Tarihsel romanlarıyla kültürel miras tartışmalarını edebiyat alanına taşıyan Yusuf Erkan, Boubon antik kentine odaklanan eserleriyle Antalya Sanatçılar Derneği’nde okurlarıyla buluştu. Söyleşi ve imza gününde Boubon bronzlarının yağmalanma süreci, kaçakçılık zincirleri ve kültürel mirasın iadesi ekseninde yapılan değerlendirmeler, arkeoloji, edebiyat ve kültür politikalarının kesiştiği güncel bir tartışma zemini sundu.

ANSAN’da Tarih, Edebiyat ve Kültürel Bellek Buluşması
Yazar ve araştırmacı Yusuf Erkan, 25 Ocak 2026 tarihinde Antalya Sanatçılar Derneği (ANSAN) ev sahipliğinde düzenlenen söyleşi ve imza gününde okurlarıyla bir araya geldi. Daha önce Antalya Kent Konseyi’nin davetlisi olarak Müzikal Burdur (2018) sunumunu yapan ve bu çalışmasını kitaplaştıran Erkan, 2023 yılında Muratpaşa Belediyesi tarafından düzenlenen Yörüklerde Müzik Çalıştayı’na da katkı sunmuş, yayımlanan kolektif kitapta “Şiirsel Dirmil’in Ozanı Kadir Türen” başlıklı makalesiyle yer almıştı.
Bu kez tarihsel romanları Boubon’un Tanrılaştırılmış İmparatorları ve Tanrılaştırılmış İmparatorlar – Savruluş’ta üzerinden okur karşısına çıkan Erkan, yağmurlu ve soğuk bir pazar gününde dahi salonu dolduran katılımcılarla Boubon antik kenti, romanların yazım süreci ve kültürel mirasın korunmasına dair kapsamlı bir söyleşi yaptı.

Boubon Romanlarının Yazım Süreci ve Tarihsel Arka Plan
Söyleşide Boubon’un dünya çapında ün kazanmış bronz heykelleri ve bu eserlerin tarihsel serüveni üzerinde duran Erkan, 1970’li yıllarda yaşanan yoğun kaçakçılık faaliyetlerinin ardından Boubon dosyasının uzun yıllar devlet arşivlerinde atıl kaldığını hatırlattı. Boubon araştırmalarına 2000’li yılların başında başladığını belirten Erkan, romanların yazım sürecinin yaklaşık çeyrek yüzyılı bulduğunu ifade etti.
Yazarı romanlaştırma sürecine iten temel unsurun, antik dönemde Boubon halkının kaçakçılara karşı kolektif bir mücadele yürütmesine karşın, kentin ardılları olan İbecik köylülerinin 1970’li yıllarda antik kenti topyekûn yağmalaması arasındaki çarpıcı karşıtlık olduğunu vurguladı. Erkan’a göre bu tarihsel kırılma, yalnızca yerel bir ahlaki çöküşü değil, modern dönemde kültürel miras algısının nasıl dönüştüğünü de gözler önüne sermektedir.

Kaçakçılık Zinciri ve Sorumluluğun Çok Katmanlı Yapısı
Erkan, söyleşisinde kültürel miras kaçakçılığına ilişkin yaygın “köylüyü suçlama” refleksini eleştirel bir dille sorguladı. İbeciklilerin bilinçsizce yaptıkları yağmanın ağır sonuçlar doğurduğunu kabul etmekle birlikte, kaçakçılığın yalnızca yerel aktörlerle açıklanamayacağını vurguladı.
Kaçak kazılarla başlayan sürecin, uluslararası kaçakçılar, aracılar, müzeler ve özel koleksiyoncular aracılığıyla küresel bir zincire dönüştüğünü belirten Erkan, “Eğer bir suç aranacaksa, bu zincirin tüm halkalarının eşit sorumluluk taşıması gerekir” görüşünü dile getirdi. Ona göre Boubon bronzlarını prestij unsuru olarak sergileyen kurumlar da, bu sürecin görünmez ama güçlü aktörleri arasında yer almaktadır.

İade Süreci, Bilimsel Önemi ve Geleceğe Yönelik Tartışmalar
Boubon bronzlarının yıllar sonra Türkiye’ye iadesi, kültürel miras yönetimi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Erkan’ın aktardığına göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanlığı’nın girişimleri, Burdur Müzesi’nin bilimsel katkıları ve ABD’de Manhattan Bölge Savcılığı ile İç Güvenlik Soruşturma Birimi’nin dâhil olduğu hukuki süreç, eserlerin yurda dönüşünü mümkün kıldı.
Boubon örneği, Pisidya ve Kuzey Likya’nın yaklaşık iki bin yıl önce bronz heykel üretiminde ulaştığı ileri teknik düzeyi de ortaya koyuyor. İmparator heykellerinin yanı sıra Dionysos gibi tanrısal figürlerin de bu dağlık coğrafyada üretilmiş olması, Boubon’u Roma ve Efes gibi merkezlerle kıyaslanabilir bir konuma taşıyor.
Geri dönen bronz heykellerle birlikte Boubon’un bilimsel ve kamusal görünürlüğünün arttığını belirten Erkan, imza günü etkinliklerinin temel amacının bu farkındalığı geniş kitlelere taşımak olduğunu ifade etti.

Etkinliğe katılan okurların ortak temennisi ise, Boubon kökenli heykellerin Burdur Müzesi’nde bir arada sergilenmesi ve replikalarının Boubon’daki sebasteion yapısında izleyiciyle buluşturulması yönünde oldu.

Arkeolojikhaber









Yusuf Erkan: Boubon Örneği Üzerinden Kültürel Miras, Sorumluluk ve Etik Tartışmalar
Roma'da tarihi Aşk Çeşmesi artık biletle görülebilecek
Kuraklık, Tarım ve Su Politikaları Kıskacında Sulak Alanlar
Büyük Menderes Deltası: Türkiye’nin Sulak Alan Hazinesi