Anasayfa / Restorasyon

Ayasofya'nın Ana Kubbesinde Restorasyonun En Kritik Etabı Başladı

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı koruma, restorasyon ve güçlendirme çalışmalarında kritik bir eşik daha aşıldı. Ana kubbenin restorasyonunun güvenli koşullarda yürütülmesi amacıyla kurulan geçici çelik çatının koruyucu brandayla kaplanmasına başlandı. Bilim heyeti gözetiminde sürdürülen uygulamalar, yapının özgün dokusunu korurken deprem güvenliğini artırmayı ve eşsiz mozaikleri gelecek kuşaklara eksiksiz ulaştırmayı hedefliyor.

 

Ayasofya'nın ana kubbesinde koruma sürecinde kritik aşama
İstanbul'un ve dünya kültür mirasının en önemli anıtlarından biri olan Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde yürütülen kapsamlı koruma, restorasyon ve güçlendirme çalışmalarında yeni bir döneme girildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü koordinasyonunda sürdürülen uygulamalar kapsamında, ana kubbe üzerinde oluşturulan geçici çelik çatının yüksek güvenlik standartlarına sahip özel koruyucu brandayla kaplanması işlemine başlandı.

Çalışmalar, Cumhuriyet döneminde Ayasofya'da gerçekleştirilen en kapsamlı müdahaleler arasında gösteriliyor. Amaç yalnızca yapının mevcut sorunlarını gidermek değil; aynı zamanda deprem dayanımını artırarak tarihi eseri uzun vadeli bilimsel koruma anlayışıyla geleceğe taşımak.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da Ayasofya'nın yeniden ibadete açılışının altıncı yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, Fatih Sultan Mehmet'in emaneti olan yapının bilim heyetinin rehberliğinde titizlikle korunduğunu vurguladı. Ersoy, ana kubbede gerçekleştirilecek çalışmalar sırasında tarihi mozaiklerin güvence altına alınacağını, tüm uygulamaların özgün dokuya zarar vermeyecek yöntemlerle sürdürüldüğünü belirterek, Ayasofya'nın medeniyet mirası olarak gelecek nesillere aktarılmasının temel hedef olduğunu ifade etti.

Bilim heyeti gözetiminde kubbenin gerçek durumu incelenecek
Ayasofya Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ökten, yürütülen çalışmaların yapının deprem güvenliğini en üst seviyeye çıkarmayı amaçlayan kapsamlı mühendislik projelerinin önemli bir parçası olduğunu söyledi.
Ana kubbe üzerinde çalışabilmek amacıyla önce iç mekânda, ardından dış yüzeyde özel çelik iskele sistemi kuruldu. Temmuz ayında tamamlanan dış iskeleyle birlikte restorasyonun en kritik evresine geçildi. Sekiz parçadan oluşan özel membran sisteminin çelik konstrüksiyon üzerine yerleştirilmesiyle kubbe, yağmur, rüzgâr ve diğer atmosferik etkilerden korunacak. Böylece ekipler yılın her döneminde güvenli ve kontrollü çalışma ortamına sahip olacak.

Bu koruma sistemi sayesinde kubbenin üzerindeki kurşun kaplama sökülerek güçlendirme uygulamalarına başlanabilecek. Aynı zamanda bugüne kadar yalnızca çeşitli analiz ve taramalarla değerlendirilebilen kubbenin gerçek yapısı ilk kez ayrıntılı biçimde incelenecek.

Prof. Dr. Ökten'e göre bu süreç, yalnızca restorasyon açısından değil, bilimsel araştırmalar bakımından da büyük önem taşıyor. Kurşun örtünün ve zaman içerisinde oluşan dolgu katmanlarının kaldırılmasıyla, geçmiş dönemlerde meydana gelen hasarlar doğrudan gözlemlenebilecek. Böylece arkeolojik kazılardaki titizlikle yürütülecek incelemeler, yapının tarihsel müdahalelerini daha ayrıntılı biçimde ortaya koyacak.

Mozaikler korunurken ileri teknoloji uygulanacak
Restorasyonun en hassas aşamalarından biri, kubbenin altında bulunan eşsiz Bizans mozaiklerinin korunması olarak öne çıkıyor. Dış yüzeyde gerçekleştirilecek güçlendirme çalışmaları sırasında iç mekândaki mozaiklerin herhangi bir olumsuz etkiden korunması için kapsamlı önlemler alındı.

Kubbenin güçlendirilmesinde ileri teknoloji lifli polimer sistemleri kullanılacak. Bu uygulamanın gerçekleştirilebilmesi için mevcut kurşun kaplamanın kaldırılması zorunlu görülüyor. Ancak bu süreçte yapının yağış, nem ve sıcaklık değişimlerinden etkilenmemesi amacıyla özel membran sistemi devreye alındı.
Bilim heyetinin teknik değerlendirmeleri sonucunda seçilen gri renkli koruyucu branda, hem Ayasofya'nın siluetine uyum sağlayacak hem de yangın riskine karşı alev yürütmez özellikleriyle en yüksek güvenlik standartlarını karşılayacak. Proje öncesinde geçici çelik çatının taşıma kapasitesi, rüzgâr yükleri ve yapının mevcut statik dengesi ayrıntılı mühendislik hesaplarıyla analiz edildi.

Geçici koruma sistemi sayesinde hem dış cephede hem de kubbenin iç yüzeyinde yürütülecek konservasyon ve restorasyon uygulamaları iklim koşullarından bağımsız şekilde sürdürülebilecek.

Ayasofya'da restorasyon yalnızca kubbeyle sınırlı değil
Uzmanlar, Ayasofya'daki çalışmaların yalnızca ana kubbeyi kapsamadığını vurguluyor. Yapının yer üstü ve yer altındaki farklı bölümlerinde eş zamanlı koruma, güçlendirme ve restorasyon faaliyetleri devam ediyor.
Bu kapsamda Beyazıt Minaresi'ndeki güçlendirme çalışmaları tamamlanırken, sonraki etapta Fatih ve Mimar Sinan minarelerinde benzer uygulamalara başlanması planlanıyor. Cephe restorasyonları da bilim kurulunun denetiminde sürdürülüyor.

Önümüzdeki süreçte yapı radarları ve gelişmiş tarama teknolojileri kullanılarak ana kubbenin bugüne kadar gerçekleştirilen en ayrıntılı incelemelerinden biri yapılacak. Elde edilecek veriler hem restorasyon uygulamalarını yönlendirecek hem de Ayasofya'nın yapısal geçmişine ilişkin yeni bilimsel bilgiler sağlayacak.
Uzmanlar, tarihi yapılarda korumanın belirli bir bitiş tarihine sahip olmadığını, dünya genelinde benimsenen yaklaşımın sürekli izleme, bakım ve bilimsel koruma anlayışı olduğunu vurguluyor. Bu nedenle Ayasofya'da yürütülen çalışmalar, yalnızca mevcut restorasyon sürecini değil, gelecekte de devam edecek uzun vadeli koruma programının temelini oluşturuyor.

Çalışmalar boyunca Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi hem ibadete hem de ziyaretçilere açık kalmayı sürdürecek. Böylece dünyanın en önemli kültür mirası yapılarından biri, yaşamını kesintisiz biçimde sürdürürken bilimsel koruma uygulamalarıyla geleceğe hazırlanmış olacak.