Anasayfa / Müzeler

Malatya Radyo ve Gramofon Müzesi

Malatya'daki "Radyo ve Gramofon Müzesi", bünyesindeki nostaljik materyallerle ziyaretçilerini tarihi yolculuğa çıkarıyor.

 

Malatya'da 2018'de kent mimarisine uygun inşa edilen 2 katlı kerpiç evde kurulan müze, radyo ve gramofonun zaman içinde geçirdiği değişimi gözler önüne seriyor.

Müze, gelişen teknoloji ve küreselleşen dünya ekseninde çocuk ve gençlere sanat, kültür alanında nostaljik ve eğitici bilgiler sunuyor.

1890'dan günümüze birçok radyo ve gramofonun bulunduğu müzede, TRT Radyosu'nun serüveni, İstanbul Telsiz Evi, Fahri Kayahan, Siyasal Tarih, İlk Radyo Yayını gibi birçok alan da bulunuyor.

Radyo ve gramofon adına birçok ürünün de bulunduğu müzede, ziyaretçileri taş plakla çalınan şarkılar karşılıyor.

Müze sorumlusu Ebubekir Yalnız, müze içerisindeki materyallerin kronolojik sıraya göre dizildiğini söyledi.

Müzeye ilginin fazla olduğunu aktaran Yalnız, şöyle devam etti:

"Müzemizde kronolojik olarak sıraya dizilmiş 703 parça eser bulunuyor. İlk yıllardan başlayarak tarihi gelişimsel sıralaması yapılmış. Oda oda 2 katlı kerpiç evden oluşan bir müze. İlk odamızda 1920'li yıllar var, ikinci odada ise 1930'lu yıllar. Nazi döneminde kullanılmış eserler var. Üçüncü odada ise İstanbul Telsiz Evi, Türkiye'deki radyo yayın tarihinin başlangıç odamız var. Ayrıca siyasal iletişim, radyo köşesi var. Üst katta ise günümüze doğru gelen 1940 ve 2020 yılına kadar ürünler var."

- "Yüzde 95'i çalışır durumdadır"

Müze içerisinde çok sayıda nostaljik materyal bulunduğunu belirten Yalnız, ziyaretçilerin en çok gramofonlarla ilgilendiğini ifade etti.

Radyo ve gramofonun dışında birçok alanda da ziyaretçilere hizmet verdiklerini dile getiren Yalnız, "Müzemizde ilk müzik çalar olan laternadan yaklaşık 1950 yılına kadar üretilmiş gramofonlar mevcut. Bunların içerisinde tarihe yenik düşmüş malzemesi bulunmayan ürünler de var ama gramofon müzesinde bulunan cihazların yüzde 95'i çalışır durumdadır." diye konuştu.

Siyasal ve savaş alanında kullanılmış birçok radyonun da müzede ziyaretçileri karşıladığını söyleyen Yalnız, müzeye kendisinin de zamanla daha çok ilgi duyduğunu kaydetti.

- "El yapımı gramofon var"

Müzede 703 parça eser bulunduğunu hatırlatan Yalnız, şöyle devam etti:

"İlk el yapımı radyodan günümüze kadar olan çeşitli alanlarda kullanılan birçok radyo ve gramofon var. Araba teybi, uçak radyosu, savaş dönemi ajanları ve çiftçilerin kullandığı değişik segmentte bir sürü radyomuz bulunmaktadır. Yılda 50-60 bin misafir ağırlıyoruz. Ziyaretçilerimiz Türkiye'de böyle bir müzenin olduğunu duymadıklarını söylüyor. Ziyaretçiler müzeden çok memnun kalıyor. Müzeye gelenler atalarından, dedelerinden bugüne kadar gördükleri ve duydukları ürünleri bire bir burada kendileri görerek ve dokunarak tanıma fırsatı buluyor."

- "Herkesin gelip görmesi gereken bir müze"

Müzeyi ziyarete gelen Murat Yılmaz, müzeyi gezme fırsatı bulduğundan dolayı mutlu olduğunu belirtti.

Müzenin çok kapsamlı olduğunu aktaran Yılmaz, "Herkesin gelip görmesi gereken bir müze. Çok şaşırtıcı nostaljik bir ambiyansı var. Bu doğallığı görmenizi tavsiye ederim. Yeşilçam filmlerine gittim, çocukluğumuza gittim. O zaman izlediğim filmleri gördüm." dedi.

Müzeyi ziyaret eden Orhan Uludağ da müzenin kendisine geçmişi hatırlattığını ifade etti.

Müzeyi ziyaret edince dedesinin anlattığı anıların canlandığını belirten Uludağ, "Dizilerden izlediğimiz ve dinlediğimiz öyküleri çok iyi anladık. Eski çok fazla gramofon var. Teknolojinin ne kadar geliştiğini gördük. Tarihi detayların çok iyi korunduğunu gördüm. Hepsi fabrikadan yeni çıkmış gibi." ifadesini kullandı.

Ziyaretçilerden Ebru Karaaslan da Malatya'da böyle bir müzenin bulunmasından dolayı mutlu olduğunu söyledi.

Müzenin herkes tarafından görülmesi gerektiğini dile getiren Karaaslan, şunları kaydetti:

"Çok kıymetli ürünler, her birinin anısı var. Bunları gören insanlar belki de ölmüştür. Bunlara dokunan insanlar, bir şeyler dinleyen insanlar belki hayatta yok. Çok kıymetli. Eski plaklar çok değerli şeyler. Eskiden günümüzde bulunan imkanlar yoktu. Böyle şarkıları dinlemek ve böyle eserlerin hala bulunması çok değerli."

AA Okan Coşkun