Antalya’nın Serik ilçesindeki Sillyon Antik Kenti’nde yürütülen kazı ve restorasyon çalışmaları, Osmanlı dönemine ait bir köy meydanını gün yüzüne çıkardı. Mescit, çeşme ve açık alanın birlikte kullanıldığı bu mekânın, aynı zamanda pazar yeri işlevi gördüğü değerlendiriliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras” projesi kapsamında sürdürülen çalışmalar, Anadolu’daki kırsal yerleşim düzenine dair önemli veriler sunuyor.

Osmanlı Yerleşim Kurgusuna Işık Tutan Bulgu
Antalya’nın Serik ilçesinde yer alan Sillyon Antik Kenti’nde sürdürülen arkeolojik çalışmalar, antik yerleşimin yalnızca klasik dönemlerle sınırlı kalmadığını, Osmanlı döneminde de aktif olarak kullanıldığını ortaya koymaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen “Geleceğe Miras” projesi kapsamında gerçekleştirilen kazı ve restorasyon faaliyetleri, bu çok katmanlı yerleşim sürekliliğini somut bulgularla desteklemektedir.
Kazı ekibi, ana kent kapısı yakınında yer alan Osmanlı çeşmesi ile yaklaşık 30 metre güneyindeki mescit çevresinde yaptığı incelemeler sonucunda, bu alanın Osmanlı döneminde köy meydanı olarak işlev gördüğünü tespit etmiştir. Söz konusu bulgu, Anadolu’da kırsal yerleşim organizasyonunun mekânsal bileşenlerine dair önemli ipuçları sunmaktadır.

Mescit, Çeşme ve Meydan: Kırsal Yaşamın Merkezi
Kazı başkanı Murat Taşkıran’ın aktardığına göre, başlangıçta yalnızca bir Osmanlı mescidi olduğu düşünülen yapı, detaylı analizler sonucunda 14. veya 15. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Yapının iki farklı evre geçirdiği, ilk inşa edilen yapının yıkılmasının ardından Osmanlı döneminde yeniden inşa edilerek mescit işleviyle kullanılmaya devam ettiği anlaşılmıştır.
Araştırmalar, mescit ile hemen yanında yer alan su kaynağı ve önündeki açık alanın birlikte işlediğini göstermektedir. Bu bütüncül kullanım, alanın tipik bir Osmanlı köy meydanı niteliği taşıdığını ortaya koymaktadır. Ayrıca bölgenin tarihsel bağlamda Teke Sancağı sınırları içinde yer alması, meydanın yalnızca sosyal ve dini değil, aynı zamanda ekonomik işlevler de üstlendiğini düşündürmektedir. Nitekim alanın pazar yeri olarak da kullanılmış olabileceği değerlendirilmektedir.

Duvar Resimleri ve Erken Türk Denizcilik İzleri
Kazı çalışmalarında dikkat çeken bir diğer bulgu ise mescit duvarlarında tespit edilen fresko tarzı bezemeler ve çizimlerdir. Murat Taşkıran, bu çizimlerin teknik açıdan sade olmakla birlikte belirli bir anlatı kurgusuna sahip olduğunu ve erken Türk dönemine ait sembolik unsurlar içerdiğini belirtmektedir.
Özellikle gemi figürlerinin varlığı, bölgedeki Türk topluluklarının denizcilikle olan ilişkisini ortaya koyması açısından önemlidir. Bu durum, Türklerin tarihsel olarak çoğunlukla kara kültürüyle ilişkilendirildiği yönündeki genel kabule karşı, kıyı bölgelerinde gelişen farklı yaşam pratiklerini göstermektedir. Sillyon örneği, Akdeniz havzasında yaşayan Türk topluluklarının deniz kültürüyle etkileşim içinde olduğunu somut biçimde belgelemektedir.

Süreklilik, Koruma ve Gelecek Perspektifi
Sillyon’da ortaya çıkarılan köy meydanı, antik bir yerleşimin Osmanlı döneminde yeniden işlevlendirilerek kullanıldığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Bu durum, Anadolu’daki yerleşimlerin tarihsel sürekliliğini ve mekânsal dönüşümünü anlamak açısından önemli bir veri sunmaktadır.
Kazı ve restorasyon çalışmalarının 2026 yılı boyunca devam edeceği belirtilirken, alanın düzenlenerek ziyaretçilere açılması planlanmaktadır. Bu kapsamda Sillyon, yalnızca antik dönem kalıntılarıyla değil, Osmanlı kırsal yaşamına dair sunduğu özgün örneklerle de kültürel miras literatüründe öne çıkan bir merkez haline gelmektedir.

Kaynak: Süleyman Elçin aa


Kolezyum’un Güney Koridorları Restorasyon Sonrası Yeniden Ziyarete Açıldı
Sillyon Antik Kenti’nde Osmanlı Dönemine Ait Köy Meydanı Ortaya Çıkarıldı
Syedra Antik Kenti’nde Yazıtlı Mozaik: 'Kıskanan Çatlasın' İfadesi Gün Yüzüne Çıktı
Mars Gezegeninin Yüzey Özelliklerine Sahip Salda Gölü