Anasayfa / Kütüphane / Sözlük

Babürnâme: Bâbüriyye

Babürnâme nedir? Vekayi‘ nedir? Vâkıanâme, Vâkıât-ı Bâbürî, Vekayi‘nâme-i Pâdişâhî ve Bâbüriyye

 

Babürnâme, Babür İmparatorluğu'nun kurucu Babür şah tarafından kaleme alındığı belirtilen hatırattır. Bâbür’ün  hayatını anlattığı dünya çapında ilgiye kavuşmuş anı kitabıdır.

Hatırat'ın özgün bir adı  olmadığı için Bâbürnâme’den başka Vekayi‘, Vâkıanâme, Vâkıât-ı Bâbürî, Vekayi‘nâme-i Pâdişâhî ve Bâbüriyye dendiği gibi Farsça tercümelerinde de çok defa Tüzük-i Bâbürî ismini alır. En yaygın adı Bâbürnâme olmakla beraber iki yerinde Bâbür’ün ondan Vekayi‘ diye bahsetmesine bakılarak son zamanlarda bu isim tercih edilmeye başlanmıştır. Bâbür bir defasında da eseri için “tarih” sözünü kullanmıştır. Divanındaki bir rubâîsinde de hâtıratını Vekayi‘ adıyla zikretmiştir

1526-1528'lerde yazıldığı tahmin edilen kitap, bir yaşamöyküsü olduğu kadar bir imparatorluğun kuruluşu ve gelişim sürecini de anlatır.

Anılar, Babür'ün 12 yaşındayken Fergana'da tahta çıkışıyla (10 Haziran 1494) başlar ve ölümünden 16 ay öncesine kadar sürer (7 Eylül 1529). Babür Şah kitapta, gördüğü yerlerin coğrafî durumunu, siyasî, idarî ve askerî yapısını, ileri gelenlerin düşünce ve davranışlarını anlatır

Eser herhangi bir önsöz veya bir giriş kısmı olmaksızın Bâbür’ün on iki yaşında Fergana tahtına çıkışı ile başlayıp ölümünden bir yıl öncesine kadar olan zaman içindeki hayat macerasını anlatmaktadır.

5 Ramazan 899 (9 Haziran 1494) ile 3 Muharrem 936 (7 Eylül 1529) arasını içine alan bu devrenin, eserin bazı kısımları kaybolduğundan, Temmuz 1503-Mayıs 1504, Mayıs 1509-2 Ocak 1519, 1521’den birkaç gün hariç 13 Aralık 1520-17 Ekim 1525 ve Eylül 1529-1530 yılları arası eksiktir. Vak‘aların geçtiği coğrafî sahalara göre eserde sadece 1494-1503 (Fergana), 1504-1520 (Kâbil), 1525-1529 (Hindistan) yılları mevcuttur.

Aslî şekli elde olmadığı için neden ileri geldiği anlaşılamayan bu durum üzerinde, Bâbür’ün aradaki yılları yazmaya vakit bulamadığı, yahut utanıp anlatmaktan çekindiği hususlar olduğu yolunda inandırıcı olmaktan uzak bir kısım görüş ve ihtimaller ileri sürülmüştür. Bugün metinleri kayıp gözüken bazı yılların esasında yazılmış olduklarına dair ipuçları bulunmaktadır. Eserde eksik yıllara ait vak‘alar, Bâbür’ün yeğeni ve Bâbürnâme’yi tam şekliyle görmüş olan Mirza Muhammed Duglat’ın Târîh-i Reşîdî’sindeki hâtıraların yardımıyla büyük ölçüde tamamlanabilmektedir.

Her yılın ayrı bir fasıl halinde anlatıldığı Bâbürnâme’nin mihverini, Bâbür’ün siyasî iktidarını koruma ve yeni siyasî birlikler kurma yolunda yaptığı mücadeleler teşkil eder.

 Bâbürnâme üç ayrı bölüme ayrılır.

