Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının “Kahramanmaraş ve Hatay Depremleri Yeniden İmar ve Gelişme Raporu”, 6 Şubat depremlerinin kültürel miras üzerindeki yıkıcı etkisini rakamlarla ortaya koydu. 11 ilde 8 bin 472 tescilli kültür varlığı bulunduğu, 5 bin 119’unun hasar tespitinin yapıldığı bildirildi. 2023-2025 döneminde müzeler ve kültür varlıkları için 10,7 milyar liralık harcama yapıldı.
Kültürel Mirasın Afet Yönetimine Entegrasyonu: 10,7 Milyar Liralık Müdahale
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremler, yalnızca can kaybı ve kent dokusunda yıkım yaratmakla kalmadı; Türkiye’nin çok katmanlı kültürel miras envanterini de doğrudan etkileyen tarihsel bir kırılma oluşturdu. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan “Kahramanmaraş ve Hatay Depremleri Yeniden İmar ve Gelişme Raporu”, afet sonrası kültür politikalarının ölçeğini, önceliklerini ve kurumsal kapasitesini görünür kılan temel belgelerden biri olarak öne çıktı.
Rapora göre Kültür ve Turizm Bakanlığı, deprem bölgesindeki kültür varlıkları ve müzelerin onarımına yönelik 2023-2025 yılları arasında (2026 fiyatlarıyla) toplam 10,7 milyar lira harcadı. Bu tutar, kültürel mirasın “ikincil” bir alan olmaktan çıkıp afet sonrası iyileşme süreçlerinin merkezi bileşenlerinden biri haline geldiğini göstermesi açısından kritik bir gösterge niteliği taşıyor.
11 İlde 8 Bin 472 Tescilli Yapı: Hasar Haritası ve Risk Tablosu
Depremlerden en fazla etkilenen 11 ilde toplam 8 bin 472 tescilli kültür varlığı bulunduğu, bunlardan 5 bin 119’u üzerinde hasar tespit çalışması yürütüldüğü belirtildi. Bu incelemeler sonucunda kamu ve özel mülkiyette bulunan tescilli yapılardan 364’ünün yıkıldığı kaydedildi. Bunun yanı sıra 973 yapı ağır hasarlı, 1206 yapı orta hasarlı, 1036 yapı az hasarlı ve 1540 yapı hasarsız olarak sınıflandırıldı.
Bu tablo, afetin kültürel mirasa etkisini “tekil anıtlar” üzerinden değil, geniş ölçekli bir kültür varlığı ekosistemi üzerinden değerlendirme gereğini ortaya koyuyor. Özellikle sivil mimarlık örnekleri, geleneksel konut dokusu, kent hafızasını taşıyan sokak ölçekli yapılar ve sit alanları; hem kimlik hem de turizm ekonomisi açısından yüksek kırılganlık gösteren unsurlar olarak öne çıkıyor.
Rapor, vakıf kültür varlıklarının durumuna ilişkin ayrı bir envanter de sunuyor. İncelenen 678 taşınmaz vakıf kültür varlığından 31’i yıkılmış; 144’ü ağır hasarlı, 104’ü orta hasarlı, 98’i az hasarlı ve 301’i hasarsız olarak kayıtlara geçmiş durumda. Bu veriler, özellikle cami, türbe, han, hamam ve külliye gibi kamusal hafızanın sembol mekânlarının afet sonrası yeniden inşa süreçlerinde ayrı bir politik ve toplumsal anlam taşıdığını gösteriyor.
Müzeler, Eser Güvenliği ve Yeni Kurumsal Yapılar: Hatay’da Laboratuvar Müdürlüğü
Depremler, yalnızca taşınmaz kültür varlıklarını değil; müzelerde korunan taşınabilir eserleri de doğrudan etkiledi. Hasar tespit çalışmalarında 245’i Hatay Müzesi’nde olmak üzere toplam 335 eserin zarar gördüğü belirlendi. Bu eserlerden 155’inin restorasyon ve konservasyon uygulamaları tamamlandı; 180 eser için çalışmaların sürdüğü bildirildi.
