Anasayfa / Arkeoloji

Muradiye’de 600 Yıllık Sır: 2. Murad Camisi’nde Gizli Havuz Ortaya Çıkarıldı

Bursa’daki Muradiye Külliyesi’nde yürütülen restorasyon çalışmaları, Osmanlı erken dönem mimarisine dair çarpıcı bir keşfi gün yüzüne çıkardı. 2. Murad Camisi’nde ortaya çıkarılan sekizgen planlı çinili havuz, yalnızca estetik değil, akustik ve mekânsal işlevleriyle de dikkat çekiyor. Bu bulgu, Osmanlı dini mimarisinde su öğesinin çok yönlü kullanımına dair yeni tartışmaları beraberinde getiriyor ve tarihsel mekân algısını yeniden şekillendiriyor.

 

Tarihi Mekânda Beklenmedik Keşif
Muradiye Külliyesi içinde yer alan 2. Murad Camisi’nde sürdürülen restorasyon çalışmaları sırasında, yaklaşık 600 yıllık bir havuz kalıntısı ortaya çıkarıldı. 1426 yılında Sultan II. Murad tarafından inşa ettirilen camide yapılan kazılar, Osmanlı mimarisine dair yeni veriler sunuyor.

Kazı çalışmaları, ana girişten ibadet alanına geçiş sağlayan bölümde yoğunlaşırken, sekizgen planlı, mermer ve çini kaplamalı bir havuz yapısı tespit edildi. Uzmanlara göre bu yapı, caminin özgün mimari kurgusunun önemli bir parçası.

Osman Hamdi Bey’in Tablosuyla Örtüşen Bulgular
Keşfin dikkat çekici yönlerinden biri, Osman Hamdi Bey’in “Cami Kapısında (At the Mosque Door)” adlı eserinde tasvir edilen mekânsal düzenle örtüşmesi oldu. Londra’daki bir müzayedede satılan tabloda betimlenen giriş kompozisyonu, kazı sırasında ortaya çıkarılan havuzun konumuna dair ipuçları sunuyor.

Bu paralellik, sanat eserlerinin arkeolojik ve mimari araştırmalarda nasıl tamamlayıcı veri kaynağı olabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor. Restorasyon ekipleri, tablonun görsel verilerini de dikkate alarak kazı sürecini yönlendirdi.

Süsleme mi, Akustik mi? İşlev Tartışması
Restorasyon uzmanlarına göre havuzun işlevi, klasik anlamda abdest alma pratiğinden farklı. Yapının, cami içindeki ses dağılımını düzenlemek ve mekânsal konforu artırmak amacıyla tasarlanmış olabileceği değerlendiriliyor.

Özellikle “tabhane” olarak bilinen yan mekânlarda konaklayan dervişler ve yolcuların sohbetlerinin ana ibadet alanını etkilememesi için su yüzeyinin akustik dengeleyici rol oynadığı düşünülüyor. Ayrıca havuzun bulunduğu alanın, dinlenme ve serinleme amacıyla da kullanılmış olabileceği ifade ediliyor.

Bu yönüyle yapı, erken Osmanlı mimarisinde suyun yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda mekânsal ve deneyimsel bir unsur olarak değerlendirildiğini gösteriyor.

Çiniler ve Gizemli Kanallar
Kazı sırasında ortaya çıkarılan çini parçaları, turkuaz ağırlıklı mavi tonlarıyla dikkat çekiyor. Yapılan analizler, bu çinilerin caminin harim bölümündeki süslemelerle aynı döneme ait olduğunu ortaya koyuyor.

Öte yandan, caminin alt yapısında tespit edilen kanal sistemleri de araştırmacıların ilgisini çekmiş durumda. Bu kanalların havalandırma, ısıtma ya da yapısal destek amacıyla kullanılmış olabileceği üzerinde duruluyor. Özellikle erken dönem Osmanlı yapılarında nadir görülen bu tür altyapı sistemleri, mimari teknoloji açısından önemli veriler sunabilir.

Uzmanlar, havuzun bilinçli şekilde kapatıldığını ve zaman içinde işlevini yitirdiğini değerlendiriyor. Hazırlanan raporlar doğrultusunda, yapının yeniden ihya edilerek ziyaretçilere sunulması planlanıyor.

Kaynak: Büşra Nur Yılmaz aa