaşık bin yıl önceki Fütüvvetnamelere dayanan Ahilik, 1200’lü yıllarda Ahi Evran-ı Veli tarafından Anadolu’da teşkilatlandırıldı. Selçuklu ve Osmanlı coğrafyasında etkili olan sistem, Anadolu’ya göç eden Türkmenlere aş ve iş imkanı sağlarken, tekke ve zaviyelerde iyi bir Müslüman ve vasıflı bir meslek sahibi üretici olmalarına katkı sundu.
Kardeşlik, cömertlik, yiğitlik, fedakarlık, doğruluk, dürüstlük, kalite, üretim, ahlak, sanat, akıl ve bilimi esas alan Ahilik, esnaf arasındaki mesleki ve dini dayanışmayı 740 emredici kuralla şekillendirdi. Teşkilat üyeleri kazançlarının bir bölümünü yardım sandıklarında biriktirerek ihtiyaç sahiplerine destek oldu.
Ahiler yamak, çırak, kalfa, usta, halife, şeyh ve şeyhül meşayih gibi hiyerarşik bir yapı içinde yer aldı. Öğrenci olarak teşkilata alınanlara ise İslam ahlakından kaynaklanan 124 madde öğretilerek mesleki ve ahlaki eğitim verildi.
Kadınların üretimdeki yeri
Ahilik yalnızca erkekleri değil, kadınları da meslek sahibi olmaları için eğitti. Ahi Evran-ı Veli’nin eşi Fatma Bacı, kadınları bir araya getirerek onların üretken hale gelmesine öncülük etti.
13. yüzyılda kurulan ve Anadolu’nun o dönemdeki adına atfen Bacıyanı Rum olarak adlandırılan bu teşkilat, dünyanın ilk kadın teşkilatı olarak biliniyor. Bacıyanı Rum mensupları, Bizans ile savaşlarda ve Moğol akınlarına karşı özellikle cephe gerisinde önemli hizmetlerde bulundu.
Ahilik, esnafın teşkilatlanması, üretimde kalite standardı ve meslek ahlakı gibi ilkeleri Batı’da 17. ve 18. yüzyıllarda tartışılmadan, 19. yüzyılda uygulanmaya başlanmadan yüzyıllar önce Anadolu’da hayata geçirdi.
Ahi Evran’dan Kırşehir’e uzanan miras
Anadolu Ahiliğinin kurucusu Ahi Evran-ı Veli, asıl adıyla Mahmud bin Ahmed el-Hoyi, 1171’de İran’ın Batı Azerbaycan bölgesindeki Hoy kasabasında dünyaya geldi. Çocukluğu ve ilk eğitimini Azerbaycan’da geçiren Ahi Evran, Horasan ve Maveraünnehir’de büyük üstatlardan ders aldı.
Hac yolculuğu sırasında Şeyh Evhadüddin Kirmani ile tanışan Ahi Evran, Bağdat’ta İslam dünyasının önemli sanat ve ilim çevrelerini tanıdı. Burada Abbasi Halifesi Nasır Lidinillah’ın kurduğu fütüvvet teşkilatını öğrendi. 13. yüzyıl başlarında Muhyiddin Arabi ve hocası Evhadüddin Kirmani ile Anadolu’ya geldi ve Kirmani’nin kızı Fatma Bacı ile evlendi.
Ahi Evran, Anadolu esnaf ve sanatkarlarını teşkilatlandırmak amacıyla Kayseri’de bir debbağ atölyesi kurdu. Konya ve Denizli’de de yaşayan Ahi Evran, 1206’da o dönemde Gülşehri olarak bilinen Kırşehir’e geldi.
Ömrünün sonuna kadar Kırşehir’de yaşayan Ahi Evran, 32 çeşit esnafı eğitim, sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel, dini ve ahlaki değerlerle teşkilatlandırdı. Kesin olmamakla birlikte, Moğollara karşı mücadele ederken 1261’de 93 yaşında şehit edildiği kabul ediliyor.
Ahi Evran-ı Veli’nin Kırşehir’de kendi adını taşıyan caminin içinde bulunan türbesi, Anadolu’dan dünyaya yayılan Ahilik mirasının önemli sembollerinden biri olmayı sürdürüyor.


Azerbaycan'da içinde asa başlığı da yer alan 3600 yıllık kurgan keşfedildi
İstanbul Boğaz Müzesi, Kabataş'ta törenle ziyarete açıldı
Kars Kağızman’da Kayalara Oyulmuş Orta Çağ Mirası: Çukurayva Manastırı
Külhöyük’te Sevgi Çiçeğinin Bilinen En Eski Tohumları Bulundu