Anasayfa / Arkeoloji / Türkiye

Van Kalesi'nde Urartuların gizemli Menua Salonu araştırılıyor

Van Kalesi'nde yürütülen arkeoloji kazılarında Urartu döneminde kayaya oyulmuş 160 metrekare büyüklüğündeki Menua Salonunun kullanım amacı araştırılıyor. Urartuların 20 metre uzunluğunda, 8 metre genişliğinde ve 3 metre yüksekliğindeki odaya benzeyen bilinen benzeri bir yapısı daha yok.

 

Van Kalesi'nin güneyinde yer alan eski Van şehrindeki höyük ve sitadel alanda yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarıyla kentin 7 bin yıl öncesine uzanan tarihi, yaşamsal özellikleri, ev sahipliği yaptığı medeniyetlerin mimari özellikleri belirlenecek.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında, 50 kişilik bilim kuruluyla bu yıl 3 alanda yürütülecek kazı çalışmaları başladı.

Önceki yıllarda, İlk Tunç Çağı'ndan Cumhuriyet dönemine kadar birçok medeniyete ait mimari yapılar, pişmiş topraktan yapılan eserler, tekerlek örnekleri, tunçtan yapılan mızrak uçları, adliye belgeleri, küpe gibi birçok eserin ortaya çıkarıldığı bölgede, bu yıl da tarihe ışık tutacak önemli buluntuların envantere kazandırılması hedefleniyor.

Doç. Dr. Erkan Konyar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Eski Van şehri ve höyüğün yanı sıra kaledeki sitadel alanında, 12 üniversiteden gelen 50 kişilik ekibin çalışacağını belirterek, kazılar sırasında ortaya çıkarılan bulguların, belgelenerek koruma altına alınacağını söyledi.

Kaya salonu, Urartuların en büyük oyma mekanı

Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izniyle kazı çalışmalarını yaptıklarını dile getiren Konyar, eski Van şehrinde Osmanlı-Selçuklu mimarisini, höyükte de Van'ın 5 bin yıllık yerleşim dokusunu ortaya çıkardıklarını kaydetti.

Konyar, Van Kalesi sitadelinde Urartu devletine ait anıtsal ölçekteki mimarı birimleri tespit ettiklerini ifade ederek, "Urartu Kralı Menua'nın inşa ettiğini kendi yazıtıyla ilan ettiği ana kayaya oyulmuş yapının içini temizledik. Bundan sonra hangi amaçla kullanıldığını belirlemeye çalışacağız." dedi.

Yapının girişinde Urartu Kralı Menua'ya ait kitabe var

Yapının girişinde Urartu Kralı Menua'ya ait yazıtın bulunduğunu aktaran Konyar, şu bilgileri verdi:

"Yazıtın üzerinde, 'Her kim sığırları buradan sürerse, çıkarırsa, çalarsa, burayı ben yaptım derse tanrı Haldi, tanrı Teişaba, tanrı Şivini, onu gün ışığından mahrum bıraksın.' ifadesi yer alıyor. Sığır teriminden buranın ahır olabileceği öne sürülüyor. Girişteki niş kaidesi, burada hayvanların kurban edildiğini gösteriyor. Ancak bazı yapısal noktalar da bunun bu amaçla kullanılmayabileceğini gösteriyor. Bu tartışmaları bitirmek için bu büyük ana kayaya işlenmiş yapıda çalışmaları başlattık. Diğer yerlerde de çalışmalarımız devam ediyor. Urartuların tek ana kayaya oyulmuş en büyük mekanı. 20 metre uzunluğunda, 8 metre genişliğinde ve 3 metre yüksekliğinde. Tek birim olarak Urartu'nun böyle başka bir yapısı yok."

Konyar, ilk kez 1989'da çalışma yapılan alanın önündeki bölümde başlattıkları kazıyla, yapının asıl işlevini ortaya çıkarmayı umduklarını vurguladı

Van Kalesi çevresindeki arkeolojik kazı çalışmalarına 2010'da başladı

Van Kalesi çevresindeki arkeolojik kazı çalışmalarına 2010'da başladıklarını hatırlatan Konyar, şunları söyledi:

"3 ana sektörde çalışmalar devam ediyor. Eski Van şehrinde geniş alanlar bulundu. Osmanlı mimarisi ve kent dokusu ortaya çıkarıldı. Van Kalesi sitadelinde birçok yapı, mezar odası tespit edildi. Belgeleme üzerine çalışmalarımız devam ediyor. Höyük alanında da milattan önce 3 bin 500'lü yıllardan 20. yüzyılın başlarına kadar 5 bin 500 yıllık tarihsel süreci ortaya çıkarıyoruz. Van'ın yerleşme tarihi açısından önemli bir bilgi kaynağı bizim için. Van Kalesi höyüğü, Van'da milattan önce 5 binli yıllara kadar yerleşmenin varlığını işaret ediyor. Bu da Van merkezde 7 bin yıllık geçmişin olduğunu ortaya koyuyor. Van'ın dışına çıkıldığında milattan önce 500 bin yıl öncesine kadar giden insan yapımı yerleşme kalıntıları görülebiliyor."

Cemal Aşan - Ali İhsan Öztürk - AA