Anasayfa / Aktüel

Tanzimat yıllarında Kumkapı'da Rum ve Erneni esnafın ayrıntılı haritası çıkarıldı

Sultan Abdülmecid döneminde takvimler 3 Kasım 1839'u gösterirken Hariciye Nazırı Koca Mustafa Reşid Paşa, Türk tarihinde Batılılaşmanın ilk resmi adımı kabul edilen Tanzîmât Fermânı okumuş ve Osmanlı tarihinde yeni bir kırılma noktası zuhur etmişti. O yıllarda Osmanlı başkentinin önemli limanlarından Kumkapı'da yaşayan Ermeni esnafın orta boylu, kumral bıyıklı, Rum esnafın ela gözlü, kumral bıyıklı, sivri burunlu, açık kaşlı ve esmer tenli olduğu dahi belgelere yansıyordu.

 

Yeniçağ ve Yakınçağ yıllarını kapsayan Osmanlı Arşiv Belgelerindeki araştırmaları ile tanınan Uşak Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Leyla Aksu Kılıç, ''Osmanlı İstanbul'unda Ermeni ve Rum esnafa dair bir kesit: 19. yüzyıl ortalarına doğru Kumkapı'' isimli araştırmasında, Kumkapı'daki Ermeni ve Rum esnafa ait 19. yüzyılın ortalarına denk gelen 6 nüfus defterini tahlil ederek, Ermeni ve Rum esnafın mesleklerini, memleketlerini, yaş dağılımlarını, aile yapıları ve fiziksel özelliklerini ayrıntılı şekilde ortaya çıkardı.

Akademik çalışma, nüfus defterlerinin yalnızca istatistikî kayıtlar olmadığını, aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin göç hareketlerini izleme, iş gücünü denetleme ve vergi düzenini sağlama araçları olduğunu vurguluyor. Kumkapı örneği üzerinden Ermeni ve Rum esnafın İstanbul’daki varlığını nasıl sürdürdüğü, hangi ekonomik ağlara dâhil olduğu ve merkezî idareyle nasıl ilişkilendiği panoramik bir yaklaşımla ele alıyor.

Makale neden Kumkapı üzerine odaklandı?

19. yüzyıl ortalarına doğru Kumkapı yalnızca bir ticaret merkezi değil, aynı zamanda çok çeşitli sosyal, ekonomik ve kültürel etkileşimlerin yaşandığı bir mahalle. Bu haliyle Kumkapı, Osmanlı’nın kozmopolit
yapısının küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Farklı etnik ve dini grupların ekonomik işleyiş için bir arada bulunduğu bu mahallede, Ermeni ve Rum esnafın meslekleri, yaşam biçimleri ve göç hareketleri dönemin toplumsal dinamiklerini anlamak açısından da önem arz ediyor.. 

Rakamlarla Kumkapı Esnafı (1822–1845)

Osmanlı arşiv nüfus defterlerine göre 19. yüzyıl ortalarında Kumkapı’da 7.119 Rum, 1.875 Ermeni esnaf kaydı bulunuyor. Kayıtların yaklaşık üçte ikisinde kişilerin meslekleri açıkça belirtilmiş durumda.

Doç. Dr. Leyla Aksu Kılıç, konı hakkında HİBYA muhabiri Mehmet Bayer, yaptığı açıklamada, çalışmada kullanılan nüfus defterlerinde 7 bin 119 Rum, 1.875 Ermeni esnaf kaydının tespit edildiğini, 19. yüzyılın ortalarına doğru Kumkapı'daki Ermeni ve Rum ahalinin tekstil sektörü, yiyecek, içecek, belediye hizmetleri, deri ve metal işleriyle ticaret olmak üzere muhtelif başlıklar altında değerlendirebileceğini, çok sayıda farklı iş koluyla iştigal ettiklerini söylemenin mümkün olduğunu söyledi.

Aynı Semt, Farklı Yapılar: Rum ve Ermeni Esnaf Arasındaki Fark

Kumkapı’da yaşayan Rum ve Ermeni esnaf, aynı mahalleyi paylaşmalarına rağmen farklı toplumsal ve ekonomik örgütlenme biçimlerine sahipti. Bu fark, nüfus defterlerine yansıyan kayıt düzenlerinde açıkça görülüyor. Araştırmaya göre Rum esnaf, büyük ölçüde bekâr kategorisi altında ve çoğunlukla bağlı oldukları kiliseler ve kaldıkları hanlar üzerinden kaydedildi. Meslek grupları taşçı, meyhaneci, simitçi, bakkal ve hamal gibi iş kollarında yoğunlaşırken, bireysel ve hareketli bir çalışma düzeni dikkat çekiyor. Bekâr statüsündeki Rum esnaf, şehir içi göç ve iş değişikliğine daha açık bir profil sergiliyor.

