Anasayfa / Kütüphane

Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi

Selimiye'yi Edirne'den çıkardığımızda geriye ne kalır? Şehirle böylesine bütünleşmiş bir tarihi eseri Türkiye'de hatta dünyada görmek mümkün değil

 

Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi (Edirne)
UNESCO Dünya Miras Listesine Alınma Tarihi: 2011
Yeri: Marmara Bölgesi, Edirne
Boylam: 26˚34’ Doğu
Enlem: 41˚41’ Kuzey
Kriter: (i), (ii), (iii), (iv)
Kategori: Kültürel

İstanbul’un fethinden önce Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan Edirne’nin en önemli anıtsal eseri olan ve şehrin siluetini taçlandıran Selimiye Camii ve Külliyesi, 16. yy.’da Sultan II. Selim adına yaptırılmıştır. Teknik mükemmelliği, boyutları ve estetik değerleriyle döneminin ve sonraki zamanların en muhteşem eseri olan Camii ve Külliye, Osmanlı mimarlarından en önemlisi Sinan’ın Ustalık Dönemi eseri, mimarlık sanatının en görkemli örneklerinden biri ve insanın yaratıcı dehasının bir başyapıtı olarak kabul edilmektedir.

İnce ve zarif 4 minareye sahip büyük kubbesiyle görkemli Camii, iç tasarımında kullanılan ve döneminin en iyi örnekleri olan taş, mermer, ahşap, sedef ve özellikle çini motifleri ve ince işçilikleri ile kubbe ve kemerlerindeki kalem işleri, mermer döşemeli avlusu ve yapıyla bağlantılı el yazması kütüphanesi, eğitim kurumları, dış avlusu ve arastası ile bir sanat türünün zirvesini temsil etmektedir.

Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi, UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin 19-29.06.2011 tarihleri arasında gerçekleştirilen 35. Dönem Toplantısında alınan 35 COM 8B.37 sayılı karar ile 1. ve 4. kriterler kapsamında kültürel varlık olarak Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiştir.

UNESCO World Heritage Sitesi

 

Mimar Sinan'ın "ustalık eseri" Selimiye Camisi, serhat boyunda yıllara meydan okumaya devam ediyor.

UNESCO'nun 2011'de ilk kez bir camiyi kültürel eser listesine almasıyla dünya çapındaki ünü daha da artan Selimiye Camisi, barındırdığı özellikleri ve ihtişamlı yapısıyla dikkati çekiyor. Türk-İslam sanatının zirvesi, Mimar Sinan'ın "Ustalık eserim" dediği Selimiye Camisi, bünyesinde birçok ilki barındırıyor.

Mimarlık biliminin çözmekte güçlük çektiği 8 sütuna dayalı kasnak tekniğiyle tek kubbe şeklindeki cami, bir kalem şeklinde semaya uzanan ve Delhi'deki Kutb-Minar'dan sonra en yüksek minare özelliğini taşıyan 85 metrelik minareleri, hünkar mahfili, mermer kaplı minberi, çinileriyle ziyaretçilerini büyülüyor.

Selimiye Camisi, aydınlatmasının sağlandığı çoklu pencere sistemiyle de birçok camiden mimari anlamda ayrılıyor.

Camiye yüklenen anlamlar

Dönemin teknolojisi düşünüldüğünde "imkansız" denilen birçok mimari tekniğin başarıyla uygulandığı camide, detaylar da dikkat çekiyor.

Tek kubbeli olmasının Allah'ın birliğine yorumlanması, dört minarenin dört halifeyle özdeşleştirilmesi, pencerelerin beş kademeli oluşunun İslam'ın şartlarını simgelediği, dört vaaz kürsüsünün dört mezhebe işaret ettiği ve minaredeki 12 şerefenin namazın 12 farzı olduğuna yönelik inanışlar hala canlılığını koruyor.

İnşasına 1568'de başlanan ve 7 yılda tamamlanan Selimiye Camisi'nin temelinin oturması için 2 seneye yakın beklendiği de rivayetler arasında yer alıyor.

Bu arada tarihçiler, hastalığı nedeniyle vefat eden ve caminin açılışını göremeyen 2. Selim'in, ihtişamlı camiyi İstanbul yerine neden eski başkent Edirne'de yaptırdığını ise değişik şekillerde açıklıyor.

Avrupa'ya yapılan seferlerin artması, 2. Selim'in şehzadeliği sırasında vaktinin çoğunu Edirne'de geçirmesi ve kentin Rumeli'nin kapısı olarak görülmesi bu açıklamalardan bazıları.

Ters lale efsanesi

Sürekli dokunulduğu için yok olmaya karşı koruma altına alınan ters lale motifi de caminin önemli ve merak edilen simgeleri arasında bulunuyor.

Çeşitli kaynaklara göre, 2. Selim'in, Kıbrıs'ın fethinin anısına, eski payitaht Edirne'de hakim bölgeye heybetli cami yapılması emrini vermesinin ardından Mimar Sinan, daha sonra "ustalık eserim" diyeceği camiyi yapmak için uygun alan aramaya başladı.

Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde, caminin alanı için şu bilgilere yer verir:

"Kavak Meydanı olarak anılan Edirne'ye hakim alan, Mimar Sinan'ın '4 minareli ve kubbesi Ayasofya'yı dahi geçecek' diyerek tasarladığı cami için çok uygundu. Lale bahçesi olan yerin sahibi yaşlı kadın, arsasını önce vermek istemedi. Daha sonra yetkililerin de araya girmesiyle zor da olsa, araziyi vermeyi kabul etti. Yaşlı kadının camide lale figürünün bulunması şartı kabul edilerek, Selimiye Camisi'nin yapılacağı alan alındı. Mimar Sinan da söz verildiği gibi laleyi ustalık eserinde işledi ancak bir farkla. Yaşlı kadının inatlaşmasının simgesi olan lale, ters olarak müezzin mahfilinin sütununda yer aldı."

"Selimiye ile Edirne bir bütün"

İl Kültür ve Turizm Müdürü İrfan Özcan, Selimiye ile Edirne'nin bir bütün olduğunu söyledi.

Selimiye'yi bir mıknatıs olarak tanımlayan ve caminin dünyanın en kıymetli mabetlerinden olduğunu ifade eden Özcan, şunları kaydetti:

"Selimiye'yi Edirne'den çıkardığımızda geriye ne kalır? Önce ona bir bakmak lazım. Dolayısıyla böylesine bütünleşmiş bir tarihi eseri Türkiye'de hatta dünyada görmek mümkün değil. Selimiye Edirne, Edirne Selimiye manası çıkarmak mümkündür. Mimar Sinan'ın Balkanlar ve İstanbul'da yaptığı eserler ile Selimiye Camisi'ni bu çizgiye koyduğumuz zaman bir Mimar Sinan rotası çizmek mümkündür. İstanbul'daki akademisyen ve İstanbul Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Selimiye, Edirne ve Mimar Sinan'ın eserlerini dünyaya daha iyi tanıtmak gibi bir projemiz var. Böylece Selimiye ve Edirne'yi daha iyi tanıtacağız."