Anasayfa / Aktüel

Karar, 'Kamu yararı' dedi ama Kamu, karara karşı Milli Mücadele başlattı

Yasalarla çelişen ve ülkenin altına imza attığı uluslararası sözleşmelere aykırı düşen karar Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girince, kamu adeta "yararı yere batsın" diyerek tarım alanlarını korumak için mücadele başlattı.

 

Yasalarla çelişmesine rağmen zeytinlik alanların maden projelerine açılmasına imkan tanıyan yönetmeliğin 1 Mart tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonra karara tepki verenler itirazlarını dile getirmeye başlamışlardı. Tepki verenlerin sayısı çığ gibi arttı ve çok sayıda kurum Resmi Gazete'de yayımlanan kararın iptali için Danıştay'ın kapısını çaldı.

Aralarında; İzmir Büyükşehir Belediyesi, Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Belediyesi ,Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı odalar, Çiftçiler Sendikası (Çiftçi-Sen), Türkiye Barolar Birliği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Sol Parti, İyi Parti ve Ulusal Zeytin Konseyi'nin bulunduğu pek çok odalar, sendikalar, çevre derneği ve siyasi parti Danıştay’a dava açarak alınan yanlış karardan dönülmesi için dava açtı. 

Öte yandan hemen her kesimden pek çok ünlü sima, pek çok kurum ve kuruluş yayınladıkları basın açıklamaları ile kararı kınadı ve Türk Halkını konuya duyarlı olmaya çağırdı.

Dünya Gazetesi: Zeytinlik Alanları Koruyan Yasa Sistemli Olarak Değiştirilmek İsteniyor

Karara tepki veren yayın organlarından Dünya Gazetesi konuyla ilgili olarak Zeytincilik Yasası'nın 9 kez değiştirilmek istendiğine dikkat çekti ve "AK Parti iktidara geldikten sonra zeytincilik yasasını değiştirmeye yönelik ilk çalışmayı 2003 yılında, yani iktidara geldikten çok kısa bir süre sonra gündeme getirdi. Daha sonra 17 Ocak 2006'da, 15 Temmuz 2008'de, 3 Temmuz 2009'da, 21 Nisan 2010'da, 20 Şubat 2013'te, 16 Haziran 2014'te, 17 Mayıs 2017'de ve 1 Mart 2022'de olmak üzere bu güne kadar tam 9 kez zeytin sahaları ile ilgili yasal düzenleme girişiminde bulundu" hatırlatmasını yaptı...

İzmir Ziraat Mühendisleri Odası:  Bu Yönetmelik Değişikliğinde Kamu Yararı Olamaz

İzmir Ziraat Mühendisleri Odası'nın yaptığı yazılı açıklamada da "maden yönetmeliğinde yapılan son değişiklik, dünyanın ve ülkemizin gıda krizi yaşadığı bir dönemde tarım alanlarına ve tarımsal üretime yönelik bir tehdit" olarak değerlendiriliyor ve "Böyle bir faaliyet çevresindeki zeytinliklerin ve tarım alanlarının bütünlüğünün bozulması ve zarar görmesine sebep olacaktır. Zeytinliklerin ve Tarım alanlarının tahribatına yol açacak bu yönetmelik değişikliğinde kamu yararı olamaz".

Bu noktada ilginç bir tepki de komplo teorilerinin arka planlarını aydınlatarak, tarihi olayları bilimsel ve metafizik bakış açıları ile Kuran'ı Kerim eksenli olarak yorumlamasıyla dikkatleri üzerine çeken ünlü gazeteci ve araştırmacı yazar Mehmet Ali Bulut'tan geldi.

Gazeteci Yazar Mehmet Ali Bulut:  Milli Mücadele Kararı Alabilirsiniz  

Ünlü yazar Mehmet Ali Bulut, Kuran'ı Kerim'in Tin suresinin lk ayeti ile başladığı sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri paylaştı:  "İncire ZEYTİNe ... Yemin olsun ki... Bir gazetede "zeytinlik alanları şayet altında maden barındırıyorsa, zeytinler başka yere taşınıp madenciliğe açılabilecek..." diye bir haber okudum. Bu haber beni 1950li yılların sonuna götürdü. O Zaman da zeytine yönelik bir hışım operasyonu başlatılmıştı. Onun bir Şeytanî aklın dayatması olduğunu yıllar sonra öğrendik. O zamanlar sadece bizim dağlarda (Amanoslar) yüzbinlerce zeytin ağacı söküldü yok edildi. O zaman bilemedik gerekçesini. "Hükümetin hikmetinden sual olunmaz" dedik. Sonra anladık ki bize ezanı bağışlayan Menderes hükümeti Rockefeller Efendi'nin vakfıyla anlaşmış. Margarin yememiz gerekiyormuş Amerikancı olmak için. Ben tahmin ediyorum bu karar da böyle vahim bir operasyonun eseri.  Ey millet eğer böyle bir karar gündeme gelirse o zaman buna karşı milli mücadele verme kararı alabilirsiniz.  Zeytininizi vermeyin, GDO culara teslim olmayın. Vallahi asıl beka sorunu, baba toprağınızda atalardan kalan temiz tohumlarla tarım yapamamaktır.
Bu arada tarım bakanımızın değiştiğini öğrendim. Tebrik ediyorum hemşerimizi. İnşaallah gideni aratmaz"

Nezih Başgelen: Türkiye verdiği sözü tutmayan bir ülke durumuna düşecektir

Ünlü Editör Arkeolog Nezih Başgelen ise kararla ilgili başka bir garipliğe dikkat çekti ve Paris Anlaşması ile çelişen kararın sadece ulusal değil, uluslarası bir sorun olduğunu savundu.

