Antalya Müzesi’nin yıkım süreci, 2025 yılı boyunca kamuoyunda yoğun tartışmalara yol açarken, Antalya Müze Çalışma Grubu tarafından yapılan açıklamalar sürecin hukuki, teknik ve mali boyutlarını yeniden gündeme taşıdı. İnşaat mühendislerinin hesaplamalarına göre yalnızca ek binaya ilişkin kamu zararının 177 milyon TL’ye ulaştığı belirtilirken, yıkımın bilimsel analizlerden ve şeffaf idari süreçlerden yoksun biçimde gerçekleştirildiği vurgulandı.

Antalya Müzesi Tartışmasının Arka Planı
Antalya Müze Çalışma Grubu, Antalya Barosu’nda düzenlediği ortak basın açıklamasıyla, Antalya Müzesi’nin yıkım sürecine ilişkin hukuki ve teknik itirazlarını kamuoyuyla paylaştı. Açıklamada, müzenin depreme dayanıksız olduğu iddiasıyla başlatılan sürecin, bilimsel raporlar ve hukuki prosedürler tamamlanmadan yürütüldüğü savunuldu. Grup, müzenin yalnızca fiziksel bir yapı değil, aynı zamanda kentin kolektif hafızasının ve kültürel kimliğinin temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çekti.

Teknik Değerlendirmeler ve Kamu Zararı Hesapları
Basın açıklamasında söz alan Antalya Müze Çalışma Grubu üyesi Avukat Tuncay Koç, inşaat mühendisleri tarafından yapılan maliyet analizlerine dikkat çekti. Koç, yaklaşık 4 bin 500 metrekarelik ek müze binasının yapısal olarak sağlam olmasına rağmen herhangi bir geçerli deprem performans analizi yapılmadan yıkıma dahil edildiğini belirtti. Yapılan hesaplamalara göre, yalnızca bu ek binanın yıkımından kaynaklanan kamu zararının güncel değerlerle 177 milyon TL’ye ulaştığını ifade etti. Ana müze binası da hesaba katıldığında, kamunun uğradığı zararın yüz milyonlarca lirayı aşarak milyara yaklaşabileceği vurgulandı.
Deprem Dayanıksızlığı İddiası ve Belge Eksikliği
Koç, Antalya Müzesi’nin depreme dayanıksız olduğuna dair kamuoyuna sunulmuş herhangi bir teknik rapora bugüne kadar ulaşılamadığını belirtti. Müzenin kapatılmasına ve ardından yıkımına gerekçe olarak gösterilen deprem performans analizinin, idari işlemlerden sonra hazırlandığını söyleyen Koç, bu durumun hukuka aykırı olduğuna işaret etti. Özellikle yıkım kararının aceleyle alındığı ve bilimsel değerlendirme süreçlerinin tamamlanmadığı vurgulandı.

Bürokratik Sorumluluklar ve İhale Süreci
Açıklamada, sürecin çeşitli idari kademelerde alınan kararlarla ilerlediği belirtilerek sorumluluklara dikkat çekildi. Koç, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı’nın Antalya Müzesi’nin birinci etap yapım ve taşıma işinde onay makamı olarak imza attığını ve deprem analizi yapılmadan bu sürece onay verdiğini ifade etti. Ayrıca Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnciçiköz’ün, ihalenin yapılması konusunda Antalya Röleve ve Anıtlar Müdürlüğü’nü görevlendirdiği aktarıldı. İhalenin, yapım ve yıkımı kapsamadığı belirtilen özel bir yönetmelik çerçevesinde gerçekleştirilmesi ise eleştirilerin odağında yer aldı.
Yerel İdareciler ve Müze Yönetiminin Rolü
Koç, Antalya Müze Müdürü Mustafa Dilber’in de sürece ilişkin sorumluluğuna dikkat çekerek, müze yönetiminin yapıyı koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini savundu. Antalya Röleve ve Anıtlar Müdürü Veysel Akın’ın ise Genel Müdürlüğün talebi doğrultusunda ihaleyi gerçekleştirdiği ve yıkım sürecinde sorumluluk üstlendiği belirtildi. Ayrıca dönemin Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürü Candemir Zoroğlu’nun da inşaat sezonu yasağına rağmen yıkıma izin verilmesi sürecinde sorumluluğu bulunduğu ifade edildi.
Hukuka Aykırılıklar ve Çevresel Etkiler
Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozener, müze yıkımının 2025 yılının Antalya ölçeğindeki en önemli olaylarından biri olduğunu belirtti. Bozener, sürecin başından itibaren şeffaf yürütülmediğini, dava süreçleri devam ederken ve yürütmeyi durdurma talepleri hakkında karar beklenirken yıkımın gerçekleştirildiğini ifade etti. Ayrıca yıkımın, 15 Mayıs–15 Ekim tarihleri arasında uygulanması gereken inşaat yasağına rağmen, hafta sonu ve kamuoyu bilgilendirilmeden yapıldığına dikkat çekildi. Asbest raporlarının alınmaması ve yoğun toz oluşumu da çevre ve toplum sağlığı açısından eleştirildi.
Kültürel Miras, Toplumsal Hafıza ve Gelecek Süreç
Bozener, Antalya Müzesi’nin yıkımının yalnızca bir yapının ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini, aynı zamanda kentin kültürel belleğine ciddi bir zarar verdiğini vurguladı. Meslek odaları, akademisyenler, sanatçılar ve sivil toplum kuruluşlarının bilimsel ve teknik itirazlarına rağmen sürecin durdurulmadığını belirten Bozener, hukuki mücadelenin sürdürüleceğini açıkladı. Bu kapsamda, valiliğe ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na çeşitli bürokratlar hakkında soruşturma izni verilmesi talebiyle başvurular yapıldığı bildirildi. Grup, benzer kültürel miras kayıplarının tekrar yaşanmaması için hukuki ve toplumsal mücadelenin devam edeceğini ifade etti.
Kaynak: https://www.antalyakorfez.com/antalya-muzesi-projesinde-milyar-tllik-kamu-zarari-iddiasi#google_vignette


Meksika'da 1400 Yıllık Zapotek Mezarı Ortaya Çıkarıldı
Prof. Dr. Şahin Yıldırım, Amerikan Arkeoloji Enstitüsü’nün 6. Türk Üyesi Oldu
'İnsan eli' değmiş en eski ahşap aletler Yunanistan'da keşfedildi
Edirne Makedon Kulesi Restorasyonunda Son Aşama: 2026’da Ziyarete Açılıyor