Anasayfa / Kütüphane / Biyografi

Harun Reşid: Harunürreşid

Hârûn er-Reşîd kimdir? Harun Reşid kimdir? Abbasi Halifesi Harun Reşid'in biyografsi,

 

Harun Reşid (Hârûn er-Reşîd / Harunürreşid / Hârûn el-Reşîd); (d. Şubat 766 - Rey ö. 24 Mart 809 - Tus) tam adı Ebû Ca‘fer Hârûn er-Reşîd b. Muhammed el-Mehdî-Billâh b. Abdillâh el-Mansûr olan 5. Abbasi Halifesi'dir.

786 - 809 yılları arasında hüküm süren Halife Harun Reşid, gerek dönemindeki ekonomik refah gerek 1001 Gece Masallarının kahramanları arasında da yer aldığı için zenginliğin sembolü olarak dünya çapında ün yapmıştır.  Mühürlerinde “el-azametü ve’l-kudretü lillâh” ve “kün maallāhi alâ hazer” künyelerini kullanıyordu.

Abbasilerin en meşhur hükümdarı olan halife Harun Reşid, bir rivayete göre Muharrem 149’da (Şubat-Mart 766) veya daha az yaygın bir rivayete göre  30 Zilhicce 145’te (20 Mart 763) Tahran yakınlarındaki Rey’de doğdu. Babası Halife Mehdî-Billâh, annesi Hayzürân bint Atâ olup Hz. Abbas’ın yedinci göbekten torunudur.

Harun Reşid, küçük yaştan itibaren Kur'an, hadis, şiir, müzik, hukuk, İslam tarihi konularında sarayda iyi bir eğitim gördü. Reşid'in özel hocası, aile olarak devlette uzun süre vezirlik yapan Bermeki ailesinden Yahya Bermeki'dir.

Reşid, 17-18 yaşlarında Bizanslılara karşı düzenlenen iki seferde orduyu sevk ve idare etti. Bu seferlerde Kadıköy'e kadar varan Abbasiler, Bizans’ın yüklü miktarda vergi vermesi karşılığında barış antlaşması imzaladı.

Bu başarıları dolayısıyla babası tarafından kendisine "Reşid" lakabı verildi. Kardeşi Musa el-Hadi'den sonraki veliaht ilan edilen Harun Reşid'e, Tunus, Mısır, Suriye, Azerbaycan'ın yönetimi verildi.

Harun Reşid, Mehdi Billah'ın 785'te ölümünden sonra kardeşi Musa el-Hadi’ye biat etti. Ancak kardeşi Harun Reşid’in yerine oğlu Cafer’i veliaht tayin etmek istedi, bunu kabul etmeyen Harun Reşid'i de hapse attırdı. Gizemli bir şekilde ölen Hadi'nin hilafeti kısa sürdü ve yerine 786 yılında resmi veliaht olan Harun Reşid geçti.

20 yaşında halife olan Harun Reşid'in 23 sene kadar süren iktidarı Abbasiler'in en parlak dönemi olarak tarihe geçti.

Harun Reşid, halife olur olmaz, hocası Yahya Bermeki'yi geniş yetkilerle vezir yaptı. Yahya Bermeki, oğulları Cafer ve Fazıl'la birlikte devlet içerisinde düzen, intizam ve gelişme sağladı. Fakat Bermeki ailesinin gücü artınca Harun Reşid, yakınlarının tesiriyle onlara cephe alarak 803 yılında bu sülaleyi ortadan kaldırdı.
Bizans'a karşı başarılı seferler

Harun Reşid, İslam devletinin en büyük rakibi olan Bizans'a seferler yaptı, donanmayı güçlendirerek 790'da Kıbrıs ve Girit'i vurdu ve Antalya açıklarında karşısına çıkan Bizans donanmasını mağlup etti. Harun Reşid hilafetinin ilk döneminde Hazreti Ali'nin soyundan olan bazı isimlerle de mücadelede bulundu.