Bu üç safhada da Bâbür vak‘aları bir mekân bağlantısı içinde ele alır. 1494-1503 yılları arasındaki zamanın teşkil ettiği ilk bölüm, Bâbür’ün kendi memleketi Fergana’da geçen hadiseleri nakleder. Fergana ülkesini tanıtan geniş bilgiden (Vekayi‘, I, 1-5) sonra babası Ömer Şeyh Mirza ile Bâbür’ün her iki amcası Sultan Ahmed Mirza ve Sultan Mahmud Mirza’nın hal tercümeleri ve yaptıkları işlerle Baysungur Mirza’nın mücadelelerinin yer aldığı bu bölüm, Bâbür’ün Semerkant üzerine giriştiği seferleri ve bütün ülkeyi istilâ eden Özbek Sultanı Şeybânî Han’a (Şeybak Han) karşı mağlûbiyetle neticelenen mücadelelerini içine almaktadır. Sahne olduğu hadiselerle ilgili olarak başlı başına bir fasıl halinde ayrıca Semerkant’ın da coğrafî ve sosyal bir tablosu verilir.

İkinci bölüm, 1504-1520 yıllarına aittir. Ülkesini Özbekler’e terketmek mecburiyetinde kalan Bâbür’ün Fergana’dan ayrılıp yeni bir siyasî birlik kurmak üzere gittiği Kâbil devresini, orada bir yandan Şeybânî Han’a karşı mücadelesini sürdürürken bir yandan da Afganistan’ı hâkimiyeti altına alışını ve daha sonra Hindistan’a başlattığı akınları anlatır. Bu bölümde de buradaki hayatına sahne olması dolayısıyla Kâbil vilâyetinin çok geniş coğrafî, idarî ve etnik bir tablosu çizilir (Vekayi‘, II, 136-158). Daha önceki bölümde babası ve amcaları için yaptığı gibi burada da Hüseyin Baykara’nın hayatı ve çevresindeki insanlar hakkında orijinal bilgiler veren çok etraflı bir fasıl açar.

Üçüncü bölüm, 1525’ten başlayarak 1529 Eylülüne kadar ardarda kazanılan zaferlerle Bâbür’ün Hindistan-Türk İmparatorluğu’nu kurduğu Hindistan devresini anlatır. Buradaki hayat çerçevesini teşkil etmesi itibariyle bu defa da Hint ülkesi hakkında başlı başına bir eser olacak derecede zengin bilgilerle çok etraflı bir bahis açılır (Vekayi‘, II, 304-332).

Eserin baştan ilk dört konusu Timurlular devrinin bir Mâverâünnehir tarihi gibidir

Bâbürnâme 1519 ile 1530 yılları arasında kısım kısım meydana gelmiştir. 1509 ile 1519 arasındaki devreye ait metin kayıp durumda olduğundan onun ne zaman yazılmaya başlandığı bilinemiyor. Önceki yıllara ait olan taraflar sonradan kaleme alınan bir hâtıra şeklinde iken 1519 yılından itibaren hadiselerin günü gününe kaydedilmeye başlanması ile Bâbürnâme bir “günlük” halini alır. Hâtıra durumunda anlatılanların ince teferruata dayanması Bâbür’ün hâfıza kuv vetini gösterebileceği gibi bunların evvelce tutulmuş notlardan istifade edilerek esere geçirilmiş olması da düşünülebilir.

Bâbür hâtıralarını bazan kâtiplere dikte suretiyle yazdırmaktaydı, vakit bulduğunda da bunları gözden geçiriyordu. Yeni kısımları yazılarak ilerlemekte olan eserini istinsah ettirip karısı ve çocukları ile bazı dostlarına göndermekteydi.

1528'de bir nüshasını Hoca Ubeydullah’ın torunu Hoca Kalan’a yollar. Ancak bugün bunlar elde değildir. Yakın zamanlara kadar 1700 yılı civarında istinsah edilmiş Haydarâbâd Sâlâr Jang Kütüphanesi nüshası mevcutların en eskisi olarak bilinmekteydi.

Tahran Kütübhâne-i Saltanatî’deki 1524 tarihini taşıyan külliyattaki Bâbürnâme’nin öğrenilmesiyle onun Bâbür hayatta iken yazılmış bir nüshası ortaya çıkmış bulunmaktadır.