Arap Yarımadası Yazıtları Işığında Kur’an’ın Erken Kaydı

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı (TÜYEK), Süleymaniye Külliyesi’nde 'Sahabe Mushafları ve Tarihsel Gerçeklikleri' programını düzenledi. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Araş. Gör. Abdulvahap Kösesoy’un tezi, 610-647 yılları arasını “puslu dönem” olarak tanımlayarak Hz. Osman öncesi Kur’an’ın fiziksel varlığını arkeolojik verilerle sorguladı. Arap Yarımadası’ndaki 70 bin civarı yazıtı merkeze alan çalışma, Hicaz bölgesindeki yazıt eksikliğini kazı izinlerinin kısıtlılığına bağladı.

Giriş ve Kurumsal Çerçeve
Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı (TÜYEK), Süleymaniye Külliyesi’nde “Sahabe Mushafları ve Tarihsel Gerçeklikleri” başlıklı programı düzenledi. TÜYEK Başkanı Coşkun Yılmaz açılış konuşmasında kurum faaliyetlerini ve Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığı’nın kuruluş sürecini anlattı. Daire İlim Heyeti Başkanı Prof. Dr. M. Emin Maşalı, sahabe dönemi Mushaflarının Kur’an tarihi açısından kritik rolünü vurgulayarak programın bilimsel zeminini oluşturdu. Etkinlik, erken İslam dönemi yazılı metinlerinin maddi kanıtlarını tartışmak üzere Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Araştırma Görevlisi Abdulvahap Kösesoy’un tez bulgularına odaklandı.

Tezin Arkeolojik Temeli ve Yazı Yaygınlığı
Kösesoy’un tezi, 610-647 yılları arasını “puslu ve karanlık” olarak nitelendirerek Hz. Osman dönemi öncesi fiziksel Kur’an metninin varlığını sorguladı. İlk bölümde Arap Yarımadası arkeolojik verilerine dayanan araştırmacı, güney ve kuzey bölgelerde on binlerce yazıt tespit edildiğini, toplamda yaklaşık 70 bin kaya yazıtının kaydedildiğini belirtti. Batı’daki arkeolojik projelerin bu bölgelere yoğunlaştığını ifade eden Kösesoy, Hicaz (Mekke-Medine) bölgesinde ise bugüne dek hiçbir yazıt bulunmadığını vurguladı. Bu eksikliğin temel sebebini, bölgede detaylı arkeolojik kazıya izin verilmemesine bağladı ve izin verilmesi halinde yazılı materyallerin ortaya çıkmasının muhtemel olduğunu savundu.

Kur’an’ın Erken Dönem Yazılı Materyalleri ve Tezin Katkısı
Tezin ikinci bölümünde Kösesoy, 610-632 yılları arasında Kur’an’ın yazıya geçirilip geçirilmediğini ve hangi materyaller kullanıldığını inceledi. 647 yılında istinsah çalışmalarının başladığına işaret eden araştırmacı, bu tarihten önceki olası yazılı kayıtlar üzerine sunum yaptı. Klasik rivayetlerdeki Hz. Ebubekir dönemi derleme anlatılarının doğruluğunu arkeolojik ve tarihî verilerle test etmeyi amaçlayan tez, erken İslam’da yazı kullanımının yaygınlığına dair yeni bir bakış açısı sundu. Program, Kur’an tarihi çalışmalarına arkeolojik boyut kazandıran bu yaklaşımıyla dikkat çekti.

Kaynak: Özlem Liman, Aişe Hümeyra Akgün aa

İlgili Haberler


Benzer Haberler & Reklamlar