Anasayfa / Söyleşi

Prof. Dr. Refik Duru: Hikmeti vücut sebebim bir iltimas hikayesi

Eğer Ertuğrul Faciasında hayatını kaybeden çarkçıbaşı, Japonya'yı görebilmek için torpil yaptırmasaydı, Türkiye arkeoloji alanlarında önemli keşiflere imza atan ünlü arkeolog Prof. Dr. Refik Duru'dan mahrum olabilirdi. Osmanlı dönemine dair sonu hayırlı ilginç torpil hikayesi için tıklayınız.

 

1950 yılında Heybeliada'da dünyaya gözlerini açan Şefik Bey, başarılı bir Osmanlı denizci subayı olmayı başardı. Kadıköylü Şefik namıyla tanınan Bahriyeli Şefik, Osmanlı ordusuna gemi mühendisi, çarkçıbaşı (Serçarkçı) ve kaptan olarak hizmet etti.

Dönemine asker ressamlar hayli fazlaydı. Şefik bey de bazı tablolara imza attı. Onun en önemli eserleri görev aldığı gemilere ait tablolar oldu.

1916 yılında 66 yaşında vefat eden Bahriye Subayı Şefik bey, belki de hayatının en büyük öfkesini 1989 yılında uğradığı haksızlık karşısında yaşadı.

O tarihlerde ünlü Ertuğrul Fıkrateyni'nin çarkçıbaşı olarak görev yapıyordu. Başarılı bir subay olan Şefik beyin nişanları da vardı.

Padişah II. Abdulhamid, Ertuğrul Fıkrateyni'nin Japonya'ya gitmesi için emir vermişti. 1887 yılında Japonya İmparatoru Komeii 'nin yeğeninin İstanbul'u ziyaret etmesinin ardından Japonya’ya iade-i ziyaret yapılmasını istiyordu. Ertuğrul Japon İmparatoruna mücevherli imtiyaz nişanı ve padişahın hediyelerini götürecekti.

Her ne kadar donanmanın en gösterişli gemisi olsa da yaşlanmış bulunan Ertuğrul'un bu denli uzun sefere dayamayacağını savunanlar vardı. Tartışmalar arasında Ertuğrul, tersanede bakıma alınmış, sefere hazılanıyordu.

İşte tam o günlerde Miralay İbrahim Bey serçarkçı olarak Şefik beyin yerine atandı.

Serçarkçı Kadıköylü Şefik bey seferin felaketle sonuçlanacağını bilseydi o kadar kızar mıydı bilinmez ama Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid'in büyük itina gösterdiği önemli sefer öncesi görevden alınması üzerine adeta küplere bindi. Japonya'yı görmek isteyen bir Osmanlı deniz subayının kendi yerine iltimasla atandığına inanan Şefik Bey, nazırlığa öfkesini belirten bir mektup yazmayı da ihmal etmedi...

Yolda bir kaç kez arızalanarak tamir görse de Ertuğrul, 11 aylık yolculuktan sonra 7 Haziran 1890 tarihinde Japonya’nın Yokohama Limanı'na ulaşmayı başardı. Ancak dönüş için yola çıktıktan bir gün sonra 16 Eylül 1890’da Kuşimoto'da kayalıklara çarparak battı. Kazadan sadece 69 denizci kurtulabildi, Gemi Komutanı Mirliva Osman Paşa da dahil olmak üzere diğer mürettebat şehit oldu. Şehitler arasında Şefik beyin yerine atanan Miralay İbrahim Bey de vardı..

Şefik Bey kendisinin yerine son anda başka birinin atanması üzerine hayatta kalmayı başarmıştı. Evlendi. Çocukları oldu. Çocuklarından biri de ünlü arkeolog Prof. Dr. Refik Duru'nun annesiydi...

Prof. Dr. Refik Duru, Arkeoloji TV'ye yaptığı açıklamada dedesini görevden eden torpil hikayesini anlatırken, "Eskiler Hikmet-i Vücud derlerdi. Benim Varlığıma yol açan sebep de işte bu iltimas, kayırma  günümüzün deyimle torpil hikayesi. Eğer dedem Ertuğrul'un seferinde görev alsaydı belki o da şehitler arasında yer alacaktı. Dolayısı ile evlenemeyecek ve beni dünyay getiren kızını dünyaya getiremeyecekti" dedi.

Aynı zamanda Gaziantep'in fahri hemşehrisi nişanına sahip Prof. Dr. Refik Duru İstanbullu ve Kadıköylü olmakla övünüyor. Ünlü arkeologun soy ağacı baba tarafından Balkanlara uzanırken, anne tarafından  Hz. Hüseyin'e kadar uzanıyor. Ünlü arkeologun annesi seyyit soyundan geliyordu...

Prof. Dr. Refik Duru'nun hayatına ait ilginç detaylar ve arkeoloji dünyasında dair görüşleri Arkeokoji TV önümüzdeki aylarda Arkeoloji TV ekranlarında olacak.

arkeolojikhaber.com