Reşid, sık sık isyan çıkaran Magripli Berberileri kontrol etmek amacıyla bölgede iç işlerinde serbest bir valilik yönetimi kurdu.

Defalarca isyanları bastırılan Hariciler, Herat ve Sistan’a hakim olarak Fars bölgesine kadar yayıldı, kendilerine Muhammere denilen bir grup da isyanlar neticesinde Cürcan'a hakim oldu.

Halife Harun Reşid, 796 yılında oğlu Emin'i Bağdat'ta vekil bırakarak Rakka'ya gitti ve burada bir saray yaptırdı.

Harun Reşid, Bizans İmparatorluğu'na karşı 797’de bizzat yönettiği orduyla Safsaf Kalesi'ni aldı; kumandanlarından Abdülmelik b. Salih Ankara'ya kadar ilerledi. İmparatoriçe İrene barış isteğini kabul etti ancak 802 yılında I. Nikephoros'un imparator olmasıyla antlaşma bozuldu.

Halife, 803 ve 806 yıllarında da büyük bir orduyla Bizans topraklarına girdi. Bu seferlerde Ereğli, Konya, Niğde ele geçirildi ve Nikephoros’un barış isteği, hem kendi hem de oğlu adına cizye vermesi şartıyla kabul edildi.

803 yılında iktidarında geniş yetkiler verdiği Bermeki ailesiyle arası açıldı. Cafer öldürülürken Yahya ile Fazl hapsedildi. Harun Reşid, halifeliğinin son altı yılında Bermekilerin yokluğunu hissetti, hatta Yahya el Bermeki’ye hapiste olduğu dönemde de akıl danıştı.

Horasan'da halka zulmeden vali Ali bin İsa bin Mahan'ı uyarmak için 805'te Rey şehrine kadar gitti. Halife ve saray erkanına değerli hediyeler sunarak onları kandıran Ali bin İsa, halifenin Bağdat'a dönmesinin ardından kötü muamelelerine devam etti.

Ali b. İsa'nın valiliği sırasında bölgede meydana gelen önemli bir olayda 808'de Rafi b. Leys'in isyanıdır. İsyanın son derece tehlikeli bir hal alması üzerine halife yanına iki oğlu Me'mun ve Salih'i alarak sefere çıkan halife Harun Reşid, Tus şehrine varınca hastalandı. 24 Mart 809'da vefat etti ve aynı yerde toprağa verildi.
Mütevazı ve alimlere hürmet gösteren hükümdar

Musiki ve edebiyata önem veren Harun Reşid, şair ve alimleri de himaye etti. Kendisinin de şiirleri bulunan Harun Reşid'in hitabeti ve sesi de düzgündü.

Mühründe "el-azametü ve'l-kudretü lillah" (Büyüklük ve kudret Allah'ındır) yazılıydı. Mütevazi bir insan olan Harun Reşid, özellikle alimlere büyük hürmet gösterdi.

Dindar bir insan olan Harun Reşid, defalarca hacca gitti. Hacca giderken 100 kadar alimi aileleriyle birlikte götürür, haccedemediği seneler ise yerine 300 kişi gönderirdi. Cömert bir insan olan halife Harun Reşid, her gün kendi malından bin dirhem sadaka verip, halkın durumuyla yakından ilgilendi.

Dönemin Bizans İmparatoru VI. Konstantinos'a İslam'a davet mektubu gönderdi.

Harun Reşid, devletin idari yapısında bazı yenilikler yaptı. Divan-ı Harb’e bağlı olarak Divan-ı Arz'ı kurup, böylece askeri uzmanların orduyu her zaman teftiş ederek her an savaşa hazır tutmalarını sağladı.

Onun döneminde Abbasiler, Arap coğrafyasının yanı sıra İran, Azerbaycan, Mısır, Kuzey Afrika ve Akdeniz'in belli bölgelerine hakim oldu.

Akdeniz sahili boyunca çeşitli yerlerde kuvvetli haberleşme teşkilatı kurdu.
Kadıulkudatlık ile hanefi mezhebi yayıldı

Yine Abbasi-Türk ilişkileri Harun Reşid devrinde başladı. Saray muhafızlarının bir bölümü Türkler'den oluşuyordu.