Afet sonrası müdahale kapasitesini artırmak amacıyla Hatay’da, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı bir laboratuvar müdürlüğü kuruldu. Bu gelişme, restorasyonun yalnızca şantiye odaklı değil; bilimsel analiz, malzeme testleri, konservasyon standartları ve hızlı müdahale mekanizmalarıyla desteklenen kurumsal bir model üzerinden ele alındığını gösteriyor. Aynı zamanda olası yeni afetlere daha etkin müdahale edebilmek için bölgesel kapasite inşasının önemine işaret ediyor.
Öte yandan güvenlik gerekçeleriyle geçici süreyle kapatılan Adıyaman Müzesi, Hatay Arkeoloji Müzesi, Gaziantep Arkeoloji Müzesi, Gaziantep Kalesi, Şanlıurfa Kalesi, Malatya Müzesi, Beşkonaklar Etnografya Müzesi ve Geleneksel Malatya Evi dışındaki kültürel alanların yeniden ziyarete açıldığı belirtildi. Bu durum, kültürel hayatın normalleşmesinin, yalnızca fiziksel onarım değil; kamusal erişim ve sosyal iyileşme açısından da stratejik bir araç olarak görüldüğünü düşündürüyor.
Dijital Arşiv, Güçlendirme İlkeleri ve Kültür Politikalarının Sosyal Boyutu
Raporun dikkat çekici başlıklarından biri, afet sonrası belgeleme ve dijital envanter sisteminin güçlendirilmesi oldu. Hasar gören tescilli yapıların belgeleme, ayrıştırma ve envanter çalışmaları sürdürülürken; rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri ile görsel envanterlerin güvenli biçimde saklanması için bulut tabanlı dijital arşiv sistemi oluşturuldu. Bu adım, kültürel miras yönetiminde “veri güvenliği” ve “kurumsal hafıza” boyutunun ilk kez bu ölçekte gündeme geldiğini ortaya koyuyor.
Türkiye’nin deprem kuşağında yer alması gerçeği doğrultusunda, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 27 Aralık 2023 tarihli ve 2878 sayılı ilke kararıyla korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının güçlendirilmesine ilişkin esaslar belirlendi. Böylece restorasyonun yalnızca geçmişi koruyan bir müdahale değil; gelecekteki afet riskine karşı dayanıklılık üreten bir planlama aracı olduğu resmî çerçevede tanımlanmış oldu.
Bu kapsamda 2023-2025 döneminde deprem illerinde Bakanlığa bağlı tescilli kültür varlıklarına yönelik 63 çalışma tamamlandı, 21 çalışma ise devam ediyor. Hatay’ın Antakya ilçesinde sivil mimarlık örneği 145 yapının projeleri tamamlanırken 22 yapının proje çalışmaları sürüyor. Ayrıca Hatay’da 51, Kahramanmaraş’ta 33 ve Malatya’da 14 yapının 3 boyutlu belgeleme çalışmaları tamamlandı.
Bölgedeki sit alanlarında koruma amaçlı imar planı hazırlama çalışmalarının devam ettiği, özel mülkiyetteki tescilli yapılar için ise 1278 yapıya proje yardımı ve 278 yapıya uygulama yardımı olmak üzere yaklaşık 2 milyar liralık destek sağlandığı bildirildi.
Rapor, kültür politikalarının sosyal iyileşme boyutuna da yer verdi. Deprem bölgesindeki 153 halk kütüphanesinden 6’sının yıkıldığı, 24 kütüphanenin restorasyon ve tefrişatının tamamlandığı, 17 kütüphanede ise süreçlerin sürdüğü kaydedildi. Bunun yanı sıra 111 cemevinin bakım-onarım ve tefrişat ihtiyacının giderildiği; Devlet Tiyatroları’nın 9 ilde Kamyon Tiyatro ile 112 temsil gerçekleştirdiği ve 46 binin üzerinde seyirciye ulaşıldığı belirtildi. Bu veriler, kültürel hizmetlerin yalnızca “miras” değil; toplumsal dayanıklılık ve psikososyal iyileşme aracı olarak da ele alındığını gösteriyor.
Yasemin Kalyoncuoğlu aa


Kapadokya’da Zelve ve Paşabağı 1,27 Milyon Ziyaretçiyi Aştı
Yusuf Erkan: Boubon Örneği Üzerinden Kültürel Miras, Sorumluluk ve Etik Tartışmalar
Roma'da tarihi Aşk Çeşmesi artık biletle görülebilecek
Kuraklık, Tarım ve Su Politikaları Kıskacında Sulak Alanlar