Sivas Ulu Camii’de Kapsamlı Restorasyon: Eğik Minare Güçlendiriliyor
Sivas Ulu Camii’de başlatılan kapsamlı restorasyon çalışmaları, Selçuklu mirasını geleceğe taşımayı hedefliyor. 829 yıllık yapının eğik minaresi, gelişmiş mühendislik teknikleriyle güçlendirilirken, özgün mimari doku da korunuyor. Laboratuvar analizleri ve lazer taramalarla desteklenen proje, deprem riskine karşı önlem almayı amaçlıyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla caminin hem yapısal güvenliği hem de tarihi kimliği korunmuş olacak.
Anadolu Selçuklu mirasının en özgün örneklerinden biri olan Sivas Ulu Cami, tarihinin en kapsamlı restorasyon sürecinden geçiyor. 1197 yılında inşa edilen ve 829 yıllık geçmişiyle dikkat çeken yapı, Vakıflar Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla hem yapısal olarak güçlendiriliyor hem de özgün mimari kimliğine uygun biçimde yenileniyor.
Selçuklu Mirasında Yapısal Güçlendirme Süreci
2025 Temmuz’unda başlatılan restorasyon çalışmaları kapsamında caminin iç mekânında temel güçlendirme öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Bu çerçevede 50 kolondan 30’unun imalatı tamamlanırken, kalan bölümlerde çalışmalar sürüyor. Yakın süreçte iç mekânda tesviye işlemlerine geçilecek ve özgün dokuya uymayan taşlar aslına uygun malzemelerle değiştirilecek.
Bu müdahalelerin yalnızca fiziksel bir yenileme değil, aynı zamanda yapının tarihsel bütünlüğünü korumaya yönelik bilimsel bir yaklaşım içeriyor. Restorasyonun 2027 yılı sonuna kadar tamamlanması planlanırken, süreç boyunca arkeolojik ve mimari hassasiyetler gözetiliyor.
116 Santimetrelik Eğime Sahip Minare İçin Özel Proje
Ulu Cami’nin en dikkat çekici unsurlarından biri olan eğik minare, yapılan ölçümlere göre temelden zirveye kadar 116 santimetrelik bir sapma gösteriyor. Bu durum, yapıyı yalnızca mimari açıdan değil, mühendislik bakımından da özgün kılıyor.
Proje kapsamında minarenin taş, tuğla ve harç örnekleri laboratuvar ortamında analiz edilirken, üç boyutlu lazer tarama yöntemiyle yapının detaylı modeli çıkarıldı. Elde edilen veriler, minarenin mevcut haliyle büyük bir depremde risk taşıdığını ortaya koydu. Bu doğrultuda geliştirilen güçlendirme projesiyle, şerefe kotundan temel altına kadar paslanmaz çelik elemanlar kullanılarak minarenin dayanıklılığı artırılacak.
Uzmanlar, bu yöntemin tahribatsız olması sayesinde yapının özgün dokusuna zarar vermeden uygulanacağını belirtiyor. Böylece minare, özellikle yanal deprem yüklerine karşı daha dirençli hale getirilecek.
Yüzey Restorasyonu ve Yazıtların Korunması
Yapısal müdahalelerin yanı sıra minarenin yüzeyinde de kapsamlı bir restorasyon yürütülüyor. Zaman içinde düşen ya da zarar gören tuğla parçaları özgün malzemelerle tamamlanacak. Ayrıca minare üzerinde yer alan ve daha önce okunamayan kufi ile çini yazı kuşakları, sanat tarihçilerin katkılarıyla çözümlenerek yeniden görünür hale getirilecek.
Minarenin temel yapısına ilişkin yapılan incelemelerde ise yapının yaklaşık 6 metre derinliğe uzanan sağlam bir temel üzerine inşa edildiği ve ardıç kazıklarla desteklendiği belirlendi. Bu bulgular, Selçuklu dönemindeki mühendislik bilgisinin ileri düzeyini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Restorasyon sürecinin bilim kurulu denetiminde ilerlediğini belirten yetkililer, çalışmalar tamamlandığında Ulu Cami’nin hem ibadet hem de kültürel miras alanı olarak gelecek kuşaklara daha sağlam şekilde aktarılacağını ifade ediyor.