Buna karşılık Ermeni esnaf, ağırlıklı olarak hane temelli bir kayıt sistemine tabi tutuldu. Aynı hanede baba, oğul, kardeş ve hatta damatların birlikte yaşadığı ve çoğu zaman aynı mesleği kuşaklar boyunca sürdürdüğü tespit edildi. Kuyumculuk, terzilik, kazazlık ve hamamcılık gibi mesleklerde aile içi süreklilik dikkat çekiyor.

Bu kayıt farkı, Ermeni toplumunda aile merkezli bir ekonomik yapı, Rum toplumunda ise daha bireysel ve bekâr ağırlıklı bir esnaf profili bulunduğunu düşündürüyor. Defterlerde Ermeniler için “hane” ve “müstecir” (kiracı), Rumlar için ise “bekâr” ve meslek başlıklarının öne çıkması, Osmanlı idaresinin bu iki grubu farklı sosyal gerçeklikler içinde değerlendirdiğini ortaya koyuyor.

Araştırma, bu farklılıkların aynı mahallede bir arada var olabildiğini ve Osmanlı İstanbul’unun çok katmanlı şehir yapısını somut verilerle gözler önüne serdiğini ortaya koyuyor.

Ermeni ve Rumların mührünü vurdukları başlıca meslekler

Araştırmaya göre Kumkapı’daki Ermeni esnaf arasında terzi, kuyumcu, kayıkçı ve balıkçılar öne çıkarken; Rum esnaf taşçı, meyhaneci, bakkal, simitçi ve hamal mesleklerinde yoğunlaşıyor.

Kumkapı'daki Ermenilerin büyük ölçüde tekstil sektöründe yoğunlaştığının, Rumların ise yiyecek-içecek, ticaret ve belediye hizmetleri alanlarında faaliyet gösterdiğinin tespit edildiğini aktaran Kılıç, meslek dağılımı açısından bakıldığında, Ermenilerin tekstil sektöründe abacı, astarcı, dülbendci, basmacı, kazzaz, bezzaz, püskülcü, kapamacı, kürkçü, paçacı, kebeci, terzi, peştemalci, çulha, çulcu, simkeş gibi mesleklerde öne çıktığını söyledi.

Kılıç, Ermenilerin yiyecek ve içecek alanında balıkçı, meyhaneci, ekmekçi, aşçı, çorbacı, şerbetçi, ticaret alanında ise tüccar, hamal, küfeci, haffaf ve deri işçiliğinde çizmeci, kunduracı ve pabuççu olarak faaliyet gösterdiğini, metal işleri alanında kuyumcu, saatçi, kapu aletçisi, demirci, çilingir, kirişci, bakır yazıcısı; ev ve ev eşyası alanında sıvacı, düğmeci, çömlekçi, tuğlacı, eğitim işlerinde ise mektep hocası, mektep kalfası ve mektep kapucusu gibi hizmetlerde bulunduğunu dile getirdi.

Rum esnafın da özellikle bakkal, meyhaneci, kaymakçı, simitçi, kasap, aşçı, manav, yemişçi, işkembeci, bozacı, yağcı, beziryağcı, kebapçı, fırıncı, helvacı, kasap, tavukçu, paçacı, sarımsakçı, yoğurtçu gibi gıda sektöründe öne çıktığına işaret eden Kılıç, ''Ayrıca belediye hizmetleri olarak hamamcı, deri eşya sektöründe ise pabuççu ve çizmeci, metal işleri alanında bakırcı ve nalbant, tekstil alanında abacı, astarcı, çorapçı, terzi, çulha, basmacı, sökük dikici, dikici, bezzaz ve ev eşyası alanında boyacı, bacacı, duvarcı, doğramacı, sıvacı gibi mesleklerde faaliyet içindedir. Bunun yanı sıra, her iki topluluk da ticaret, deri işleri, metal işçiliği ve ulaşım gibi alanlarda varlık göstermiştir. Ermeniler genellikle üretim ve el işçiliği gerektiren mesleklerde, Rumlar ise ticaret ve hizmet sektöründe yoğunlaşmıştır.'' dedi.

