Diyarbakır Cezaevi Müze Oluyor: 2026'da Geçmişle Yüzleşme Mekanı

Diyarbakır Cezaevi Müze Oluyor: 2026'da Geçmişle Yüzleşme Mekanı

Geçmişte işkence ve zulümle anılan Diyarbakır Cezaevi, restorasyonun tamamlanmasıyla 2026'da "Anı ve Etnografya Müzesi" olarak ziyarete açılacak. Üç etaplı projede fiziki ilerleme \%80'e ulaştı; Ekim'de Kültür Yolu Festivali hedefleniyor. Orhan Miroğlu ve Abdurrahim Semavi gibi mağdurlar, mekanın toplumsal hafızayı buluşturacağını belirterek, "Türkiye için yeni başlangıç" diyor. Proje, geçmiş yaralarla yüzleşmeyi simgeleyerek küresel örnek olacak.

Diyarbakır E Tipi Cezaevi, 1972'de yapımına başlanan ve 4 Temmuz 1980'de açılan bir yapı olarak, özellikle 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası "Sıkıyönetim Askeri Cezaevi" olarak kullanıldı ve işkence, kötü muamele ile özdeşleşti. "Dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi" listesinde yer alan mekan, belgesel ve kitaplara konu oldu. 9 Mayıs 1988'de Adalet Bakanlığı'na devredilse de infaz kurumu olarak kullanıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 9 Temmuz 2021 ziyareti sırasında "kültür merkezi" vaadiyle başlayan süreç, 11 Ekim 2022'de Adalet ve Kültür-Turizm Bakanlıkları protokolüyle hızlandı. Cezaevi tabelası 24 Ekim 2022'de indirildi ve tesis Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından "Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescillendi.
Restorasyon, üç etap halinde yürütülüyor: İlk iki etapta fiziki gerçekleşme %80'e ulaştı. Üçüncü etap teşhir-tanzim, çevre düzenlemesi, peyzaj, mekanik ve elektrik tesisatını kapsıyor. 2026 yılı içinde, özellikle Ekim'deki Kültür Yolu Festivali'ne yetiştirilmesi hedefleniyor; yetişmezse 2027'ye sarkmadan açılacak. Proje, "Anı ve Etnografya Müzesi" olarak tasarlanıyor; 5 bloktan 3'ü müze, 2'si kütüphane işlevi görecek. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz başkanlığında incelemeler yapıldı; Orhan Miroğlu ve Abdurrahim Semavi gibi eski mahkumlar danışma kurulunda yer alıyor.

Tarihi ve Siyasi Bağlam
Cezaevi, 12 Eylül dönemi insan hakları ihlallerinin simgesi haline geldi. Orhan Miroğlu, 2016-2018'de "Diyarbakır Cezaeviyle Yüzleşme Komisyonu" çalışmaları yürüttüğünü hatırlatarak, dönüşümün "Türkiye için yeni başlangıç" olacağını vurguluyor. Miroğlu'nun yönettiği "Posta Kutusu 213 Diyarbakır" belgeseli, 2026 Nisan'da İstanbul Film Festivali'nde prömiyer yapacak ve müze açılışına katkı sunacak.

Orhan Miroğlu

Mağdur Tanıklıkları ve Hafıza Çalışması
Abdurrahim Semavi, 16 yaşında girip 7 yıl kaldığı cezaevinde işkencelerin "çığlık izleri" bıraktığını belirterek, "insanlık onuru müzesi" hayali gerçekleşiyor diyor. Mağdurların kişisel hatıraları, eserleri ve videolarla toplumsal hafızanın buluşacağı mekan vurgusu yapılıyor. Semavi, tazminat talebinde bulunmadıklarını, onur iadesinin önemini belirtiyor.

Toplumsal ve Küresel Etkiler
Proje, geçmiş yaralarla yüzleşmeyi simgeleyerek, darbelere karşı direnç kültürünü güçlendirecek. 15 Temmuz örneğiyle karşılaştırmalarda, acıları bilen nesillerin önleyici rolü vurgulanıyor. Müze, Türkiye'de hafıza mekanlarının öncüsü olabilir; küresel çapta "kötü şöhretli" mekanların dönüşümüne model teşkil eder. Restorasyon, mağdur görüşleriyle titiz yürütülüyor; şeffaflık tartışmaları olsa da ilerleme kaydediliyor.

Gelecek Perspektifi ve Beklentiler
2026 açılışı, 12 Eylül yıldönümüne denk getirilirse sembolik anlam kazanacak. Müze, eğitim, farkındalık ve barış inşası için kritik rol oynayacak; yeni nesillerin insan hakları bilincini pekiştirecek. Bu dönüşüm, Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: Ahmet Kaplan aa


Benzer Haberler & Reklamlar