Aydın’ın Söke ilçesindeki Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan statüsündeki Azap Gölü, ocak ve şubat aylarında etkili olan yağışlarla yeniden suya kavuştu. Geçtiğimiz yıl kuraklık nedeniyle büyük ölçüde çekilen göl, 662,4 kilogramlık metrekare yağış ortalamasıyla toparlanma sürecine girdi. Uzmanlar ve yerel temsilciler, biyolojik çeşitlilik açısından kritik öneme sahip alan için kalıcı koruma planlarının gerekliliğine dikkat çekiyor.

Kuraklıktan Taşkına: Hidrolojik Dönüşüm
Aydın’ın Söke ilçesinde yer alan Azap Gölü, kış aylarında aldığı yoğun yağışlarla yeniden dolarak bölgedeki ekolojik dengeye geçici bir rahatlama sağladı. Ege Denizi’nin eski bir koyu olan ve Büyük Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonların önünü kapatmasıyla oluşan göl, hem jeomorfolojik hem de biyolojik açıdan özgün bir yapıya sahip.
Geçtiğimiz yıl iklim değişikliğine bağlı kuraklık nedeniyle büyük ölçüde kuruyan göl, özellikle 2025 sonbaharında kritik seviyelere gerilemişti. Ancak 2026 yılının ilk iki ayında Söke’de metrekareye düşen 662,4 kilogram yağış, gölün su seviyesini belirgin biçimde yükseltti. Nehir debisinin artması ve taşkınlarla birlikte suyun çevredeki tarım arazilerine kadar ulaşması, bölgede deniz görünümlü geniş bir su yüzeyi oluşturdu.

Biyolojik Çeşitlilik İçin Hayati Alan
Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan statüsündeki Azap Gölü, yaklaşık 2 bin 183 hektarlık yüzölçümüyle bölgedeki en önemli tatlı su ekosistemlerinden biri olarak kabul ediliyor. Göl; nesli tehlike altındaki tepeli pelikan ve akkuyruklu kartal başta olmak üzere yaklaşık 30 kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Ayrıca saz kedisi gibi hassas türler için de yaşam alanı sunuyor.
Kuraklık döneminde su yüzeyinin daralması, özellikle kuş popülasyonları ve balık türleri açısından ciddi riskler doğurmuştu. Gölün yeniden su tutması, hem göçmen kuşların konaklama alanlarını hem de balık stoklarını destekleyen doğal döngünün yeniden işlemesini sağladı. Doğa fotoğrafçıları ve gözlemciler, bölgedeki canlanmanın sahaya yansıdığını belirtiyor.

Kalıcı Koruma Gereksinimi
Yeşilköy Mahallesi muhtarlığı ve Su Ürünleri Kooperatifi temsilcileri, gölün geçmişte de benzer kuruma süreçleri yaşadığını hatırlatarak sürdürülebilir bir koruma planının zorunlu olduğunu vurguluyor. 1990’lı yıllarda tamamen kuruduğu bilinen gölün yeniden aynı tehditle karşılaşmaması için su yönetimi, havza planlaması ve iklim uyum stratejilerinin bütüncül biçimde ele alınması gerektiği ifade ediliyor.
Azap Gölü, yalnızca biyolojik çeşitlilik açısından değil, aynı zamanda bölge halkı için ekonomik bir kaynak niteliği taşıyor. Özellikle sazan balıkçılığı, yerel geçim pratikleri içinde önemli bir yer tutuyor. Dolayısıyla gölün korunması, çevresel sürdürülebilirlik ile kırsal ekonomi arasında doğrudan bir ilişki barındırıyor.
Sonuç olarak, kış yağışları Azap Gölü’ne geçici bir “can suyu” sağlamış olsa da, uzmanlar bu toparlanmanın kalıcı olabilmesi için uzun vadeli ekosistem temelli planlamanın hayata geçirilmesi gerektiği konusunda görüş birliği içinde.

Kaynak: Ferdi Uzun aa


Cura Geleneğinin Taşıyıcısı Osman Kırca’ya 'Yaşayan İnsan Hazinesi' Onuru
Rahmi M. Koç Müzesi’nde Sanayi Devriminin İzleri: Het Van Osch Museum Koleksiyonu Sergide
Kuyucuk Gölü’nde Kar Umudu: Ramsar Alanında Ekolojik Toparlanma Beklentisi
Louvre Müzesi'nde Yönetim Krizi: Laurence des Cars İstifa Etti