6 Şubat 2023 depremlerinin ardından 11 ilde yürütülen kültürel miras odaklı iyileştirme sürecinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı 5 bin 119 taşınmaz üzerinde hasar tespiti yaptı; 364 yapının tamamen yıkıldığı belirlendi. Bakan Mehmet Nuri Ersoy, 63 işin tamamlandığını, 21 çalışmanın sürdüğünü açıkladı. Süreç, restorasyonun ötesinde, kamusal hafıza ve kültürel kimliğin yeniden inşası olarak değerlendiriliyor.
Deprem Sonrası Kültürel Miras Yönetimi: Ölçek, Kurumsal Kapasite ve Siyasal Dil
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un Hatay Büyükşehir Belediyesi ziyareti sırasında yaptığı açıklamalar, 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında yürütülen kültürel miras restorasyonlarının yalnızca teknik bir “onarım” değil, aynı zamanda kamusal yönetim kapasitesini, siyasal söylemi ve kültürel kimliğin yeniden üretimini içeren çok katmanlı bir süreç olduğunu ortaya koydu. Ersoy’un konuşmasında dikkat çeken unsurlardan biri, afetin “dünya tarihinde eşi görülmemiş” ölçekte tanımlanması ve buna karşılık devletin “benzeri görülmemiş” bir inşa-ihya seferberliği yürüttüğünün vurgulanmasıydı.
Bakanın söylemi, bir yandan afetin yarattığı yıkımı tarihsel ölçekte konumlandırırken, diğer yandan yürütülen restorasyon ve rekonstrüksiyon çalışmalarını devletin kriz yönetimindeki performansının göstergesi olarak sunuyor. Bu yaklaşım, kültürel mirasın korunmasını yalnızca uzmanlık alanı olmaktan çıkarıp, kamusal meşruiyet ve siyasal temsil tartışmalarının merkezine taşıyor. Ersoy’un “umut simsarlığı yapanlara” ve “acıdan siyasi çıkar devşirmeye çalışanlara” yönelik ifadeleri, afet sonrası süreçte rekabet eden siyasal anlatıların bulunduğunu açık biçimde işaret ediyor.
Rakamlarla Envanter: 5 Bin 119 Taşınmaz, 364 Tam Yıkım ve Projelendirme Süreci
Ersoy’un paylaştığı veriler, afet sonrası kültürel miras yönetiminin ölçeğini somutlaştırması açısından önem taşıyor. Bakanlığa göre 11 ilde toplam 5 bin 119 taşınmaz üzerinde hasar tespit çalışması yürütüldü. Bu yapıların 364’ünün tamamen yıkıldığı belirlendi. Bunun yanı sıra 973 ağır hasarlı, 1206 orta hasarlı ve 1036 hafif hasarlı eser tespit edildi. Hasar tespiti, yalnızca zarar gören yapıları listeleyen bir süreç olarak değil; aynı zamanda belgeleme, tasnif, temizleme ve yeniden projelendirme aşamalarını içeren çok disiplinli bir hazırlık evresi olarak tanımlandı.
Kültür varlıkları söz konusu olduğunda, restorasyon ve rekonstrüksiyonun temel gerilimi “özgünlük” ile “dayanıklılık” arasında kurulan dengede ortaya çıkar. Ersoy, sürecin bilimsel verilere ve yapıların özgün hallerine bağlı kalınarak yürütülmesinin zorunlu olduğunu vurgularken, bu yaklaşımın uluslararası koruma ilkeleriyle uyumlu bir çerçeveye işaret ettiği görülüyor. Özellikle tarihi eserlerde müdahalenin ölçüsü, kullanılan malzemenin niteliği ve yapının taşıyıcı sistemine yönelik kararlar, sadece mimarlık ya da mühendislik değil, kültürel miras etiği açısından da belirleyici kabul ediliyor.
Bu kapsamda Bakan Ersoy, 11 ilde başlatılan 63 işin tamamlandığını, 21 çalışmanın ise sürdüğünü açıkladı. Açıklamada ayrıca sahada görev yapan uzmanlar ve işçilerin emeğinin altı çizilerek, restorasyon faaliyetleri “kararlılık” ve “başarı” kavramları üzerinden değerlendirildi.
Bütçe, Özel Mülkiyet Desteği ve Hatay Odaklı Uygulamalar
Afet sonrası kültürel miras restorasyonunun en kritik boyutlarından biri, kaynak tahsisi ve mali sürdürülebilirliktir. Ersoy, 11 ilde yürütülen proje ve uygulama işleri için yaklaşık 7,3 milyar liralık ödeneğin kullanıldığını belirtti. Bu veri, restorasyonun yalnızca sembolik bir kültür politikası olmadığını, doğrudan kamu yatırımı niteliği taşıyan geniş ölçekli bir müdahale alanına dönüştüğünü gösteriyor.
