Zeugma’da Büyük İskender’in Fırat geçişi Sofrada Canlandırıldı
Gaziantep’teki Zeugma Kazı Evi’nde düzenlenen gastroarkeoloji etkinliği, Büyük İskender’in Fırat Nehri’ni aşarak Gaugamela Seferi’ne ilerlediği antik rotayı binlerce yıllık lezzetlerle yeniden yorumladı. 14 Ağustos 2026’da yapılan deneysel akşam yemeğinde Mezopotamya ve Helenistik dönemin yemek kültüründen esinlenen reçeteler sunuldu.
Thapsakos’un tarihi rotası sofraya taşındı
Zeugma Kazı Evi’nde 14 Ağustos 2026’da düzenlenen özel gastroarkeoloji etkinliğinde, antik dönemde “sığ geçit” anlamına gelen Thapsakos adıyla anılan Fırat geçiş noktası odağa alındı. Büyük İskender’in ordusuyla Fırat’ı geçtiği stratejik coğrafyanın tarihi ve lezzet mirası, deneysel bir akşam yemeğiyle yeniden canlandırıldı.
Kazı Başkanı Prof. Dr. Kutalmış Görkay’ın ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe kazı ekibi ve davetliler katıldı. Programın yemek bölümünden önce, menünün bilimsel altyapısı hakkında bir seminer yapıldı.
Antik kaynaklardan hareketle hazırlanan menünün bilimsel dayanağını, Başkent Üniversitesi BÜKSAM Müdürü ve Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Arkeolog Doç. Dr. Tulga Albustanlıoğlu anlattı. Yemeklerin yalnızca gastronomik bir deneyim değil, antik dönem beslenme kültürünü araştırmaya yönelik bir çalışma olarak ele alınması amaçlanıyor.
Antik reçeteler gastroarkeolojiyle yeniden yorumlandı
Etkinlik kapsamında gastroarkeolojik yöntemlerle yeniden yorumlanan antik reçeteler, bu yıl Zeugma kazı ekibinin yemek sorumluluğunu üstlenen Hasan Kalyoncu Üniversitesi Gastronomi Bölümü stajyeri Azra Öztürkmen tarafından hazırlandı. Yemekler, özel sunumlarla davetlilere Mezopotamya ve Helenistik dönemin lezzet profilini yansıtan menüde çeşitli yemek ve içecekler yer aldı.
Başlangıç bölümünde Pašrūtum, yani “Gevşeme Çorbası”, Babil turşuları eşliğinde Sabzi ile sunuldu. Ara sıcak olarak bal, nar ekşisi, baharatlar ve dövülmüş badem kullanılan Amūrša tarzı fırınlanmış tavuk hazırlandı.
Ana yemekte kırmızı pancar, kişniş ve sert tam buğday ekmeği eşliğinde Tuh'u, yani antik Babil dana yahnisi servis edildi. Tatlı bölümünde ise tam buğday unu, kırmızı elma, bal, susam ve Antep fıstığıyla hazırlanan Babil elmalı Staitites ve Pasteli yer aldı.
İçecek olarak nar ve üzüm suyunun baharatlarla harmanlanmasıyla hazırlanan Kommagene şırası (Krasis) ikram edildi.
Zeugma’da geçmişin gündelik yaşamına farklı bakış
Etkinlik, arkeolojik araştırmaların yalnızca yapı kalıntıları, seramikler, heykeller veya diğer maddi buluntular üzerinden yürütülmediğini gösteren özgün bir çalışma olarak öne çıktı. Gastroarkeoloji aracılığıyla antik toplumların beslenme biçimleri, kullandıkları malzemeler ve yemek kültürleri de geçmiş yaşamın anlaşılmasına katkı sağlayan veriler olarak ele alındı.
Büyük İskender’in Fırat’ı geçtiği stratejik güzergâhın tarihsel bağlamı ile Mezopotamya ve Helenistik döneme ait yemek kültürünün aynı etkinlikte buluşturulması, Zeugma’nın kültürel mirasına farklı bir araştırma boyutu kazandırdı. Deneysel akşam yemeği, arkeolojik bilginin gastronomi yoluyla yeniden yorumlanabileceğini ortaya koyarken, Zeugma’nın geçmişine gündelik yaşam üzerinden bakılmasına da olanak sağladı.