Ermeni ve Rum esnafın aile ve sosyal yapıları

Doç. Dr. Leyla Aksu Kılıç, çalışmada dikkat çeken bir diğer hususun, Ermeni ve Rum esnafın aile ve sosyal yapılarına ilişkin olduğunu söyledi. Ermeni esnafın önemli bir bölümünde aynı mesleğin aile içinde sürdürüldüğünü gösteriyor. Kuyumcu, kazaz ve hamamcı aileleri, baba–oğul–kardeş ilişkileriyle kayıt altına alınmış durumda.

Kumkapı'daki Ermenilerin aileleriyle birlikte yaşadığı, mesleklerini çoğunlukla aile içinde aktardığı ve akrabalık ilişkilerine göre belgelere kaydedildiğini ifade eden Kılıç, buna karşın, Rum esnafın büyük ölçüde ''bekaran'' olarak yazıldığı ve bireysel bir yapı gösterdiğinin tespit edildiğini bildirdi.

Kılıç, bu durumun, 1821 yılındaki Rum isyanı sonrası güvenlik gerekçesiyle başkentten sürülen Rum bekarlarının, 1830'lu yıllarda İstanbul'daki ticari hayatın devamı için geri dönüşlerinin teşvik edilmesiyle açıklanabileceğini vurguladı.

Kumkapı'daki Rum esnafın çoğunluğunun yeni gelmiş ve geçici bir nüfus özelliği taşıdığını, Ermenilerin daha yerleşik ve ailevi bağları güçlü bir topluluk olarak şekillendiğini, buna karşın Rum esnafın büyük ölçüde geçici bir niteliğe sahip olduğunun söylenebileceğini belirten Kılıç, şu bilgileri verdi:

''Kumkapı'daki Ermeni ve Rum esnafın Osmanlı imparatorluk coğrafyasının birçok farklı noktasından geldiği ve hatta bir kısmının memleketlerine geri döndüğüne dair kayıtlara ulaşmak mümkündür. Buna göre, Asitane'deki Ermenilerin 23 farklı yerleşim biriminden geldiği görülürken, Rumların memleketlerine dair dağılım daha çeşitlidir. Buna göre Kumkapı’daki Rum esnafın memleketlerine dair 164 farklı yerleşim biriminin adı geçmektedir. Kumkapı’daki Ermenilerin memleket bilgilerinde adı en çok geçen yer Asitane’dir. Asitane’nin yanı sıra Van, Erzurum, Sivas, Kayseri, Harput, Trabzon, Edirne, Bayburt, Bursa ve Erzincan gibi Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden de kayıtlar bulunmaktadır. Rumların memleketleri ise yoğun olarak Kayseri, Filibe, Kesriye, Nevşehir, Maydos, Florina, Manastır, Kırkkilise, İncesu, Pınarhisar, Niğde, Kazanlık, Silivri, Ergiri, Midilli, Ohri, Kalkandere, Vize, Bor ve Asitane bulunmaktadır. Bu yoğunluk haritasına göre, Kumkapılı Rumların özellikle Anadolu ile Balkanlar ve adalardan geldikleri görülmektedir.''

Bekâr Odaları ve Hanlar: Kentin Gözen Uzak Dünyaları

Nüfus defterleri, Kumkapı’nın yoğun bir bekâr nüfusa ev sahipliği yaptığını ortaya koyuyor. Bekâr erkekler çoğunlukla hanlarda ve bekâr odalarında kalıyor; hamallık, kayıkçılık, taşçılık gibi ağır işlerde çalışıyordu.

Bekar Odalarında Kalan Esnaf Erbapları da kayıtlara geçmiş

19. yüzyıl nüfus defterlerinde İstanbul’da bulunan esnaf gruplarının sahip oldukları bağ, bahçe ve dükkânlar ile hangi han ya da bekâr odalarında kaldıkları, hangi meslekleri icra ettikleri ve İstanbul’a nereden geldikleri kaydedilmiş.

