Anasayfa / Arkeoloji / Türkiye

Polyeuktos Kilisesi'nin makus talihi ‘Arkeopark Ziyaretçi Merkezi’ ile değişiyor

İstanbul'un göbeğinde, Büyükşehir Belediye Binasının yanı başında olmasına rağmen yıllarca harap vaziyette bekleyen, evsiz vatandaşların tuvalet gibi kullandığı mezbelelik alana dönüşen Ayasofya'dan daha eski ve onun mimarisine ilham veren Aziz Polyeuktos Kilisesi alanında kazılar sürerken, ‘Arkeopark Ziyaretçi Merkezi’ projesi için de çalışmalar başlatıldı

 

İstanbul'un Fatih ilçesinin Saraçhane semtinde Büyükşehir Belediye Binası’nın yanı başında,  Saraçhane Arkeoloji Parkı içinde yer alan, Ayasofya’dan da önce inşa edilmiş yaklaşık bin 500 yıllık Polyeuktos Kilisesi alanında arkeoloji kazıları sürüyor.

Saraçhanebaşı Belediye sarayının kuzeybatısında ve Atatürk bulvarı üzerinde kalıntıları duran Ayios Polyeuktos Kilisesi (Aziz Polyeuktos Kilisesi) kalıntıları İstanbul'un göbeğinde, Büyükşehir Belediye Binasının yanı başında olmasına rağmen yıllarca harap vaziyette bekledi ve evsiz vatandaşların tuvalet gibi kullandığı mezbelelik alana dönüştü. Tarihi alanda ilk arkeolojik tektikler sonrası yaklaşık 60 yıl sonra arkeologların kazma ve mala sesleri duyulmaya başlandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel Miras Koruma Şube Müdürlüğü (İBB Miras) tarafından sürdürülen kazıların sıra alana bir de Saraçhane Arkeopark Ziyaretçi Merkezi kurulması planlanıyor. Kurulacak ziyaretçi merkezi ile arkeoloji kazılarının sürdüğü tarihi alan ziyaretçeilerce rahatlıkla gezilebilecek.

Bizans prensesi, Anika Juliana tarafından inşa ettirildi

Rivayetlere göre; imparatoriçe olmak üzere yetiştirilen prenses Anika Juliana, imparatorluğun başına getirilmez. Büyük bir hayal kırıklığı yaşayan Anika, yüzyıllar geçse dahi kendisinden söz ettirecek bir iz bırakmak ister şehre. Bu sayede ölümsüz olacağına inanan Anika, tüm mal varlığını harcayarak Polyeuktos Kilisesi’ni inşa ettirir. 524-527 yılları arasında tamamlanan kilise, ne yazık ki günümüze bütüncül bir şekilde ulaşamamış. Döneminin en muhteşem yapıları arasında gösterilen kilisenin, Ayasofya’nın mimarisine de esin kaynağı olduğu biliniyor.

Haşim İşcan Geçidi’nin inşa edilirken keşfedilmişti

1960’larda Haşim İşcan Geçidi’nin inşası sırasında kiliseye ait buluntulara rastlanmış. Dönemin önemli arkeologlarından Nezih Fıratlı öncülüğünde yapılan kazılarda, kiliseye ait kalıntıların bir kısmı gün yüzüne çıkarılmıştı. Tarihi kalıntıların bir bölümü İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne gönderilmiş, büyük bir kısmı ise o günden bu yana tellerle örülü bu alanda adeta kaderine terk edilmişti.

Merve Gedik: Mimari özellikleriyle dönemine öncülük etmiş oldukça önemli bir yapı

1500 yaşındaki antik eseri gün yüzüne çıkartabilmek için hummalı bir şekilde çalıştıklarını söyleyen İBB Kültür Varlıkları Projeler Müdürü Merve Gedik,  Polyeuktos Kilisesi’nin önemini şöyle anlatıyor: "Polyeuktos Kilisesi, mimari özellikleriyle dönemine öncülük etmiş oldukça önemli bir yapı. Kubbeli bazilika yapısı, onu ilk kılan özelliklerinden biri. Mimarisinde İran Sasani süslemeleri, asma yapraklı motifler, tavus kuşları ve üzüm salkımları dikkat çekiyor -ki bu motifler, Bizans mimarisinde ölümsüzlüğü temsil ediyor-. Sonraki yıllarda inşa edilen Ayasofya’da da benzer mimariyi görüyoruz.”

Arkeologlar daha önce kazılmamış kuzey bölümü de kazıyor

Gedik, İstanbul için bu denli kıymetli bir eserin yok olup gitmesine izin verilmeyeceğinin altını çizerek devam ediyor: “İstanbul’un tarihi açısından son derece kıymetli bir eserin gün yüzüne çıkartılması için kazılara başladık. Daha önce hiç kazılmamış kuzey bölümü de açacağız. Kalıntıların ortaya çıkmasıyla, alanı kent hayatına dahil edecek şekilde düzenleyeceğiz. Bu amaçla, ‘Arkeopark Ziyaretçi Merkezi’ projesini hayata geçireceğiz. Ziyaretçilerin, kilise çevresini gezmesine olanak sağlayacak bir yürüyüş rotası oluşturacağız. Böylece, Polyeuktos Kilisesi’ni kent turizmine kazandıracağız.”

Çocuklara özel arkeolojik kazı alanı oluşturulacak

İBB, Polyeuktos Kilisesi’nin kazıları devam ederken, özellikle çocukların ilgisini çekecek
bir projeyi de hayata geçirme hazırlığında. Çocuklar, bir yandan kazıları yakından izleme
fırsatı yakalarken; diğer yandan kendileri için oluşturulan özel kazı alanlarında bulunabilecekler. Böylece, arkeologlar eşliğinde kazı deneyimini yaşayabilecek, kente dair keşif yapabilme heyecanına ortak olabilecekler