Sillyon Antik Kenti, yaklaşık 7 bin yıllık kesintisiz yerleşim geçmişini ortaya koyan bulgularıyla Anadolu arkeolojisinde dikkat çekici bir örnek sunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras” projesi kapsamında yürütülen kazılar, Neolitik dönemden Cumhuriyet’e uzanan çok katmanlı yerleşim sürekliliğini gözler önüne sererek, bölgenin kültürel miras değerini yeniden gündeme taşıyor.
Neolitik Dönemden Günümüze Kesintisiz Yerleşim
Antalya’nın Serik ilçesinde yer alan Sillyon Antik Kenti, Pamfilya bölgesinin önemli yerleşimlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Pamukkale Üniversitesi öğretim üyesi Murat Taşkıran başkanlığında sürdürülen kazı çalışmaları, bölgenin tarihini MÖ 5000’lere kadar götüren bulgular ortaya koymuştur.
Elde edilen arkeolojik veriler, Sillyon’un Geç Neolitik ve Erken Kalkolitik dönemlerden itibaren kesintisiz şekilde iskan edildiğini göstermektedir. Bu durum, Anadolu’da yerleşim sürekliliği açısından nadir görülen örneklerden biri olarak değerlendirilmektedir.

Stratejik Konum ve Antik Dönemlerdeki Rolü
Sillyon Antik Kenti’nin uzun süreli yerleşim görmesinin temel nedenlerinden biri, korunaklı bir tepe üzerinde kurulmuş olmasıdır. Bölgenin doğal su kaynaklarına sahip olması ve denizden uzak konumu, yerleşimin güvenliğini artıran unsurlar arasında yer almaktadır.
Arkeolojik bulgular, kentin Hititler döneminde “Sallusa” adıyla önemli bir yerleşim olduğunu ortaya koymaktadır. Daha sonraki süreçte kent, özellikle Pers İmparatorluğu döneminde stratejik bir karakol işlevi görmüştür. Kentte bulunan yazıtlar, gelişmiş bir idari yapı, yerel dil ve seçim sistemine işaret etmektedir.

Helenistik, Roma ve Bizans Dönemlerinde Gelişim
Helenistik dönemde savunma mimarisiyle öne çıkan kent, surlar ve kulelerle güçlendirilmiştir. Büyük İskender’in Anadolu seferi sırasında Sillyon’a uğradığı ve kentin direniş gösterdiği bilinmektedir.
Roma İmparatorluğu döneminde ise kent önemli ölçüde genişlemiş; stadyum, hamam, tiyatro ve anıtsal çeşmeler gibi kamusal yapılar inşa edilmiştir. Bu dönemin öne çıkan figürlerinden Menodora, kentin imarına önemli katkılar sağlamış ve sosyal yardımlaşma faaliyetleriyle dikkat çekmiştir.
Bizans İmparatorluğu döneminde Sillyon, coğrafi avantajları sayesinde askeri merkez olarak önemini korumuş ve dini açıdan da etkili bir yerleşim olmuştur.

Türk-İslam Dönemi ve Çok Katmanlı Kültürel Süreklilik
Sillyon, Anadolu Selçuklu döneminde yeniden stratejik bir merkez haline gelmiş; bölgedeki askeri yapılanmalar ve yerleşim düzeni bu dönemde şekillenmiştir. Kale Mescidi, erken Türk-İslam mimarisinin önemli örneklerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde de yerleşim sürekliliğini koruyan kentte mescitler, hamamlar ve ticari yapılar inşa edilmiştir. Ayrıca arkeolojik kazılarda bir kadıya ait mezar taşının bulunması, bölgenin idari yapısına dair önemli veriler sunmaktadır. Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde ise alanın Yörük-Türkmen toplulukları tarafından kullanıldığı bilinmektedir.
Bu çok katmanlı yapı, Sillyon Antik Kenti’nin yalnızca antik bir yerleşim değil, aynı zamanda binlerce yıllık kültürel sürekliliğin somut bir örneği olduğunu ortaya koymaktadır.

Kaynak: Süleyman Elçin aa


Sillyon Antik Kenti: 7 Bin Yıllık Kesintisiz Yerleşimin Arkeolojik Tanıklığı
Nevruz: Antik Ritüelden Uluslararası Kültürel Mirasa
Sadabad Sarayı’da ABD-İsrail Saldırıları İle Hasar Gördü: Kültürel Miras Tehlikede
Anadolu’nun Kapısı Ani, Kültür Turizminin Yeni Merkezi