İncelenen en eski defter olan, 1822 tarihli 12 numaralı nüfus defterinde Asitane, Galata, Çarşambapazarı, Kumkapı, Tatavla ve Beyoğlu gibi bölgelerdeki bekâr Rum duvarcılar kaydedilmiş.Toplam 166 kişinin kayıtlı olduğu defterde, en fazla Rum duvarcının Çarşampazarı’nda bulunması, buna karşın Kumkapı’da yalnızca 3 duvarcının yer alması dönemin demografik yapısı açısından dikkat çekici. 

Fiziksel açıdan Ermeniler orta boylu, kumral bıyıklı, Rumlar ela gözlü, sivri burunlu!

Doç. Dr. Leyla Aksu Kılıç, fiziksel özellikleri açısından, Kumkapı'daki Ermeni esnafın genel olarak orta boylu, kumral bıyıklı olduğu, Rum esnaf için ise daha detaylı bir fiziki profil çizildiğini, çoğunlukla orta boylu, ela gözlü, kumral bıyıklı, sivri burunlu, açık kaşlı ve esmer tenli olduklarının tespit edildiğinin kayıtlara geçtiğini aktardı.

Bu tür fiziksel tanımlamaların, dönemin Osmanlı nüfus kayıtlarındaki kişileri ayırt etmek için geliştirilen bir yöntem olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Kılıç, sözlerini şöyle tamamladı: ''Sonuç olarak bütün bu veriler, 19. yüzyıl ortalarına doğru Kumkapı'nın yalnızca bir ticaret merkezi değil, aynı zamanda çok çeşitli sosyal, ekonomik ve kültürel etkileşimlerin yaşandığı bir mahalle olduğunu ortaya koymaktadır. Bu haliyle Kumkapı, Osmanlı'nın kozmopolit yapısının küçük bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Farklı etnik ve dini grupların ekonomik işleyiş için bir arada bulunduğu bu mahallede, Ermeni ve Rum esnafın meslekleri, yaşam biçimleri ve göç hareketleri dönemin toplumsal dinamiklerini anlamak açısından da önemlidir. Bu açıdan Kumkapı, yalnızca günlük ekonomik faaliyet sürdürülen bir mahalle değil, aynı zamanda göç, ticaret, aile yapıları ve meslek örgütlenmeleri açısından Osmanlı kent kültürünün zenginliğini de yansıtan kesit sunmaktadır.''

Osmanlı Devleti Neden Saydı? Nüfus Defterlerinin Asıl İşlevi

Osmanlı Devleti’nde 19. yüzyıl boyunca tutulan nüfus defterleri, yalnızca demografik bir envanter oluşturmayı değil; ekonomik düzeni denetlemeyi, iş gücünü izlemeyi ve güvenliği sağlamayı amaçlayan çok yönlü bir yönetim aracı işlevi görüyordu. Kumkapı Mahallesi’ne ilişkin Ermeni ve Rum esnaf kayıtları da bu işlevi açık biçimde yansıtıyor.

Araştırmada kullanılan defterlerde, esnafın yalnızca isimleri değil; yaşları, fiziksel özellikleri, meslekleri, akrabalık bağları, geldikleri yerler ve zaman içinde başka mahalle veya vilayetlere nakledilip nakledilmedikleri ayrıntılı şekilde kaydedildi. Bu durum, devletin şehirdeki hareketli nüfusu yakından izlemek istediğini ortaya koyuyor. Özellikle bekâr erkek nüfusun kayıt altına alınması dikkat çekici. “Bekâr” kavramı, yalnızca evli olmayanları değil; İstanbul’a çalışmak için gelen ve ailesi şehir dışında olan erkekleri de kapsıyordu. Bu grubun hanlarda ve bekâr odalarında yoğunlaşması, hem asayiş hem de vergi ve iş gücü planlaması açısından devlet için kritik görülüyordu.

Defterlerde yer alan meslek bilgileri, hangi iş kollarında yoğunlaşma olduğunu ortaya koyarken; nakil kayıtları, göç hareketlerinin denetlenmesine hizmet ediyordu. Rum ve Ermeni esnafın farklı kayıt kategorileri altında yazılması ise, devletin toplumsal grupları homojen değil, kendi iç dinamikleriyle değerlendirdiğini gösteriyor.

Bu yönüyle nüfus defterleri, sadece arşiv belgesi değil; Osmanlı’nın ekonomik, idari ve güvenlik politikalarının sahaya yansımış birer belgesi olarak değerlendiriliyor.

Ali Zülfikar Emin - Arkeolojikhaber.com