Devlet teşkilatını kurumlarıyla çok iyi işleyen bir hale getiren Harun Reşid devrinde gayri müslimlerin menfaatlerini korumakla görevli bir daire oluşturuldu.

Halife Harun Reşid, "baş kadı" şeklinde ifade edilebilecek Kadılkudatlık müessesini kurup ilk olarak Ebu Hanife'nin en iyi talebelerinden Ebu Yusuf’u bu makama getirdi. Ebu Yusuf'la beraber Hanefi mezhebi İslam dünyasında önemli oranda yayıldı.

Harun Reşid'in hilafet yılları Abbasiler'in en zengin dönemidir ve bu dönemde devlet hazinesine giren senelik gelir yaklaşık 268 ton altın değerinde oldu.

Harun Reşid zamanında ilim ve kültür hayatında önemli gelişmeler oldu. İslami ilimlerin gelişmesinin yanı sıra Süryanice, Grekçe ve Sanskritçe birçok eser Arapça'ya çevrildi. Bizans ve diğer ele geçirdiği bölgelerdeki kitapları da Arapça'ya çevirmeleri için bazı isimleri görevlendirdi.

Harun Reşid devrinde nüfusu 1 milyonu aşan Bağdat, Dicle nehrinin iki yakasına kurulmuş halifeye ve Bermekiler'e ait pek çok saray ve köşklerle dünyanın en güzel şehirlerinden biri haline geldi.

Dünyaca ünlü edebiyat şaheserlerinden "Binbir Gece Masalları"nın bir bölümü Bağdat'ta ve Harun Reşid'in çevresinde yaşanan olayları konu edinir.

Abbasi hanedanının İslam dünyası dışında en fazla tanınan siması Harun Reşid'dir. Onun zamanında Çin'den ve Avrupa'dan Bağdat'a elçiler gelmiş ve halife, Kudüs'te Hristiyan hacılara iyi davranılması konusunda istekte bulunan Büyük Karl'a çeşitli hediyeler gönderdi. Bunlar arasında bulunan bir saat o zamanın Avrupa'sında büyük ilgi uyandırdı.

Hârûnürreşîd devletin idarî yapısında bazı yenilikler yapmıştır. Dîvân-ı Harb’e bağlı olarak Dîvân-ı Arz’ı kurmuş, böylece askerî uzmanların orduyu her zaman teftiş ederek her an savaşa hazır tutmalarını sağlamıştır. Bu dönemde bölge valileri geniş yetkilere sahipti; ayrıca sorumlulukları daha sınırlı valiler de vardı. Halife bunların yanına, çeşitli malî ve idarî işleri yönetmekle yükümlü âmiller tayin ederdi. Vali, bizzat halifenin görevlendirdiği bu âmilleri azletme hakkına sahip değildi. Hârûnürreşîd dönemindeki vilâyetler şunlardı: Kûfe, Sevâd, Basra (Dicle, Bahreyn ve Uman dahil), Hicaz (Yemâme dahil), Yemen, Ahvaz (Hûzistan ve Sicistan dahil), Fars, Horasan, Musul, el-Cezîre, İrmîniye, Azerbaycan, Şam (Suriye), Filistin, Mısır (Afrika dahil) ve Sind. Cündikınnesrîn’i Avâsım adıyla müstakil bir bölge haline getirmiş, daha sonra Kuzey Afrika’yı Mısır’dan ayırmış ve Sıkılliye’yi (Sicilya) Afrika vilâyetine bağlamıştır. Akdeniz sahili boyunca çeşitli yerlerde kuvvetli haberleşme teşkilâtının kurulması onun dönemine rastlar.

Abbâsî-Türk ilişkilerinin de Hârûnürreşîd devrinde başladığı kabul edilebilir, İbn Abdürabbih’in eserindeki rivayete göre Hârûnürreşîd döneminde saray muhafızlarının bir bölümü Türkler’den oluşuyordu