Anasayfa / Turizm

Nolan'ın Odysseia’sı hasılat rekoruna koşarken Troya'ya turistik ilgi artıyor

Christopher Nolan’ın Homeros’un Odysseia destanından uyarladığı “The Odyssey” dünya çapında 1,1 milyar doları aşarak yönetmenin kariyerindeki en yüksek gişe hasılatına ulaşırken, filmin başarısı binlerce yıllık Homeros coğrafyasına yönelik seyahat ilgisini de artırıyor. Özellikle Türk Turizm sektörü, Troya için Troy filminden sonra dikkat çekici bir tanıtım fırsatı olan filmin doğurduğu şansı iyi değerlendirmek istiyor.

 

Christopher Nolan’ın yönettiği “The Odyssey”, 17 Temmuz’da vizyona girmesinin ardından dördüncü hafta sonunda dünya çapında 1,104 milyar dolar gişe hasılatına ulaştı. Böylece film, yaklaşık 1,08 milyar dolarlık hasılat elde eden “The Dark Knight Rises”ı geride bırakarak Nolan’ın kariyerindeki en yüksek gişe gelirine ulaşan yapım oldu.

Matt Damon’ın Odysseus’u canlandırdığı filmde Anne Hathaway, Tom Holland, Robert Pattinson, Zendaya, Lupita Nyong’o ve Charlize Theron da rol alıyor. Film, Truva Savaşı’nın ardından İthaka Kralı Odysseus’un evine dönmek için çıktığı uzun ve tehlikeli yolculuğu anlatıyor.

Şimdiden 1,1 milyar dolarlık hasılat elde edildi

“The Odyssey”, Nolan’ın 1 milyar dolar sınırını aşan üçüncü filmi oldu. Yönetmenin daha önce bu seviyeyi geçen yapımları “The Dark Knight” ve “The Dark Knight Rises” olmuştu. “Oppenheimer” ise yaklaşık 975 milyon dolarlık küresel hasılat elde etmişti.

Filmin gişe başarısında yüksek bütçeli yapımın yanı sıra IMAX gösterimleri de önemli rol oynadı. “The Odyssey”nin IMAX gelirleri de yapımın küresel performansında dikkat çekici bir paya ulaştı.

Ancak filmin asıl dikkat çekici etkilerinden biri gişe salonlarının dışında görülüyor. Homeros’un binlerce yıl önce anlattığı coğrafya, Nolan’ın filmiyle yeniden milyonlarca kişinin gündemine giriyor.

Dünyada Troya aramaları yüzde 3 bin 421 arttı

Filmin 17 Temmuz’daki gösteriminin ardından Troya’ya seyahat etmeye yönelik Google aramalarında yüzde 3.421 artış görüldüğü bildirildi. “Troya’ya uçuşlar” aramalarındaki artış ise yüzde 966 olarak hesaplandı. Ayrıca “Troya gerçek mi?” gibi aramalarda da belirgin yükseliş yaşandı. Söz konusu veriler, Nibble tarafından Google arama eğilimleri üzerinden yapılan analize dayanıyor; bu nedenle doğrudan turist sayısındaki artış olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.

Buna karşın rakamlar, popüler kültürün arkeolojik alanlara yönelik merakı nasıl harekete geçirebildiğini göstermesi açısından önem taşıyor.

Çünkü Odysseus’un hikâyesi İthaka’ya dönüş yolculuğunu anlatsa da anlatının başlangıç noktası Troya. Homeros’un destan dünyasında Truva Savaşı’nın sona ermesi, Odysseus’un yıllarca sürecek dönüş yolculuğunun başlangıcını oluşturuyor.

Bu nedenle Çanakkale’deki Troya Antik Kenti, filmin hikâyesinin geçtiği gerçek coğrafyalardan biri olarak yeniden gündeme geliyor.

Film Troya’da çekilmedi ama gerçek Troya yeniden keşfediliyor

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Nolan’ın “The Odyssey”si Troya’yı Türkiye’de çekmedi.

