Anasayfa / Arkeoloji / Avustralya

Yaklaşık 200 Bin yıllık Dünyanın en eski yatağı Afrika'da bulundu

Dünyanın insan eliyle düzenlenmiş en eski yataklarının kalıntıları Güney Afrika'da Border Mağarasında bulundu. Yaklaşık 200 bin yıl önce kuru otlardan yapılan yataklar kül tabakalarının üzerine inşa edilmişti. Kül tabakaları, insanları uyurken böceklerden korumak için kullanılmıştı.

 

İnsanlığın erken evrelerinde, insanların bitkileri eşya olarak nasıl kullandığna dair fazla bilgi sahibi değiliz. Çünkü bitkisel dokuların zaman içinde kolay yıpranması ve iyi korunamaması arkeolojik ve paleontolojik kalıntıların az kalmasına neden oluyor. Ancak tropikal iklimdeki Border Mağarası'nın ekosistemi, bu türden bazı malzemelerin korunarak günümüze ulaşabilmesine imkan sağladı.

Güney Afrika’nın KwaZulu-Natal eyaletindeki paleontolojik ve arkeolojik bulgularla ünlü Border Mağarası’nda (Border Cave) yaklaşık 200 Bin yıl önce yaşayan insanların dünyada şu ana kadar kalıntıları bulunabilen en eski yatağını kullandıkları ortaya çıktı.  Bu keşif, insanların kendilerine bitkilerden yatak hazırlama bilincine bilinenden en az 100.000 yıl daha önce sahip olduğunu gösteriyor. Daha önce arkeoloji literatüründe bilinen en eski yatak 77.000 yıllıktı. Ve yine Güney Afrika'nın KwaZulu-Natal eyaletinde yer alan  Sibudu mağarasında bulunmuştu.

Border Mağarası'nın yaklaşık 227.000 ile 183.000 bin önceye tarihlenen katmanlarında bulunan kalıntılar, bir dizi mikroskobik ve spektroskopik teknikle  incelendi. Tanımlanan katmanlar, kül kalıntıları ve bitki kalıntıları karşılaştırılarak incelendi. 

Science Dergisinde 14 Ağustos'ta "Fire and grass-bedding construction 200 thousand years ago at Border Cave, South Africa" (Güney Afrika'da Border Mağarası'nda 200 bin yıl önce ateş ve çim yatak yapımı) başlıklı makalede yer alan bilgilere göre insanlar kuru otlardan kendilerine yatak hazırlıyorlar ve yatağın altına kül serpiştiriyorlardı. 

Dünyanın en eski yatakları böceklerden koruyacak kadar konforlu

Şeker kamışı, mısır, sorgum benzeri bitki türlerini içine alan, ılıman iklim ve tropik bölgelere mahsus 3.500'den fazla türü içeren Panicoideae bitki ailesine sahip otlardan düzenlenmiş yataklar, mağaranın arka tarafına yakın bir yerde kül tabakaları üzerine yerleştirilmişti. Kül tabakaları, insanları uyurken böceklerden korumak için kullanılmıştı.

Arkeologların tahmimlerine göre; kül yatağa kenelerin ve  eklembacaklı tahriş ediciler gibi haşeratın girmesini engellemek için kullanılyordu. 

Witwatersrand Üniversitesi (Wits Üniversitesi) Profesör Lyn Wadley, Border Mağarası'nda yaşayan insanların uyku ve yaşam konforları için kuru ot ve küllerden yatak kullandıklarını keşfeden arkeolog ekibinin lideri olarak "Bulduğumuz otların yatak için kullanıldığından hiç şüphemiz yok. Bunlar mağaranın korunaklı arka kısmında  ve ocakların yakınında bulundu. Hatta bir ksımının yanında oturmak için kullanıldığını tahmin ettiğimiz taşlar da vardı Yatakların imal tarihi, türümüzün bilinen kökenine hayli yakın bir tarih.” diyor.

Böceklerden korunmak için tütsü kullanımı

Prof. Wadley, ekibin söz konusu keşif dışında, ayrıca yanmış kafur odunu parçaları bulduğuna dikkat çekerek "Kafur günümüzde de böcek kovucu olarak kullanılan bir bitki. Muhtemelen o dönemde de insanlar zararlı kanatlı böcekleri uzaklaştırmak için duman ve kokuyu kullanmışlardı" ifadesini kullanıyor.

Makyaj kalıntısı olabilecek boyalar

Peki o dönemde insanlar yatakta makyaj yapıyorlar mıydı? Profi Lyn Wadley bu konuda temkinli konuşuyor; "Yataklarda, insanların ciltlerini boyamış olabileceklerini düşündüğümüz toz aşı boyası parçaları bulduk. Ancak mağaranın çatısı da aşı boyası ile boyanmıştı. Bu parçaların çatıdan düşmüş olma ihitmali de var. Bu yüzden makyaj yapıldığına şüpheyle yaklaşıyoruz ve destekleyici kanıt olmadıkça bunu iddia edemiyoruz" dedi.

Yaşar İliksiz - Arkeolojikhaber.com