Başgelen, Paris Anlaşması açısından Türkiye ve kömür madenciliği için zeytinliklerimizi feda eden yönetmelik değişikliğiyle ülkemizin düştüğü garip durumu şöyle açıkladı:  "Ülkemiz, Paris Anlaşması’nı, 22 Nisan 2016 tarihinde, New York’ta düzenlenen Yüksek Düzeyli İmza Töreni’nde 175 ülke temsilcisiyle birlikte imzalamış ve Ulusal Beyanımızda da adı geçen Anlaşma’yı gelişmekte olan bir ülke olarak imzaladığımız vurgulanmıştır. Paris Anlaşması 7 Ekim 2021 tarihinde Türkiye'de Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanarak iç hukuk onay süreci de tamamlanmıştır. Anlaşma onay belgesi Türkiye olarak 11 Ekim 2021 tarihinde BM Sekretaryası’na tevdi edilmiştir. Paris Anlaşması’nın nasıl uygulanacağına dair hususları içeren Paris Anlaşması Çalışma Programı (Kural Kitabı) ise 31 Ekim-13 Kasım 2021 tarihlerinde Birleşik Krallık'ın (BK) ev sahipliğinde, Glasgow’da düzenlenen 26.Taraflar Konferansında (COP 26) tamamlanmıştır. Paris Anlaşması’nın en önemli amacı sera gazı emisyonlarında direk azaltım oluşturulmasıdır. Bu açıdan kömürden elektrik üretiminin sonlanması ve kömürlü termik santrallerin kapatılması bu anlaşmanın en kritik açılımıdır. 1 Mart 2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliğinin 115 inci maddesine eklenen yeni karara göre ise, zeytin alanları başta kömür madenciliği olmak üzere madencilik faaliyetlerine açılabilecektir. Bu değişiklik, Türkiye’nin Paris anlaşmasında neyin altına imza koyduğunun tam ayırdında olmadığını göstermekte. Kömürlü Termik Santrallerin faaliyetlerini arttırmaya yönelik böyle bir değişiklik beyanı bizi Paris Anlaşması gibi insanlığın geleceğini ilgilendiren kritik bir sözleşmenin sorumluluğu açısından ulusal ve uluslararası alanda verdiği sözü tutmayan bir ülke durumuna düşürecektir. Bu nedenle de bu değişikliğin bir an önce uygulamadan kaldırılması gerekmektedir."

EKODOSD: zeytinliklerin  tehdit içeren her türlü faaliyetten korunmasını istiyoruz

Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, konu hakkında yaptığı açıklamada zeytinliklerin sadece madencilik faaliyetlerinden değil tehdit içeren her türlü faaliyetten korunması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:   "Bizler Ege’de yaşıyoruz. Zeytin Ege coğrafyası için geçmiş uygarlıklardan buyana en çok değer verilen kutsal bir ağaçtır. Ege’de hangi antik kente, hangi ören yerine giderseniz gidin, bu tarihi alanların içi ve çevresi tamamen zeytin ağaçlarıyla doludur. Bugün bizlere kalan en önemli ve anlamlı doğal miraslarımızdır zeytin ağaçları. Kırsal kesim insanlarının en önemli geçim kaynağıdır. 7’den 70’e tüm aileyi bir araya getiren kadim bir ağaçtır zeytin. Evlatları doktor da olsa, avukat da olsa, herhangibir yer de çalışmış da olsa mutlaka zeytin zamanı ailesinin yanında ya zeytin çırpıyordur ya da topluyordur.  Resmi Gazete’de yayımlanan habere göre, “sahayı rehabilite etme” şartıyla zeytinlik alanlarında madencilik faaliyetleri yapılabilecek.  Zaten yapılaşmalarla, açılan imarlarla zeytine olan tehdit, bu yönetmelikle geri dönülmez bir şekilde zeytinlikleri tamamen yok edecektir. Bu durumdan en çok kırsal kesim insanları olumsuz etkilenecektir. Tarımın çok önemli olduğunu iyice hissettiğimiz pandemi döneminde, halkın sofrasında ki zeytini, zeytinyağını etkileyecektir. Zeytinlik ekosisteminde yaşayan birçok canlıyı etkileyecektir. Bir an önce kanuna aykırı bu işlemin durdurulmasını ve tüm zeytinliklerin başta maden olmak üzere tehdit içeren her türlü faaliyetten korunmasını talep ediyoruz."

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi: Davalar sonuçlanmadan geri çekilmesi iyi olur

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Tan,  Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin süreci yakından takip ettiğini belirterek “Bu hatadan bir an önce dönülmesi ve yönetmeliğin geri çekilmesini talep ediyoruz. Bu yönetmelik değişikliği geri çekilmezse kısa sürede biz de hukuki olarak haklarımızı kullanacağız, zaten dediğim gibi birçok kurum kuruluş dava açtı. Davalar sonuçlanmadan geri çekilmesi iyi olur. Ciddi bir tepki var. Kabul edilebilir bir şey değil” dedi.