Anasayfa / Etkinlikler

Kıbrıs Türk Kültürü’nün Çok Katmanlı Mirası Ankara’da Tanıtıldı

Ankara’da düzenlenen “Kıbrıs Türk Kültürü Tanıtım Programı”, Kıbrıs Türk halkının tarihsel birikimini, kültürel kimliğini ve toplumsal hafızasını görünür kılmayı amaçlayan önemli bir kültürel diplomasi örneği olarak öne çıktı. Programda konuşan yetkililer, Kıbrıs Türk kültürünün çok katmanlı tarihsel kökenlerini, misafirperverlik ve dayanışma temelli değerlerini, kadınların ve sanatçıların kültürel mirasın korunmasındaki rolünü ve genç kuşaklara aidiyet bilinci kazandırma hedefini vurguladı.

 

Ankara’da Kıbrıs Türk Kültürüne Akademik ve Toplumsal Odak
Kıbrıs Türk kültürünün tanıtılması ve kültürel mirasın uluslararası ölçekte görünür kılınması amacıyla Ankara Kent Konseyi’nde düzenlenen “Kıbrıs Türk Kültürü Tanıtım Programı”, tarih, kültür politikaları ve kimlik inşası bağlamında dikkat çekici bir platform sundu. Etkinlik, Kıbrıs Türk halkının tarihsel deneyimlerini, çok kültürlü mirasını ve güncel kültürel üretimini Ankara kamuoyuyla buluşturarak kültürel diplomasinin etkili bir örneğini oluşturdu.

Program kapsamında yapılan konuşmalarda, Kıbrıs Türk kültürünün yalnızca geçmişe ait bir folklor unsuru değil; yaşayan, dönüşen ve kuşaklar arası aktarımla güçlenen dinamik bir kimlik alanı olduğu vurgulandı. Etkinlik, kültürel mirasın korunması, genç kuşaklara aidiyet kazandırılması ve kültürel üretimin sürdürülebilirliği gibi çağdaş tartışmalara da zemin hazırladı.

Medeniyetlerin İzinde Kıbrıs Türk Kimliği
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın eşi Nilden Bektaş Erhürman, konuşmasında Kıbrıs Türk kültürünün tarihsel olarak Fenikeliler, Venedikliler, Osmanlılar ve Britanya İmparatorluğu gibi farklı medeniyetlerin etkisiyle şekillendiğini belirtti. Erhürman, bir coğrafyada yaşayan toplulukların o toprakların kültürel dokusuna katkı sunduğunu ifade ederek, Kıbrıs Türk kimliğinin çok katmanlı ve tarihsel bir birikimin ürünü olduğuna dikkat çekti.

Hoşgörü, misafirperverlik, güçlü aile bağları ve komşuluk ilişkilerinin Kıbrıs Türk kültürünün temel değerleri arasında yer aldığını vurgulayan Erhürman, bu değerlerin hem gündelik yaşam pratiklerine hem de sanat, müzik, mutfak ve el sanatlarına yansıdığını belirtti. Bununla birlikte kültürel hafızanın yalnızca olumlu deneyimlerden değil; savaş, göç ve travma gibi zor tarihsel süreçlerden de beslendiğini ifade etti. Bu bağlamda Kıbrıs Türk müziğinin neşeli ezgilerle birlikte acı, özlem ve tutunma duygularını da taşıdığına dikkat çekti.

Aidiyet, Kuşaklar ve Kültür Politikaları
Erhürman, kültürün yalnızca geçmişi anlatan bir anlatı değil, genç kuşaklara aidiyet bilinci kazandıran stratejik bir araç olduğunu belirterek, Kıbrıs Türk halkının tarih boyunca kendini ifade etme ve var olma mücadelesi verdiğini dile getirdi. Kültürel aktarımın bu kimlik mücadelesinde merkezi bir rol üstlendiğini vurgulayan Erhürman, gençlerin kendi tarihleriyle bağ kurmasının kültürel süreklilik açısından kritik olduğunu ifade etti.
KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ise Kıbrıs Türk halkının kültürünü, sanatını ve geleneklerini büyük bir özveriyle yaşattığını belirterek, kültürel mirasın korunmasının yalnızca devletin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu söyledi. Ataoğlu, Kıbrıs Türk kültürünün halkın yaşanmışlıklarını, mücadelelerini ve özlemlerini yansıttığını; sanat, gastronomi ve halk danslarının bu tarihsel birikimin önemli temsil alanları olduğunu kaydetti.

Kadınlar, Sanatçılar ve Kültürel Süreklilik
Ataoğlu, kültürel değerlerin korunmasında özellikle kadınların, kooperatiflerin ve sanatçıların kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. Kadın emeğinin, yerel üretimin ve kültür-sanat faaliyetlerinin hem kültürel mirasın sürdürülebilirliği hem de ülkenin uluslararası tanıtımı açısından önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Birlik ve dayanışma içinde yürütülen kültürel çalışmaların Kıbrıs Türk kimliğini daha ileri bir noktaya taşıyabileceğini dile getirdi.

KKTC Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ise Kıbrıs Türk kültürünün yalnızca Anadolu’dan taşınmış bir miras değil, Anadolu’nun ruhu ile Akdeniz’in kültürel dokusunun birleşiminden doğan özgün bir Türk kimliği olduğunu belirtti. Kültürü bir halkın “sesi” olarak tanımlayan Korukoğlu, Kıbrıs Türk halkının tarih boyunca karşılaştığı zorluklara rağmen milli ve kültürel kimliğini korumayı başardığını vurguladı.

Korukoğlu, kültürel diplomasinin yalnızca resmi anlaşmalarla değil; paylaşılan yemekler, müzikler ve gündelik yaşam pratikleriyle güçlendiğini ifade ederek, bu tür etkinliklerin halklar arasında duygusal ve kültürel bağları derinleştirdiğini söyledi. Kıbrıs Türk mutfağı, müziği, el sanatları ve gündelik yaşam kültürünün hem geçmişi anlamaya hem de geleceğe yönelik güçlü bir aidiyet duygusu inşa etmeye katkı sunduğunu belirtti.
Sonuç olarak Ankara’daki bu program, Kıbrıs Türk kültürünü akademik, sanatsal ve diplomatik boyutlarıyla ele alarak kültürel mirasın korunması, tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli bir örnek oluşturdu.
 

Aybüke İnal Kamacı, Irmak Akcan, Zeynep Katre Oran aa