Balkanlar’da Neolitik Çağda ev, kadın ve bereketi birleştiren Tumba Madzari sembolü

Balkanlar’da Neolitik Çağda ev, kadın ve bereketi birleştiren Tumba Madzari sembolü

Günümüzde Kuzey Makedonya'nın başkenti olan Üsküp yakınlarındaki Tumba Madžari’de bulunan, alt kısmı ev biçiminde tasarlanmış "Büyük Ana" figürini, Neolitik Balkan toplumlarında bereket, mimari ve gündelik yaşamın nasıl tek bir sembolde birleştiğini gösteren eşsiz bir arkeolojik bulgu olarak Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Arkeoloji Müzesinde sergileniyor

Dönem: Erken–Orta Neolitik (yaklaşık MÖ 5800–5200)

Malzeme: Pişmiş toprak (terracotta).

Yükseklik: Yaklaşık 39 cm Heykel, 8×8 metre ölçülerinde..

Buluntu Yeri: Tumba Madžari yerleşmesi, Üsküp yakınları

Korunduğu Yer: Archaeological Museum of the Republic of North Macedonia

Figürin, insan biçimli üst gövde ile küp/ev formunda alt gövdenin birleşimi bakımından Neolitik Avrupa sanatında istisnai bir örnektir. Alt kısmın içinin boş olması, onun yalnızca temsilî bir heykel değil, ritüel işlevli bir sunak olarak kullanıldığını düşündürmektedir.

Kadın–ev figürinleri

Kuzey Makedonya'nın başkenti Üsküp yakınlarındaki Tumba Madžari’de bulunan, yaklaşık M.Ö 5800–5200 yıllarına tarihlenen Tumba Madžari “Büyük Ana” figürini, bir yanı ile Neolitik dönemin yaygın kadın betimlemeleriyle benzerlik gösterse de, alt gövdesinini oluşturan ev formu on arkeoloji dünyasında istisnai kılıyor.

Arkeolog ve antreopologlar figürinün, yalnızca doğurganlığı simgeleyen kadın bedeni değil; aynı zamanda yaşam alanının kendisiyle özdeşleştirilmiş bir varlık olarak tasarlandığına inanıyor.

Akademik literatürde bu tip nesneler “woman–house figurines” (kadın–ev figürinleri) olarak adlandırılıyor ve bugüne dek yalnızca Balkan Neolitiği bağlamında yorumlanıyor. 

Eser hakkında pek çok bilimsel makale yayınlandı. Bunlar arasında öne çıkanlar şu şekilde sıralanabilir: 

Naumov, G.; Neolithic Ceramic Figurines in the Shape of a Woman–House from the Republic of Macedonia
→ Woman–house tipolojisi ve sembolik analiz.

Moskalewska & Sanev (1989); Preliminary Analysis of Bone Remains from Tumba Madžari
→ Yerleşmenin ekonomik ve ritüel bağlamı.

Naumov et al. (2009); Neolithic Communities in the Republic of Macedonia
→ Neolitik inanç sistemleri ve hane kültleri.

Meskell, L. (1995);  Goddesses, Gimbutas and “New Age” Archaeology
→ Ana tanrıça yorumlarının metodolojik eleştirisi0

Figürinin en önemli ama popüler anlatılarda çoğu zaman göz ardı edilen yönü, bulunduğu mekânın niteliği.

Neolitik bir ev yapısının içinde bulundu

Kazı raporlarına göre eser: büyük bir kamusal yapıdan değil, ocak, fırın ve depolama alanları içeren sıradan bir Neolitik evin içinden ele geçirildi.

Arkeologlar bu durumu, “Büyük Ana”nın; merkezi bir tapınma nesnesinden çok, hane merkezli, gündelik ritüellerle ilişkili bir kutsal figür olmasına yorumluyor..

Araştırmacılar, bu bağlamın Neolitik Balkan toplumlarında dinin kamusal–özel ayrımından önce, evin merkezinde şekillendiğine işaret ettiğini vurguluyor.

Alt ksmındaki boşluğun bilimçli tasarım olduğu varsayılıyor

Figürinin alt kısmının içinin oyuk olması, uzun süre yalnızca biçimsel bir özellik gibi yorumlandı. Ancak daha ayrıntılı analizler, bu boşluğun; tütsü, yakılmış aromatik bitkiler, tahıl veya tohum sunuları için kullanılmış olabileceğini tahmin ettiriyor.

Bu yönüyle eser, ikonografik bir heykelden çok, işlevsel bir ritüel nesnesi, hatta küçük ölçekli bir ev sunağı olarak değerlendiriliyor. Yanında bulunan yanık izleri ve kül kalıntıları, bu yorumu destekleyen maddi kanıtlar arasında.

Antropomorfik Mimarisel Tasarım

Bilimsel makalelerde özellikle vurgulanan ama popüler anlatılarda nadiren yer alan bir başka detay ise figürinin oranları. Üst gövde son derece sade, yüz detayları neredeyse silik; buna karşın alt kısım:

geometrik olarak belirgin; köşeli, mimari bir strüktürü çağrıştıracak şekilde tasarlanmış.

Bu bilinçli tercih, araştırmacılara göre bedenden çok mekânın kutsallaştırıldığını, annenin ise bu mekânın “ruhu” olarak kurgulandığını gösteriyor.

Yakın Doğu Tasarımlardan Ayrılan Bir Sembolizm

Neolitik dönemde "ana tanrıça" olarak tanımlanan figürler: başta Çatalhöyük ve Hacılar olmak üzere Anadolu, Levant ve Mezopotamya bölgelerinde de yaydı.

Ancak Tumba Madžari örneği, bu gelenekten bilinçli bir kopuş sergiliyor. Yakın Doğu figürinlerinde beden doğurganlığı ön plandayken, Balkan örneğinde; “doğurgan beden” yerini “doğurgan mekâna” bırakıyor.

Bu da Balkan Neolitiği’nde bereketin yalnızca insan bedenine değil, evin sürekliliğine ve yaşam alanının korunmasına atfedildiğini düşündürüyor.

Evrensel Tanrıça mı, Yerel İnanç mı Tartışması Sürüyor

Arkeoloji literatüründe özellikle 20. yüzyılın ortalarında yaygın olan “tek ve evrensel Ana Tanrıça kültü” fikri, günümüzde büyük ölçüde eleştirilmiş durumda. Tumba Madžari figürini üzerine çalışan araştırmacılar:

bu eserin tüm Neolitik Avrupa’yı kapsayan bir dinin kanıtı olarak değil, yerel, bölgesel ve hane temelli bir inanç pratiğinin ürünü olarak değerlendirilmesi gerektiği konusunda hemfikir.

Bu yaklaşım, figürini daha “küçük” değil, tam tersine daha somut ve tarihsel olarak daha anlamlı kılıyor.Tumba Madžari “Büyük Ana” figürini; Neolitik Balkanlar’da ev, kadın ve bereket kavramlarının nasıl iç içe geçtiğini gösteren, mimari düşüncenin sembolik dile dönüştüğü, Avrupa prehistoryasında benzersiz bir ikonografik deney sunan nadir eserlerden biri olarak öne çıkıyor.

Sessiz, sade ve gösterişsiz görünümünün ardında ise, evin kutsallığına dayalı bir dünya görüşü yatıyor. 

Ali Zülfikar Emin - Arkeolojikhaber.com


Benzer Haberler & Reklamlar