İstanbul’un geç Roma dönemine tarihlenen en özgün mühendislik yapılarından biri olan Karagümrük (Aetius) Sarnıcı’nda yürütülen müdahaleler, kültürel miras koruma ilkeleri açısından ciddi tehlike arzediyor. Mekanik kazı, duvar traşlama ve beton uygulamalarına ilişkin yayımlanan yeni görüntüler, bilimsel denetim, yasal sorumluluk ve kamusal şeffaflık konularını yeniden gündeme taşıdı.
1959 Yılına Ait Hava Görüntüsü
Beşinci Yüzyıldan Günümüze Bir Açık Hava Anıtı
Fatih Karagümrük’te yer alan Aetius Sarnıcı, M.S. 5. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen ve Roma su mimarisinin en seçkin örneklerinden biri olarak kabul edilen açık sarnıçlardan biridir. İstanbul’da günümüze ulaşabilmiş yalnızca üç açık sarnıçtan biri olması, yapıyı yalnızca ulusal değil, evrensel kültürel miras ölçeğinde de benzersiz kılmaktadır.
Roma Su Mimarisi İçinde Eşsiz Bir Yapı
Aetius Sarnıcı, anıtsal boyutları, açık planlı yapısı ve kentsel bağlam içindeki konumuyla Roma mühendisliğinin zirve örnekleri arasında yer alır. Bu özgünlük, yapının korunmasında sıradan restorasyon yaklaşımlarının yetersiz kalacağını, çok disiplinli bilimsel yöntemlerin zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır.
Kasım Ayından Bu Yana Süren Müdahaleler
2025 yılı Kasım ayı başından itibaren sarnıç içerisinde yoğun bir çalışma yürütüldüğü gözlemlenmiştir. Sahadan paylaşılan görsellerde, iş makineleriyle çökelti dolgusunun mekanik yöntemlerle kaldırıldığı, bunun da arkeolojik tabakalaşma açısından ciddi riskler barındırdığı görülmektedir.

Duvarlara Yönelik Fiziksel Müdahaleler
Yeni görüntüler, Fevzipaşa Caddesi’ne paralel uzanan beden duvarlarının traşlanarak ankrajlandığını ve üzerlerine beton kuşak uygulandığını göstermektedir. Bu tür müdahaleler, tarihi yapıların özgün malzeme ve strüktür özelliklerine geri dönülmez zararlar verebilecek niteliktedir.
Arkeolog-Editör Nezih Başgelen
Koruma İlkeleriyle Çelişen Uygulamalar
Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformu yöneticisi Arkeolog-Editör Nezih Başgelen’e göre, söz konusu işlemler çağdaş kültürel miras koruma normlarıyla açık biçimde çelişmektedir. Uluslararası sözleşmeler ve bilimsel literatür, mekanik kazı ve betonarme müdahalelerin istisnai durumlar dışında uygulanmaması gerektiğini vurgulamaktadır.
Kamuoyuna Yansıyan Görseller ve Tepkiler
Ulusal basın ve sosyal medyada yayımlanan görüntüler, kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştır. Görsel belgeler, tahribat iddialarını somutlaştırırken, sürecin yeterli şeffaflıkla yürütülüp yürütülmediği sorusunu da gündeme getirmiştir.
Koruma Kurulu’na Yapılan Resmî Başvuru
08.01.2026 tarihli dilekçeyle İstanbul 4 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne başvurulmuş; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 65. maddesi kapsamında değerlendirme yapılması talep edilmiştir. Başvuruda, tahribatın durdurulması ve uygulama projesinin revizyonu istenmiştir.
Denetim Tartışmaları ve Müze Süreci
Kamuoyuna yansıyan girişimler sonucunda, kazı ve çalışmaların Türk ve İslam Eserleri Müzesi denetiminde yürütüleceği bildirilmiştir. Ancak uzmanlar, denetimin yalnızca tabelayla değil, fiili ve sürekli bilimsel gözetimle anlam kazanacağını vurgulamaktadır.
Stad mı, Kamusal Yeşil Alan mı?
Yerel hafıza ve kullanıcı deneyimi açısından sarnıcın yeniden stadyum işlevi kazanması fikri eleştirilmektedir. Alternatif olarak, alanın “Millet Bahçesi” benzeri, her yaştan yurttaşın erişimine açık, düşük yoğunluklu kamusal bir yeşil alan olarak değerlendirilmesi önerilmektedir.
Bilimsel Sorumluluk ve Gelecek Kuşaklar
Aetius Sarnıcı’nda yaşananlar, İstanbul’daki kültürel miras alanlarının geleceğine dair daha geniş bir sorumluluğu işaret etmektedir. Uzmanlar, geri dönüşü olmayan müdahaleler yerine, bilimsel, şeffaf ve katılımcı koruma politikalarının zorunluluğuna dikkat çekmektedir.
Adnan Erdoğan

Edirne Sarayı Rekonstrüksiyon Çalışmaları Devam Ediyor
Her yıl 10 bini aşkın yaban hayanı Doğa Koruma ekiplerince tedavi ediliyor
Prof. Yeşilot: Türk Devletleri Teşkilatı Dünyanın en güçlü ittifaklarından biri olabilir
Bulgur Palas'ın mimarının Giulio Mongeri değil Alessandro Valeri olduğu tespit edildi