Bununla birlikte Bakanlık, yalnızca kamu mülkiyetindeki eserleri değil, özel mülkiyette bulunan tescilli yapıları da destek kapsamına aldığını açıkladı. Bu çerçevede 1278 yapıya proje yardımı, 278 yapıya uygulama yardımı sağlanarak toplam 1554 yapıya 2 milyar lirayı aşan bir destek aktarıldı. Bu yaklaşım, kültürel mirasın korunmasında kamu-özel işbirliği ve mülkiyet ilişkileri bağlamında yeni bir yönelimi yansıtıyor. Özellikle geleneksel konut dokusu, sivil mimarlık örnekleri ve kent hafızası açısından belirleyici olan yapıların korunması, yalnızca devletin değil, mülk sahiplerinin de sürece dahil edilmesini gerektiriyor.
Hatay özelinde ise yaklaşık 2,3 milyar lira ödenek kullanılarak 10 işin tamamlandığı, büyük ölçekli 5 işin ise devam ettiği belirtildi. Antakya’da depremden zarar görmüş sivil mimarlık örneği yapıların projelerinin hazırlanması için 69 yapının proje çalışmasının başlatıldığı; geçen yıl 28 projenin tamamlandığı, 70 yapının proje sürecinin ve 51 yapının 3D belgeleme çalışmalarının sürdüğü ifade edildi.
Bu veriler, Hatay’da kültürel mirasın yalnızca tekil anıt yapılar üzerinden değil, kentsel doku ve sivil mimarlık mirası üzerinden ele alındığını göstermesi bakımından dikkat çekici. Kurtuluş Caddesi’nde tarihi dokuyu ayağa kaldırmak amacıyla yürütülen kentsel tasarım uygulamalarında sona gelindiği bilgisi de, restorasyonun kent ölçeğine yayılan bir müdahale biçimine dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Müzeler, Mozaikler ve Vakıf Eserleri: “Hafızanın” Yeniden Kurulması
Ersoy’un açıklamalarında öne çıkan bir diğer başlık, müze envanterlerinin korunması ve taşınabilir kültür varlıklarının restorasyon süreci oldu. Hatay Müze Müdürlüğü teşhir salonlarında kurtarma çalışmaları sırasında pano halinde toplam 1080 metrekarelik 72 mozaik kaldırıldı. Müze binası içinde ise 1125 metrekare ölçülerindeki ağır ve orta hasarlı mozaik panoların restorasyon ve konservasyon uygulamalarının devam ettiği açıklandı. Ayrıca müzedeki ağır ve orta hasarlı 28 taş eserin geçici depolara taşındığı, Hatay Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi’nde 9 orta ve hafif hasarlı eserin restorasyonunun tamamlandığı belirtildi.
Bakanlık verilerine göre, 11 ilin tamamı dikkate alındığında müzelerde hasar görmüş eserlerden 155’i restore edildi. Depremin merkezi Kahramanmaraş’ta ise Kahramanmaraş Müzesi envanterindeki 218 eser ile Elbistan Müzesi’ndeki 6 eserin işlemleri sürüyor. Ersoy, Hatay Arkeoloji Müzesi’nin restorasyon çalışmalarının etaplar halinde yürütüldüğünü ve müzenin bu yıl yeni yüzüyle açılışa hazır hale getirileceğini ifade etti.
Vakıflar Genel Müdürlüğü perspektifinden bakıldığında ise 11 ilde depremden etkilenen 377 vakıf eseri tespit edildi; bunlardan 31’i tamamen yıkıldı, 144’ü ağır, 104’ü orta ve 98’i hafif hasarlı olarak kayda geçti. Ersoy, üç yılın sonunda 33’ü Hatay’da olmak üzere 109 vakıf eserinin ayağa kaldırıldığını, kalan 268 eserin ise önümüzdeki hazirana kadar tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi. Bu süreçte yaklaşık 15 milyar liralık bir maliyetin oluştuğu bilgisi de paylaşıldı.
Ersoy, Habib-i Neccar Camii’ni örnek göstererek, kubbenin 1400 ton hafifletilmesi gibi müdahalelerle yapının zemininden minaresine, mihrabından şadırvanına kadar özgün kimliğine sadık biçimde ayağa kaldırıldığını vurguladı. Bu örnek, deprem sonrası restorasyonun “güçlendirme” ile “özgünlük” arasındaki hassas dengeyi nasıl kurmaya çalıştığını göstermesi açısından sembolik bir değer taşıyor.


Kapadokya’da Zelve ve Paşabağı 1,27 Milyon Ziyaretçiyi Aştı
Yusuf Erkan: Boubon Örneği Üzerinden Kültürel Miras, Sorumluluk ve Etik Tartışmalar
Roma'da tarihi Aşk Çeşmesi artık biletle görülebilecek
Kuraklık, Tarım ve Su Politikaları Kıskacında Sulak Alanlar