Mardin Kasımiye Medresesi’nde Bir Asır Sonra Yeniden Eğitim: Tarih ve Bilim Buluşuyor
Mardin’deki Kasımiye Medresesi, yaklaşık bir asır aradan sonra yeniden akademik eğitime açılarak tarihsel kimliğini günümüze taşıyor. Artuklu ve Akkoyunlu dönemlerinin izlerini barındıran yapı, bugün üniversite derslerine ev sahipliği yaparak geçmişin bilim geleneğini canlandırıyor. Mimari, sanat tarihi ve ilahiyat gibi alanlarda verilen uygulamalı eğitimler, öğrencilerin tarihi mekanla doğrudan etkileşim kurmasını sağlayarak benzersiz bir öğrenme deneyimi sunuyor.
Yüzyıllar Boyunca Bilimin Merkezi
Kasımiye Medresesi, 15. yüzyılda tamamlanmasına rağmen kökenleri 13. yüzyıldaki Artuklu dönemine uzanan bir eğitim yapısı olarak öne çıkıyor. Timur dönemindeki Moğol saldırıları nedeniyle yarım kalan medrese, Akkoyunlu Sultanı Kasım İbn Cihangir tarafından 1469’da tamamlanarak bölgenin önemli ilim merkezlerinden biri haline geldi.
Taş işçiliğinin özgün örneklerini barındıran yapı, türbe, çeşme ve 23 derslikten oluşuyor. Kapı üzerlerindeki semboller, geçmişte verilen derslerin içeriğini yansıtırken, medresede yalnızca dini eğitim değil; tıp, astronomi, matematik ve kimya gibi pozitif bilimler de okutuldu. Bu yönüyle medrese, Orta Çağ İslam dünyasının çok disiplinli eğitim anlayışını temsil ediyor.
I. Dünya Savaşı’na kadar kesintisiz eğitim verilen yapı, daha sonra asker konağı olarak kullanıldı ve 20. yüzyıl ortalarında restorasyonla müze işlevi kazandı.
Yeniden Eğitimle Canlanan Bir Miras
2020 yılında Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde İslam Bilim ve Sanat Merkezi olarak değerlendirilmeye başlanan medrese, son yıllarda yeniden eğitim mekânı kimliğini kazandı. Günümüzde beş derslikte haftanın beş günü lisans ve lisansüstü dersler veriliyor.
Turizm, mimarlık, ilahiyat ve güzel sanatlar gibi disiplinlerde eğitim gören öğrenciler, derslerini tarihi atmosfer içinde uygulamalı olarak işleme fırsatı buluyor. Aynı zamanda ziyaretçilere açık olan mekânda, Turizm Rehberliği Bölümü öğrencileri sahada deneyim kazanıyor.
Rektör İbrahim Özcoşar, üniversitenin Kasımiye’nin bilimsel mirasını yeniden canlandırmayı hedefleyen bir strateji geliştirdiğini belirterek, bu yapının modern kampüs anlayışına alternatif bir öğrenme alanı sunduğunu vurguluyor. Ona göre, öğrencilerin tarihi bir mekânda eğitim alması, teorik bilgiyi somut deneyimle bütünleştiriyor.
Mekânın Ruhu ve Öğrenci Deneyimi
Medresede eğitim alan öğrenciler, bu deneyimi yalnızca akademik değil, aynı zamanda duygusal bir süreç olarak tanımlıyor. Turizm Rehberliği öğrencisi Özlem Tekin, yapının “zamanın üniversitesi” olduğunu vurgularken, Radyo, Televizyon ve Sinema öğrencisi Fatma Nur Tunç, medresenin tarihsel atmosferinin kendisini derinden etkilediğini ifade ediyor.
İlahiyat öğrencisi Lütfi Baran ise burada hadis ve tefsir dersleri almanın, geçmişte aynı mekânda eğitim gören alimlerle sembolik bir bağ kurduğunu belirtiyor. Öğrenciler, medresenin yalnızca bir yapı değil, aynı zamanda geçmişle bugünü buluşturan bir hafıza mekânı olduğunu dile getiriyor.
Tarih, Mimari ve Uygulamalı Eğitim
Sanat tarihi ve arkeoloji öğrencileri için Kasımiye Medresesi, derslerin doğrudan mekân üzerinden işlendiği bir açık laboratuvar işlevi görüyor. Yapının Artuklu ve Akkoyunlu dönemlerine ait mimari özellikleri, öğrencilerin teorik bilgiyi yerinde gözlemlemesine olanak tanıyor.
Bu yaklaşım, modern eğitim modellerine alternatif bir yöntem sunarken, kültürel mirasın korunması ve aktarılması açısından da önemli bir rol oynuyor. Öğrenciler, geçmişte El-Cezeri gibi bilim insanlarının yetiştiği bir ortamda eğitim almanın sorumluluğunu hissettiklerini ifade ediyor.
Bugün yeniden eğitimle hayat bulan Kasımiye Medresesi, yalnızca bir tarihi yapı değil, aynı zamanda geçmişin bilimsel birikimini günümüzle buluşturan yaşayan bir eğitim alanı olarak öne çıkıyor.