Anasayfa / Arkeoloji

Oğuzlar’ın İslamiyet Öncesi Yazı Diline Dair Yeni Kanıt Ortaya Çıktı

ÇOMÜ öğretim üyesi Doç. Dr. Hayrettin İhsan Erkoç’un Kazakistan’da tespit ettiği ve bugüne dek incelenmemiş bir taş yazıt, Oğuz Türkçesinin İslamiyet öncesinde de yazı dili olarak kullanıldığını ortaya koydu. Oğuzlar’a ait olduğu belirlenen yazıt, Türk dili ve kültür tarihi açısından mevcut kabulleri yeniden değerlendirmeye açan önemli bir bilimsel bulgu olarak öne çıkıyor.

 

Kazakistan’da Sessiz Bir Buluntu: Oğuz Yazıtının Keşfi
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Hayrettin İhsan Erkoç, Kazakistan’ın Türkistan kentine bağlı Orangay köyünde bulunan yerel bir müzede sergilenen taş buluntunun Oğuzlar’a ait bir yazıt olduğunu tespit etti. Daha önce herhangi bir akademik çalışmaya konu edilmediği belirlenen bu yazıt, Oğuz Türkçesinin tarihsel gelişimi açısından çığır açıcı bir nitelik taşıyor.
Eski Türk tarihi, özellikle Göktürkler ve erken dönem Türk toplulukları üzerine çalışmalarını sürdüren Erkoç, Ahmet Yesevi Üniversitesi Türkoloji Bölümü öğrencisi Alparslan Kavaklı’nın rehberliğinde gerçekleştirdiği saha ziyareti sırasında söz konusu buluntuyla karşılaştı. Orangay köyündeki bir ortaokul bünyesinde oluşturulan yerel müzede muhafaza edilen taş, üzerindeki tek satırlık yazı ve damga benzeri işaretiyle dikkat çekti.

Doç. Dr. Hayrettin İhsan Erkoç

Literatürde Yer Almayan Bir Yazıt
Doç. Dr. Erkoç’un ifadesine göre, müzede sergilenen çok sayıda buluntu Kazakistan’daki üniversitelerde analiz edilmiş ve tarihlendirilmiş olmasına rağmen, beyaz kireç taşı üzerindeki bu yazıt hakkında herhangi bir bilgilendirme bulunmamaktaydı. Yerel yetkililerin de yazıtın niteliği konusunda bilgi sahibi olmaması, buluntunun akademik literatürde gözden kaçtığını ortaya koydu.

Yapılan kapsamlı literatür taraması sonucunda, yazıtın daha önce yayınlanmadığı ve bilimsel değerlendirmeye tabi tutulmadığı belirlendi. Erkoç, Kazakistan’daki meslektaşlarıyla yaptığı görüşmelerde, benzer kısa yazıtların geçmişte bölgede bulunduğunu ancak bunların genellikle Almatı ve Astana’daki müzelere taşındığını öğrendi. Söz konusu taşın da analiz için Türkistan’a gönderildiği, ancak sonuç alınamadığı ve yayımlanmadığı ifade edildi.

Oğuzca’nın Yazı Dili Tarihi Yeniden Yazılıyor
Erkoç’un en dikkat çekici tespiti, yazıtın dilinin “Oğuzca” olmasıdır. Mevcut akademik kabullere göre Oğuz Türkçesi, 13. yüzyıldan itibaren ve Arap alfabesiyle yazı dili haline gelmiştir. Ancak bu buluntu, Oğuzca’nın İslamiyet öncesinde de Göktürk (Orhun) yazı sistemiyle yazıya geçirildiğini göstermektedir.

Yazıtın kısa ve problemli yapısı nedeniyle okunması oldukça güç olmuştur. Bu süreçte eski Türk yazıtları konusunda uzman olan Prof. Dr. Erhan Aydın’dan bilimsel destek alınmıştır. En anlamlı okuma biçimine göre yazıtta “Kazar Kan Kul” ya da “Hazar Hanı’nın Kulu” ifadesi yer alıyor olabilir. Bu yorum kesinlik taşımamakla birlikte, Oğuzlar ile Hazarlar arasındaki siyasal ve kültürel ilişkilere dair yeni bir tartışma zemini sunmaktadır.
Yazıtın yaklaşık 30 yıl önce Kültepe olarak bilinen eski bir Oğuz yerleşiminde bulunduğu ifade edilmektedir. Bu durum, buluntunun bir Oğuz bireyi tarafından Hazar coğrafyasıyla ilişkili bir bağlamda hazırlanmış olabileceğini düşündürmektedir.

Türk Kültür Tarihi Açısından Yeni Bir Eşik
Doç. Dr. Erkoç’un çalışması, hakemli bir akademik dergide yayımlanarak bilim dünyasının dikkatine sunulmuştur. Araştırma, yalnızca yeni bir yazıtı tanıtmakla kalmamış; Oğuzlar’ın kültür tarihi, yazı geleneği ve coğrafi yayılımına dair yerleşik kabulleri de sorgulamaya açmıştır. Ayrıca, bölgede daha önce bulunan ve Oğuzlar ile ilişkilendirilmeyen diğer Türk runik yazıtlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği önerilmiştir.

Yazıtın altında yer alan damga ise Oğuz boylarından bazılarına ait işaretlerle benzerlik göstermekte ya da yerleşim çevresindeki doğal unsurları simgeliyor olabileceği düşünülmektedir. Bu yönüyle buluntu, hem dilsel hem de sembolik açıdan çok katmanlı bir araştırma alanı sunmaktadır.

 

Çiğdem Münibe Alyanak, Sevi Gözay Aslan aa