Film ekibi, Troya’yı Fas’taki Aït Benhaddou çevresinde oluşturulan setlerde canlandırdı. Truva Atı’nın sahile çıkarıldığı sahneler de Fas’ın Essaouira kıyılarında çekildi. Filmin İthaka’sını ise Sicilya açıklarındaki Favignana temsil etti. Yapımın çekimleri Fas, İtalya, Yunanistan, İskoçya, İzlanda ve Malta gibi farklı coğrafyalara yayıldı.

Dolayısıyla sinemadaki “Troya” ile Çanakkale’deki arkeolojik Troya aynı yer değil.

Ancak bu durum Türkiye açısından dezavantaj olmak zorunda değil. Tam tersine, filmin gerçek bir arkeolojik alanı yeniden inşa etmek yerine farklı coğrafyalardan yararlanması, izleyicinin filmde gördüğü mitolojik dünyanın gerçek karşılıklarını araştırmasına yol açabiliyor.

Nitekim uluslararası seyahat yayınları, “The Odyssey”nin ardından ziyaret edilebilecek yerler arasında özellikle Çanakkale yakınlarındaki Troya Antik Kenti ve Troya Müzesi'ni gösteriyor.

Troya’nın hikâyesi beyaz perdeden çok daha eski

Troya'nın turizm açısından avantajı, yalnızca Homeros'un destanındaki bir mekân olması değil. Çanakkale'deki arkeolojik alan, farklı dönemlere ait yerleşim katmanlarının üst üste bulunduğu çok katmanlı bir kent.

Troya, 1998'den bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor. Kentteki arkeolojik araştırmalar, Homeros destanının tarihsel arka planına ilişkin tartışmaların da önemli kaynaklarından birini oluşturuyor.

Bu nedenle “The Odyssey”nin yarattığı ilgi, yalnızca bir film setinin peşinden gitmek anlamına gelmiyor. Ziyaretçiler, filmin hikâyesinin başlangıç noktası kabul edilen coğrafyada gerçek bir arkeolojik alanla karşılaşıyor.

Troya Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan da filmin Troya ve Çanakkale bölgesinin uluslararası tanıtımına katkı sağlayabileceğini belirterek, yapımın yarattığı küresel ilgiyi bölge açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirmişti.

“Set-jetting” arkeolojik turizme dönüşebilir

“The Odyssey”nin başarısı, sinema ile turizm arasındaki ilişkinin yeni bir örneğini de ortaya koyuyor.

Son yıllarda “set-jetting” olarak adlandırılan, izleyicilerin filmlerde gördükleri mekânları ziyaret etmek amacıyla seyahat etmesi, turizm sektörünün dikkat çektiği eğilimlerden biri haline geldi.

Nolan’ın filmi bu açıdan daha geniş bir potansiyele sahip. Çünkü “The Odyssey” tek bir ülkenin ya da tek bir şehrin hikâyesini anlatmıyor; Troya’dan İthaka’ya, Akdeniz adalarından mitolojik mekânlara uzanan geniş bir coğrafyayı harekete geçiriyor.

Türkiye açısından ise en güçlü bağlantı Troya'da ortaya çıkıyor. Avrupa’daki seyahat yayınlarında bile “Odyssey rotası” önerileri arasında Çanakkale’deki Troya ve Troya Müzesi yer alıyor. Ayrıca Homeros’un dünyasını izleyen özel tur programlarının Türkiye ve Yunanistan'daki arkeolojik alanları aynı rota içinde birleştirmeye başlaması, bu ilginin yalnızca teorik olmadığını gösteriyor.

Buradaki fırsat yalnızca daha fazla ziyaretçi çekmek değil. Troya'nın yanı sıra Batı Anadolu'daki antik kentlerin, müzelerin ve arkeolojik araştırmaların Homeros dünyasıyla ilişkisini anlatan daha kapsamlı kültür rotaları oluşturmak da mümkün.

Christopher Nolan'ın 1,1 milyar dolarlık gişe başarısı bu açıdan yalnızca Hollywood için bir rekor değil. Film, binlerce yıllık bir destanın modern sinema aracılığıyla yeniden küresel dolaşıma girmesini sağlıyor.

Ve Odysseus'un hikâyesinin başladığı yerlerden biri olan Troya, bu küresel ilginin Türkiye'deki en önemli karşılıklarından biri olmaya aday görünüyor.