Diyarbakır Dicle Barajı Altında Kalan 2 Bin 400 Yıllık Kültürel Miras Yeniden Gündemde

Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde Dicle Baraj Gölü altında kalan yaklaşık 2 bin 400 yıllık tarihi yapılar, su altı dalışlarıyla yeniden görüntülendi. Elde edilen bulgular, bölgenin çok katmanlı tarihine ışık tutarken, Türkiye’de gelişmekte olan su altı arkeolojisi çalışmalarının önemini bir kez daha ortaya koydu. Uzmanlar, söz konusu alanın sistematik araştırmalarla bilim dünyasına kazandırılabileceğini vurguluyor.

Tarihi Miras Sular Altında
Eğil ilçesinde bulunan Dicle Baraj Gölü, yalnızca su kaynağı olarak değil, barındırdığı kültürel mirasla da dikkat çekiyor. 1986 yılında yapımına başlanan ve 1997’de su tutmaya başlayan baraj, çok sayıda yerleşim alanı ile birlikte tarihî yapıları da sular altında bıraktı. Son olarak İl Jandarma Komutanlığı Sualtı Arama Kurtarma ekiplerinin gerçekleştirdiği dalışlarda, antik dönemlere tarihlenen yapı kalıntıları görüntülendi.

Çok Katmanlı Tarihsel Süreklilik
Dicle Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Yıldız, Eğil’in tarihsel geçmişinin Hurri-Mitanni dönemine kadar uzandığını, bölgenin Asur, Urartu, Med, Pers, Roma ve Bizans gibi birçok uygarlığın egemenliği altında kaldığını belirtiyor. 7. yüzyıldan itibaren İslam medeniyetine dahil olan bölge, bu süreklilik içinde önemli bir kültürel birikim oluşturdu.

Barajın su tutmasıyla birlikte özellikle Tekke ve Hacıyan mahallelerindeki cami, medrese, hamam ve mezarlık alanları su altında kaldı. Ayrıca Hz. Zülkifl ve Hz. Elyesa’ya atfedilen türbeler de bu süreçte taşınarak korunmaya çalışıldı.

Su Altı Arkeolojisi İçin Yeni Bir Alan
Uzmanlara göre, baraj gölü altında kalan bu yapılar, Türkiye’de gelişmekte olan su altı arkeolojisi açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Yıldız, su altı görüntüleme çalışmalarının, bu eserlerin büyük ölçüde bütünlüklerini koruduğunu ortaya koyduğunu ifade ediyor.

Özellikle Bizans dönemine ait Deran Hamamı, Caferiye Medresesi ve kaya mezarları gibi yapıların varlığı, sistematik bilimsel araştırmalarla daha kapsamlı veriler elde edilebileceğini gösteriyor. Kurak dönemlerde su seviyesinin düşmesiyle bazı yapıların siluetlerinin görünür hale gelmesi de bu potansiyeli destekliyor.

Koruma ve Araştırma Perspektifleri
Elde edilen bulgular, baraj projeleri ile kültürel miras arasındaki ilişkinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Su altında kalan yapıların belgelenmesi, dijital arşivlenmesi ve mümkünse koruma altına alınması, kültürel sürekliliğin sağlanması açısından önem taşıyor.

Uzmanlar, Su altı arkeolojisi alanında disiplinlerarası projelerin geliştirilmesi gerektiğini vurgularken, Eğil örneğinin Türkiye’de bu alandaki çalışmalar için model teşkil edebileceğini belirtiyor.

Kaynak: Ömer Yasin Ergin aa
 


Benzer Haberler & Reklamlar